<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-7258922635693199905</id><updated>2011-07-30T21:20:23.556-07:00</updated><title type='text'>GƏLİN LƏHCƏLƏRİMİZİ ÖYRƏNƏK</title><subtitle type='html'></subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://lehcelerimiz.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7258922635693199905/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lehcelerimiz.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>FİRUZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07731551592816267514</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>6</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7258922635693199905.post-4730093444218953659</id><published>2010-07-06T07:07:00.000-07:00</published><updated>2010-07-06T07:30:18.859-07:00</updated><title type='text'>IRAK TÜRKMEN AĞZI VE YAZILI METİNLERDE İMLA SORUNUNA TOPLU BİR BAKIŞ</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;IRAK TÜRKMEN AĞZI VE YAZILI METİNLERDE İMLA SORUNUNA TOPLU BİR BAKIŞ&lt;br /&gt; Habib HÜRMÜZLÜ*&lt;br /&gt;&lt;a href="mailto:hurmuzlu@yahoo.com"&gt;hurmuzlu@yahoo.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;* Hukukçu, Yazar ve Araştırmacı, Global Strateji Dergisi Başyazarı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;GİRİŞ&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;Irak Türkleri ( Irak Türkmenleri ) asırlar önce Orta Asya’dan batıya doğru göç ederek Irak’ın kuzeyindeki bölgeye yerleşmiş ve bu toprakları kendilerine vatan edinmişlerdir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn1" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn1" name="_ftnref1"&gt;[1]&lt;/a&gt;. Irak Türklerinin bu coğrafyaya yerleşmeleri Türkiye Türklerinin Anadolu’ya yerleşmelerinden çok önceki bir tarihe rastlar. Ancak bölge Osmanlı hâkimiyeti içine girince Irak’a pek çok Oğuz boyundan Türk girmiş ve daha önceden buralarda yerleşen Türklerle kaynaşarak bu coğrafyada diliyle, kültürüyle, mimarisiyle ve edebiyatıyla tam bir Türk hâkimiyeti ve medeniyeti kurmuşlardır. Irak Türkmenlerinin yerleşme sahası Musul vilayetine bağlı Telafer ilçesi ve bu ilçeye bağlı köylerden başlayarak Irak’ın güney doğusunda bulunan Bedre, Cassan ve Aziziye’ye kadar uzanır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn2" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn2" name="_ftnref2"&gt;[2]&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;Irak Türkleri Oğuz boyuna mensup bir topluluktur. Türkmence Ağzı da Türkçenin Azeri (Doğu Oğuzca ) sahası içine girer. Bu saha: Doğu Anadolu, Azerbaycan, Güney Azerbaycan (İran), Suriye Türkleri ve Irak Türkleri bölgelerini kapsar. Türkmen bölgelerinin Arap bölgeleriyle komşu olması ve tarih içinde zaman zaman İran akımına uğraması Türkmence ağzında Arapça ve Farsça kelimelerin bariz bir şekilde bulunmasına neden olmuştur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkmence Ağız mı?   Türkmence Ağızlar mı?&lt;br /&gt;Irak Türkmenlerinin ağzı genel olarak bir bütünlük arz eder. Buna rağmen, Türkiye’de ve dünyanın birçok yerinde olduğu gibi, şehir, kasaba, köy ve hatta mahalleler arasında bazı ağız farklılıklarının bulunduğunu burada kaydetmek gerekir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn3" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn3" name="_ftnref3"&gt;[3]&lt;/a&gt;. Bu durumun birçok nedeni vardır. Şehirlerde yaşayan, okuma yazma bilen ve belirli bir kültür seviyesine yükselebilen toplulukların ağzının köylerde yaşayan insanların ağızlarıyla farklılık göstermiş olması son derece doğaldır. Türkmenlerin ağzında görülen bazı farklılıkların bir nedeni de, bunların şimdiki yaşadıkları ve kendilerine vatan seçtikleri bu bölgeye farklı zamanlarda ve en önemlisi, farklı Türk bölge ve boylarından gelmiş olmalarıdır.&lt;br /&gt;Bazı Türkmen yazarlar, Türkmence ağzındaki bu farklılıklara bakarak, Türkmencenin değişik ağızlardan oluştuğu yorumunu yapmaktadırlar. Çoban Hıdır (Uluhan), doktora tezinin adını “Irak Türkmen Ağızları” olarak belirlemiştir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn4" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn4" name="_ftnref4"&gt;[4]&lt;/a&gt;[4]. Abdullatif Benderoğlu Irak Türkmen ağzını bir bütün olarak görmemekle birlikte, bu ağzın birkaç lehçeden oluştuğunu benimsemiştir. Benderoğlu Irak Türkmen ağzını ( 6 ) ağıza bölmüş ve her birine bir isim vermiştir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn5" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn5" name="_ftnref5"&gt;[5]&lt;/a&gt;[5]. Bu ayrımın altında siyasi nedenlerin yattığı kanısındayız ki bu konu, çalışma kapsamının dışında kalmaktadır. Benderoğu 6 adet Türkmen ağzını şöyle sıralamaktadır:&lt;br /&gt;1 – Kerkük ve Tavuğ ağzı&lt;br /&gt;2 – Tuzhurmatu ağzı.&lt;br /&gt;3 – Telafer ağzı.&lt;br /&gt;4 – Kifri ve Karetepe ağzı.&lt;br /&gt;5 – Hanekin ve Kızlarbat ağzı.&lt;br /&gt;6 – Erbil ve Altunköprü ağzı.&lt;br /&gt;İbrahim Dakuki de aynı yöntemi benimsemiş; ancak Kerkük Türkmen ağzının bu ağızlar arasında en saf ve Türkiye Türkçesine en yakın ağız olduğunu ve bu yüzden Türkmen aydın kesiminin bu ağzı Türkmen edebiyet ve Kültür dili olarak benimsediklerini vurgulamıştır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn6" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn6" name="_ftnref6"&gt;[6]&lt;/a&gt;[6]. Hidayet Kemal Beyatlı, Kerkük ağzının bütün Irak Türkmenlerinin konuştuğu ağızları kapsadığını ve Irak’ta konuşulan Türk ağızlarının aynı çizgide olduğunu, ancak bu alanda kimi ağız ayrılıklarının bulunduğunu vurgulamamıştır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn7" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn7" name="_ftnref7"&gt;[7]&lt;/a&gt;[7].&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TÜRKMEN AĞZI İLE İLGİLİ ÇALIŞMALAR&lt;br /&gt;Türkmence ağzında kullanılan Türkçe sözcükleri derleme ve toplama çabası Kerkük’te çıkan Beşir gazetesi (1959) ve Bağdat’ta çıkan Kardeşlik dergisi (1961 – 1977) tarafından folklorik metinlerin derlenmesiyle ve bu ağız üzerine yayınlanan makalelerle başlamıştır.&lt;br /&gt;Bilindiği üzere Türk Dil Kurumu 1932 – 1934 ile 1952 – 1959 yılları arasında yurdun çeşitli bölgelerinde halk ağzından derlemeler yapmış ve bu iki derlemeyi birleştirerek ilk cildi Ankara’da 1963 yılında yayımlanan 11 ciltten oluşan DERLEME SÖZLÜĞÜ adıyla dev bir eser meydana getirmiştir. Ek 1 adı verilen 12. cilt ise 1982 yılında yayınlanmıştır.&lt;br /&gt;Yapmış olduğumuz bir incelemeye göre&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn8" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn8" name="_ftnref8"&gt;[8]&lt;/a&gt;[8] bu sözlükte Irak Türkleri ağzıyla ilgili Türkmen yörelerinin çeşitli bölgelerinden derlenmiş toplam 1232 kelime yer almıştır ( 11 cildin toplamında 796 kelime, Ek-1’de toplam 436 kelime).&lt;br /&gt;Bir başka çalışma örneği 1979 yılında sunulan 3 adet doktora teziyle ortaya konmuştur. Bu yılda 3 Türkmen İstanbul Üniversitesi – Edebiyat Fakültesi’nde Türkmen ağzı konulu çalışmalarını bitirerek tezlerini sunmuşlar ve doktor unvanını almışlardır. Bu üç tezde&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn9" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn9" name="_ftnref9"&gt;[9]&lt;/a&gt;[9] Türkmen ağzından derlenmiş olan yüzlerce kelime yer almış ve bu ağızla ilgili geniş dil bilgisi çalışması yapılmıştır.&lt;br /&gt;Hidayet Kemal Beyatlı ayrıca “Irak Türkmen Türkçesi” adlı bir kitabında Tükmen ağzının grameri hususunda kapsamlı bir çalışma meydana getirmiştir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn10" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn10" name="_ftnref10"&gt;[10]&lt;/a&gt;[10] .&lt;br /&gt;10 yıl süren bir çalışma sonucunda Habib Hürmüzlü tarafından hazırlanan ve 2003 yılında yayınlanan “Kerkük Türkçesi Sözlüğü”&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn11" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn11" name="_ftnref11"&gt;[11]&lt;/a&gt;[11] adlı eser, çeşitli Türkmen bölgelerinden derlenen 5000’e yakın sözcük ve özet bir dil bilgisi çalışmasını içermiştir.&lt;br /&gt;Bu çalışmaların dışında Irak Türkleriyle ilgili yayınlanan birkaç eserin sonunda o eserin konusuyla ilgili veya o eserde geçen Türkmence sözcüklerin Türkiye Türkçesine göre anlamını belirten sayfalar eklenmiştir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn12" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn12" name="_ftnref12"&gt;[12]&lt;/a&gt;[12].&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;IRAK TÜRKMEN AĞZININ ÖZELLİKLERİ:&lt;br /&gt;Irak Türkmen ağzının en önemli özelliği, Anadolunun çeşitli bölgelerinde görüldüğü gibi, konuşma dilinin yazı dilinden farklı olmasıdır. Bu ağız, sadece konuşma dilinde ve folklorik metinlerde (Halk şiiri, Hoyrat, Atasözleri, Masallar ve Tiyatro gibi) kullanılmaktadır. Yazışmada ve sesli ve görüntülü medya araçlarında ise, Türkiye Türkçesi kullanılır. Irak Türkleri ağzı bu yönleriyle ağızlarına en yakın olan Azerbaycan ağzına göre farklılık gösterir. Azeri kökenli olan Irak Türkmen ağzına Türkmence denmektedir. Türkmence, Türkçe’nin ağızlarından biri olmasına rağmen, Irak’ta siyasi nedenlerle bu ağza Türkmence Dili denilmektedir. Bu terim hukuk alanına girerek Irak Anayasasında da kullanılmıştır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn13" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn13" name="_ftnref13"&gt;[13]&lt;/a&gt;[13]. Ne yazık ki bu oyunun farkında olmayan bazı Türkmen yazarlar, yazılarında hatalı bir şekilde “Türkmence Dili” ifadesini kullan-maktadırlar.&lt;br /&gt;Yukarıda belirtilen özelliklerden yola çıkarak Türkmence konusunu burada iki ana başlık altında mutalaa etmeye çalışacağız:&lt;br /&gt;1. Konuşma dili (ağzı)&lt;br /&gt;2.  Yazı dili.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 - &lt;strong&gt;KONUŞMA DİLİNİN ÖZELLİKLERİ&lt;/strong&gt;:&lt;br /&gt;Türkmence ağzının önce genel ve ortak özelliklerini ele alacağız ve sonra aradaki bazı farkları arz etmeye çalışacağız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;A – Müşterek Ögeler:&lt;br /&gt;Türkmen bölgelerinin tüm yörelerinde konuşulan ağızda belli başlı özellikler vardır. Bu özellikleri - detaylara girmeden - şöyle arz edebiliriz:&lt;br /&gt;1. Türkiye Türkçesinde bulunmayan ح ( art damak h’si , خ ( hırıltılı h ) , ق  ( art damak k’si ) sesleri Türkmence ağzında bariz bir şekilde kullanılır. Bu seslerin Türkmence ağzına Arapça ve Farsça’dan girmiş olduğu düşünülebilir.&lt;br /&gt;2. Bu ağızda yumuşak g (ğ) telaffuz edilmez, yerine (g) sesi kullanılır:&lt;br /&gt;Aynı şekilde (v) sesi yerine (w) kullanılır: var olmak : war olmağ.&lt;br /&gt;3.Kelime içinde ünsüz harflerin yer değiştirmesi: çıplak: çılpağ. Toprak: torpağ. Kirpik: kiprik.&lt;br /&gt;4. Ünsüz ikizleşmesi: sabah: sebbeh, taban: dabban, yedi: yeddi, ikiz: ekkiz.&lt;br /&gt;5.  Kelime başında (y) harfinin düşmesi: yılan: ilan, yüce: üce, yiğit: igit.&lt;br /&gt;6.  Ünsüz benzeşmesi: gelirler: geliller, isterler: isteller.&lt;br /&gt;7.  t –d değişmesi: but: bud, bir tane: bir dene, terzi: derzi.&lt;br /&gt;8.  d – t değişmesi: diken: tikan, dut: tut.&lt;br /&gt;9.   b – m değişmesi: ben: men, binmek: minmeğ, boncuk: muncuğ.&lt;br /&gt;10.  nazal n dönüşmesi. Yün: yüng, domuz: donguz, donmak: doymağ, gönül: gevil.&lt;br /&gt;11.  Türkmen ağzında soru eki (mı, mi) kullanılmaz. Bunu yerine ses tonu değişikliği yoluyla cümledeki son hecenin üzerine basmakla soru şekli belirtilmesine gidilir: Baban geldi mi? : Babav geldi? &lt;br /&gt;   &lt;br /&gt;B – Yöreler arasındaki farklılıklar:&lt;br /&gt;Türkmen ağzında yörelere göre farklı iyelik ekleri kullanılır. Bu uygulama: Teklik 2. ve çokluk 2. şahıs iyelik eklerinde görülür. Türkiye Türkçesinde –nız, -niz, -nuz, nüz ekleri yerine Türkmencede yöreye göre 2 ayrı uygulama görülür ve yöreler bu bağlamda iki grup olarak önümüze çıkar:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birinci grup: (v grubu):&lt;br /&gt;  Teklik 2. şahıs iyelik ekleri: -v, -ıv: baban: babav, kızkardeşin: bacıv, annen: nenev.&lt;br /&gt;   Çokluk 2. şahıs iyelik ekleri: -vız, ıvız: babanız: babavız, anneniz: nenevız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci grup: (y grubu):&lt;br /&gt;  Teklik 2. şahıs iyelik ekleri: -y, -ıy: baban: babay, kızkardeşin: bacıy, annen: neney.&lt;br /&gt;   Çokluk 2. şahıs iyelik ekleri: -vız, ıvız: babanız: babayız, anneniz: neneyız.&lt;br /&gt;Türkmen yöreleri bu uygulama içinde yukarıda belirtilen iki grup içinde dağılır. İki grup içinde yer alan Türkmen bölgeleri şunlardır:&lt;br /&gt;     V grubu: Kerkük, Erbil, Hanekin, Tavuğ, Tırkalan, Kümbetler, Yayçı, Mendeli, Karağan, Kızlarbat, Şahraban, Kazanye, Bedre.&lt;br /&gt;    Y grubu: Telafer, Kifri, Altunköprü, Tuzhurmatu, Tazehurmatu, Selamiye, Beşir, İmam Zeynelabidin, Tisin, Karetepe, Bayat ağzı (Amirli, Türkalan, Bastamlı, Aştöken, Abbud, Yalançılar, Çardağlı, Zengili, Biravçulu), Süleymanbeg bucağınn bir semtinde yaşayan Muratlılar, Musul ve yöresinde bulunan Türkmen köyleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 – &lt;strong&gt;YAZI DİLİNİN ÖZELLİKLERİ&lt;/strong&gt;:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arapça Harflerin Kullanımı ve Dilde Sadeleşme:&lt;br /&gt;Yukarıda belirtildiği gibi Irak Türkmenleri yazılı metinlerde kendi ağızlarını değil, Türkiye Türkçesini kullanırlar. Irak Türkleri hem bu özellikle hem de yazılı metinlerde kullandıkları alfabe itibariyle Türkiye sınırları dışında kalan Türk topluluklarının Türkçelerine göre değişik özellikler arz ederler. Bu bağlamda, kuzey Azerbaycan toplumunun hem konuşmada hem de resmi yazı dilinde Azeri Türkçesini kullanmasına karşın Irak Türklerinin, konuşma dilinde Azeri Türkçesinin hemen hemen aynısını kullanmakla birlikte yazı dilinde Türkiye Türkçesini kullandıklarını belirtmiştik&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn14" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn14" name="_ftnref14"&gt;[14]&lt;/a&gt;[14].&lt;br /&gt;Kullanılan alfabeye gelince, Türkmenler ve tüm Irak toplumu Osmanlı egemenliğinde oldukları uzun yıllar boyunca Osmanlı devletinde uygulanan Arap alfabesini kullandılar. Bu durum, Irak devletinin kurulmasından sonra da devam etti. Türkiye’de yapılan harf inkılâbı ve Latin harflerinin kullanılması Irak Türkmenlerinin kullandıkları alfabe konusuna yansımadı. Zaten bu mümkün de değildi, zira Irak’taki katı ve Arapçı rejim buna müsaade etmezdi ve etmedi. Türkmenlerin Türkiye ile kültürel bağları zayıflatıldı ve yeni harfleri öğrenen ve kullanabilen yazar ve aydınlar sınırlı sayıda kaldı. Böylece Türkmen basını ve Türkmen aydını uzun yıllar yazı malzemesi olarak Arap harflerini ve Osmanlı imlasını kullanmaya devam etti. Ancak Türkmen yazarlar, Osmanlı imlasına sadık kalmakla birlikte, zamanla yazı dilinde sadeleşmeye doğru yöneldiler ve yavaş yavaş hem şiirde hem de düz yazıda Arapça ve Farsça kelimeler yerine arı Türkçe kullanmaya başladılar. Türkmen yazarlar içinde yazı dilinde sadeleşmeye en çok özen gösteren Türkmen yazar ve araştırmacı Ata Terzibaşı&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn15" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn15" name="_ftnref15"&gt;[15]&lt;/a&gt;[15] olmuştur. Terzibaşı, aşağıda belirteceğimiz gibi, Osmanlı imlasının kurallarının değişmemesini en çok savunan ancak yabancı sözcükleri en az kullanan bir yazar olarak tanınır. Bu uslubunu 1959 yılında yayına başlayan Beşir gazetesinde, 1961 yılında yayına başlayan Kardeşlik dergisinde ve yayınlamış olduğu otuza yakın kitabında&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn16" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn16" name="_ftnref16"&gt;[16]&lt;/a&gt;[16] devam ettirmiştir&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn17" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn17" name="_ftnref17"&gt;[17]&lt;/a&gt;[17]. Aynı sadeleşme şiir metinlerinde de zamanla artarak görülmüştür&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn18" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn18" name="_ftnref18"&gt;[18]&lt;/a&gt;[18].&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski Yazıda İmla Güçlüğü Tartışmaları&lt;br /&gt;Osmanlı imlasının kendine özgü kuralları vardır. Türkmen bölgeleri dâhil tüm Osmanlı bölgelerinde yüzlerce yıl boyunca bu kurallar hâkim olmuş ve bu imla şekliyle binlerce nadide eser yazılmıştır. Türkmen yazarlar 20. asrın ellinci yıllarında yayın hareketleri hızlanınca Osmanlı imlasında olan sıkıntıları hissedip bu sıkıntıları dile getirmeye başlamışlardır. Bu hareket, Kardeşlik dergisinin yayın hayatına girmesiyle hız kazanmıştır. Üzzettin Abdi Beyatlı, adı geçen dergide “Eski Yazıda İmla Güçlüğü” başlıklı bir yazısında&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn19" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn19" name="_ftnref19"&gt;[19]&lt;/a&gt;[19] bu güçlükleri sıralamasında nazal n’nin kullanılmasının güçlükleri, sesli harflerin olduğu gibi okunması için işaretlerin bulunmaması gibi problemlere değinmiş ve Türkmen yazarları bu soruna çözüm bulmalarına davet etmiştir. İbrahim Dakuki, bu yazıya destek verecek mahiyettte aynı derginin Arapça bölümünde “Türkmence’nin problemleri, bunun nedenleri ve çözüm yolları” isimli bir makale yayınlayarak&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn20" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn20" name="_ftnref20"&gt;[20]&lt;/a&gt;[20] benzer sorunlara değinmiş ve çözüm yolu olarak nazal n’nin kaldırılması, kelimelerin okunduğu gibi yazılması ve Türkiye’deki yeni imla kurallarından esinlenerek Türkmence imlası için yeni kuralların benimsenmesi ve uygulanmasını önermiştir. Ata Terzibaşı da bu tartışmalara katılarak “Sağır Kaf” isimli bir makale yayınlayarak&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn21" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn21" name="_ftnref21"&gt;[21]&lt;/a&gt;[21] bu konudaki düşüncesini şöyle açıklamıştır: “Bizde son günlerde bu harfin – nazal n – çıkarılmasını ve yerine (n) harfinin kullanılmasını isteyen heveslilere yer yer rastlamaktayız. Bunlar sağır kaf’ın lüzumsuz olduğunu ve bulunuşunun imla bakımından zorluklar doğurduğunu iddia etmektedirler... Her dilin kendine has bir takım özellikleri vardır ki bu özellikleri gidermekle o dilin gerçek yapısının bozulacağını ve dilin usul ve iştikak biçiminin değiştirilmiş olacağını düşünmek gerekir... Türkçe’de sağır kaf’ın tarihi ve ananevi değerinden başka gerekliliği de vardır... Öz Türkçe bir harf olan sağır kaf’ı atmakla işe girişmeyelim. Yazımızda gerçek inkılap ancak ve ancak yeni harfleri kabul etmekle olur”.&lt;br /&gt;Terzibaşı bu yazısıyla açık ve net bir şekilde yeni harflerin (Latin) kullanılmasını benmsediğini ve kullanılmasının gerekliliğini vurgulamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Osmanlı İmlasını Değiştirme Çabaları:&lt;br /&gt;Türkmen yazarlar Türkiye’de uygulanan harf inkılâbına karşın şartların gereği Arap harflerini ve Osmanlı imlasını kullanmaya devam ettiler. Yazarlarımız, Osmanlı imlasının en belirgin şekli olan Sağır Kaf (nazal n)’ın kullanılmasına özellikle özen göstermiştir. 1970 yılında iktidarda olan devrik Baas Partisi rejimi, siyasi nedenlerle Türkmenlere KÜLTÜREL HAKLAR tanıyan bir karar çıkarmıştır&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn22" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn22" name="_ftnref22"&gt;[22]&lt;/a&gt;[22]. Bu kararın birinci maddesi, Türkmen bölgelerinde ilkokullarda Türkmen Dili’nin okutturulmasını ön görmekte idi. İlkokullarda bir ders olarak Türkmence okutturulması için ilgili bakanlık tarafından Alfabe Kitabı hazırlamak üzere bir komisyon kurulmuştur&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn23" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn23" name="_ftnref23"&gt;[23]&lt;/a&gt;[23]. Komisyon, Alfabe kitabını hazırlarken Osmanlı’dan kalan yazı kurallarını değiştirme yoluna gitmiştir. Komisyonun bu yöndeki eğiliminin gerekçesi şöyle idi: Dildeki usul ve kurallara bağlı kalmakla beraber okuma ve yazmayı kolaylaştıracak yararlı görülen yeniliklerden yararlanmak üzere bir kısmı aşağıda belirtilen değişikliklere gidilmesi uygun görülmüştür&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn24" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn24" name="_ftnref24"&gt;[24]&lt;/a&gt;[24]:&lt;br /&gt;1.  Sağır Kaf’ı (nazal n) kaldırmak ve yerine okunduğu gibi ( n ) harfini kullanmak.&lt;br /&gt;2.  Kelimenin sonunda gelen (y) harfini noktasız olarak yazmak.&lt;br /&gt;3.  Kalın heceli kelimelerde ekleri kalın kullanmak.&lt;br /&gt;4.   İnce heceli kelimelerde ekleri ince kullanmak.&lt;br /&gt;Komisyonun bu değişikliğe gitmesi ve özellikle nazal n’nin kaldırılması çabası birçok yazar tarafından eleştiri konusu olmuştur. Avukat Ata Terzibaşı, bu konu hakkında yayımlamış olduğu bir yazısında komisyonun benimsediği çizgiyi sert bir dille eleştirmiş ve reform adı altında sunulan bu değişikliklerin dilimize ve öğrencilerin eğitim seviyesine zarar vereceğini savunmuştur. Terzibaşı’nın bu yazısı, o zamanki imla tarzında olan karışıklıkları gözler önüne sererek Osmanlı Türkçe imla kurallarının bu şekilde değiştirilmeye kalkışılmasının yarar yerine zarar getireceğini vurgulamıştır. Bu kargaşayı bütün çıplaklığıyla anlatan bu önemli yazının bazı bölümlerini aşağıya almakta yarar gördük &lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn25" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn25" name="_ftnref25"&gt;[25]&lt;/a&gt;[25]:&lt;br /&gt;‘‘Komisyon, yazı dilinde reform yapmak düşüncesiyle yenilikler adı altında bazı keyfi imla kuralları kurmak yetkisine asla sahip değildir. Bu çok önemli bir mesele olup milletin fikri hayatı ve milli mukaddaratiyle ilgilidir... Eski yazıda mevcut ( ظ ، ع ، غ ) gibi Arapça güç harfleri haliyle kullanarak yazıdan Sağır Kaf’ı (nazal n ) ve (، ض ث( harflerini atmakla imlayı kolaylaştırdıklarını sanan Alfabe komitesi üyeleri, buna karşılık sesli harflerden olan ( و )’nın üzerine ( nokta, yedi ve sekiz) işaretleri koyarak yeni harfler bulmakla işi bir kat daha güçleştirdiklerinin hiç farkında değiller mi? ... Latince yazıda kullanılan noktalı noktasız bütün harfler yirmi sekiz tanedir. Eski Türkçe’de ise harf sayısı yüz onu bulmaktadır. İşte bu bakımdan eski yazı ya öz haliyle kalır veya kökten atılır. Bu hususta orta bir çözüm düşünmek abestir. Bunu bizden önce gelenler de uzun uzun tartıştılar, düşündüler, nihayet hepimizin bildiği kesin sonuca vardılar. Rusya Türkleri (kiril) yazısını, Türkiye’de de (latin) harflerini kullandılar’’. &lt;br /&gt;Kanımızca Terzibaşı, bu düşünceleriyle Irak Türklerinin yazıda yeni harflerin (Latin) kullanılması gerektiğine dair bir mesaj vermiştir. Bu harf devriminin yıllar sonra gerçekleştiğini birkaç yıl önce hepimiz gördük.&lt;br /&gt;Devrik rejim, çok geçmeden Türkmence eğitimine son vermiş ve Türkmence eğitim yapan 100’ün üstünde okulu kapatarak Arapça eğitime dönünce, bu Alfabe kitabı ve imla şeklinin değiştirilmesi konusu da tarihte kalmış ve Türkmen basınının tek organı olan Kardeşlik dergisi Osmanlı imlasına devam etmeye mecbur kalmıştır. Ancak bu yöndeki tartışmalar çoğu zaman sürmüş ve bu bağlamda birçok yazar fikir yürütmeye devam etmiştir.&lt;br /&gt;Bu hususta Türkmen yazar Mevlut Taha Kayacı yine Kardeşlik dergisinde çıkan bir yazısında&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn26" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn26" name="_ftnref26"&gt;[26]&lt;/a&gt;[26] imlanın eski şeklini savunarak şu tespitleri yapmıştır:&lt;br /&gt;“Köklü bir temele dayanan sağır kaf (nazal n) sayesinde bizim yazıya özel bir kişilik sağlandığı yanında birçok sözcükleri birbirbirinden ayırt etmek için çok yararı vardır... Sözde kolaylık adına girişimde bulunan saygı değer yazarlarımızın birçoğu, imlamızın bugünkü durumunu gözden kaçırarak sağladığı gelişme evrelerini unutarak konuya değiniyor... Bugünkü imlamızın 13’üncü yüzyıldaki olmadığı bilinmeli ve benimsenmelidir...”.&lt;br /&gt;  &lt;br /&gt;Devlet Eliyle imla Değişikliği:&lt;br /&gt;Irak Tanıtma Bakanlığı’na bağlı Türkmen Kültür Müdürlüğü tarafından çıkarılan YURT gazetesi yöneticileri, yazıda imla kurallarını değiştirerek kendilerne özgü bir imla tarzı yaratmışlar ve uygulamışlardır. Bu imla tarzında nazal n’yi kaldırmış ve kelimeler okunduğu biçimde yazılmaya başlanmıştır.&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn27" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn27" name="_ftnref27"&gt;[27]&lt;/a&gt;[27] Aynı imla karışıklığı ve kural dışı uygulama, Tanıtma Bakanlığ’na bağlı Irak Edebiyatçılar ve Yazarlar Birliği – Türkmen Kültürü Bürosu tarafından çıkarılan Birlik Sesi dergisinin yazılarında da görülebilir.&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn28" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn28" name="_ftnref28"&gt;[28]&lt;/a&gt;[28]&lt;br /&gt;1960 yılında Türkmen aydınları tarafından kurulmuş olan Türkmen Kardeşlik Ocağı’nın yönetimi, 1977 yılında devrik Baas Partisi rejiminin İçişleri Bakanlığı tarafından çıkarılan bir kararla Ocak, Baas Partisi yanlısı bir grup Türkmene devredilmiştir. 1961 yılından beri çıkmakta olan Kardeşlik Dergisi de aynı grubun eline verilmiştir. Dergi, ilk yıllarında ilk sayıdan beri uygulanan imla şeklini hemen hemen hiç değiştirmeden yayına devam etti&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn29" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn29" name="_ftnref29"&gt;[29]&lt;/a&gt;[29].&lt;br /&gt;Derginin kullandığı imla şekli zamanla değişiverdi ve bu imlada kuralsızlık bir kural haline geldi. 1984 yılında çıkan derginin 7 – 8’inci sayısında yayınlanan iki yazı buna en ilginç örneği teşkil eder. Sayının 46. sayfasında çıkan Yazı İşleri Sekreteri Hüseyin Şahbaz’ın ( Unutmayalım ) başlıklı yazısında nazal (n) atılırken ve Osmanlı imla kurallarına riayet edilmezken, aynı sayının 49. sayfasında yayınlanan Fazıl Mehdi Beyat’ın (Tarih içinde Irak Türkmenleri) adlı yazısında (nazal n) uygulaması ve kısmen de olsa Osmanlı yazılım kurallarına uyulmuş olması göze çarpan birer husustur.&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn30" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn30" name="_ftnref30"&gt;[30]&lt;/a&gt;[30]&lt;br /&gt;Prof. Dr. Çoban Hıdır (Uluhan), bu karışıklığın farkına vararak bu konuda yine Kardeşlik dergisinde 1984 yılında yayınladığı ( İmlamız ) başlıklı bir yazısında&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn31" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn31" name="_ftnref31"&gt;[31]&lt;/a&gt;[31] bu soruna değinmiş ve imlada reform yapılmamasından yakınmıştır. Çoban Hıdır, bu yazısında özetle şöyle demektedir:&lt;br /&gt;‘‘ Bugün Irak Türkmenlerinin üç yayın organı bulunmaktadır. Bunlar, Türkmen Kardeşlik Ocağı tarafından yayınlanmakta olan Kardeşlik dergisi, Yurt gazetesi ve Türkmen Kültür Müdürlüğü tarafından çıkarılan kitaplar. Bunların imla sistemleri birbirine benzememektedir. Bunun içindir ki yeni kuşaklarımız şaşa kalmışlardır, hangi imlanın doğru olduğunu belirtmek çok güç olmuştur... İmlamızda bir islahat (reform) yapma girişimleri daha önce başlamıştır. Ne var ki bu islahat, o zaman millet tarafından kabul edilmemiştir ve bu düzeltme girişimleri yapanlar ağır bir şekilde eleştiriye uğramışlardır. Demek oluyor ki doğan çocuğu kendimiz boğmuşuz.&lt;br /&gt;Kardeşlik dergisinin on üçüncü yüz yıl imla sistemine bağlı kalışı, Yurt gazetesinin gelişi güzel, ilmi (bilimsel) olmayan bir ıslahat yapması, durumu daha kötüye sürüklemiştir... Kardeşlik böyle bir kötü durumun çok geç olsa bile farkına varmış ve bunu düzeltmeye cesaretle karar vermiştir...’’. &lt;br /&gt;İmla kurallarını uygulamakta görülen bu karışıklık günümüze kadar devam etmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni Harflerin (Latin Alfabesi) Kullanılması Denemesi:&lt;br /&gt;Irak Türkleri tarihinde ilk kez, yazıda yeni Türkçe harflerin (Latin) kulanılması, Türkmen Kardeşlik Ocağı’nın Bağdat’ta çıkarmış olduğu Kardeşlik dergisi tarafından başlatıldı. İlk sayısı Mayıs 1961 tarihinde çıkan dergi, 1964 yılının Temmuz ayında 4. yılının 3. sayısında 2 sayfalık yeni harflerle yazı ile bu hareketi başlattı. Dergi, Arapça ve eski harflerle basılan Türkçe bölümlerine yeni harflerle de ilk defa yer vermiş oldu. Genelde Irak’ta hakim olan bütün rejimler Türkmenlere karşı samimi değil ve onları büyük Türk dünyasından ayırmak için her şeyi yapardı. Ancak 1964 – 1968 yılları arasında ülkede kısmen siyasi istikrar sağlanmış ve o dönemde Türkmenler nisbeten rahat bir nefes almaya başlamışlardı. Dergi bu siyasi ortamı değerlendirerek yeni harflerle yayına geçmeyi başarmıştır. Derginin her sayısında yeni harflerle yayın artarak devam etmiştir. Baas Partisinin Irak’ta iktidara geldiği tarihte&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn32" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn32" name="_ftnref32"&gt;[32]&lt;/a&gt;[32] Kardeşlik dergisinde yeni harflerle yayımlanan sayfa sayısı 13 sayfaya çıkmıştı. Durum Baas Partisi döneminde de 3 yıl boyunca devam etti&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn33" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn33" name="_ftnref33"&gt;[33]&lt;/a&gt;[33]. Ancak rejim bu uygulamayı 1971 yılının sonlarında Tanıtma Bakanlığının bir kararıyla resmen yasaklamıştır.&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn34" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn34" name="_ftnref34"&gt;[34]&lt;/a&gt;[34] &lt;br /&gt;Kardeşlik dergisindeki Türkçe bölümünün yeni harflerle basılmasını yöneten ve tek başına üstlenenin Türkmen şehidi Dr. Rıza Demirci&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn35" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn35" name="_ftnref35"&gt;[35]&lt;/a&gt;[35] olduğunu burada kaydetmek isteriz.&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn36" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn36" name="_ftnref36"&gt;[36]&lt;/a&gt;[36] &lt;br /&gt;Irak’ta 1971 yılından 2003 yılına kadar Türkçe yayın eski harflerle devam etmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni Harflere Geçiş Süreci&lt;br /&gt;2003 yılında Saddam rejimi devrildikten sonra Türkmen basını canlanmaya başlamıştır. Kerkükte Türkmen Edebiyatçılar Birliği tarafından “Kerkük” isminde bir gazete çıkmış ve Bağdat’ta “Kardeşlik” dergisi yeniden yayın hayatına başlamıştır. Arkasından birçok Türkmen bölgesinde 10’un üstünde gazete ve dergi çıkmaya başlamıştır.&lt;br /&gt;Birkaç gazete ve dergi hariç, çıkan tüm gazete ve dergiler yeni harfleri (Latin) kullanmaya başlamışlardır. Bu şekildeki yayın, beş yıldan beri sürdürülmektedir. 2003’ten sonra Türkmen bölgelerinin ilkokullarında Türkçe eğitimin başlaması ve bu eğitimde kullanılan ders kitaplarının yeni harflerle olması, artık eski harflerden tamamen vazgeçildiğinin ve yeni harflere devam edileceğinin güçlü bir işaretidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;SONUÇ&lt;br /&gt;Bu tebliğle sunmaya çalıştığımız bilgilerde, Irak Türklerinin Oğuz boyuna mensup bir topluluk olduğunu, Türkmence ağzının Azeri (doğu Oğuzca) sahası içerisine girdiğini, Türkmence ağzının sadece konuşmada ve folklorik metinlerde kullanıldığını, Türkmen basın ve yazılı metinlerinde Türkmen ağzının kullanılmadığını ve bu alanda Türkiye Türkçesinin kullanıldığını sunmaya çalıştık. Yine de, Türkmence ağzının bir bütünlük arz ettiğini, aradaki bazı farklılıkların bu bütünlüğü bozmadığını belirtmeye çalıştık. Türkmence ağzıyla yıllar boyunca dilden dile dolaşan ve bazı metinleri yazıya dökülen çok zengin bir kültür mirasının oluştuğu bir gerçektir. Hoyratlar ve Atasözleri, bu zengin kültürün önemli birer parçalarıdır. Türkmenlerin kendi ağızlarına aşırı derecede bağlı olmaları bu kültürü oluşturmak ve zenginleştirmekte önemli bir faktör olmuştur.&lt;br /&gt;Bu çalışmada da, görüldüğü gibi Türkmenlerin bir kesiminin Osmanlı imlasını uzun yıllar sonra terk etme çabasına girmesi ve bu bağlamda değişik imla şekillerinin ortaya çıkması, büyük karışıklığa neden olmuştur. Bu alanda Osmanlı imlasına bağlı kalmak isteyenler ile imlada yenilik adı altında tüm imla kurallarını değiştirmeye ve bozmaya çalışan kesimler arasında tartışmaların ardı arkası hiç kesilmemiştir.&lt;br /&gt;Bu çalışmadan şöyle bir sonuca varabiliriz ki, 21. asırda eski harflerle (Arapça harfler) ve Osmanlı imlasıyla yayın yapmak ve metin hazırlamak artık çağın gereklerine cevap verememektedir. Arap harfleri artık Türk dünyasının hiçbir yerinde kullanılmamaktadır. Bu harflerle yayına ve eğitime devam etmek Türkmen toplumunu, başta Türkiye olmak üzere, büyük Türk dünyasından ve bu yörelerin basın ve bilimsel teliflerinden uzak tutmak ve mahrum kılmak anlamına gelir. Irak Türkmenleri için yazı konusunda artık tek çözüm, yeni harflere geçilmesi ve son beş yılda atılan adımların desteklenmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn1" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftnref1" name="_ftn1"&gt;1]&lt;/a&gt;- Bu konu hakkında detaylı bilgi için bkz. : Saatçi, Suphi , Tarihi Gelişim İçinde Irak’ta Türk Varlığı, Tarihi Araştırmalar ve Dökümantasyon Merkezleri Kurma Geliştirme Vakfı, İstanbul, 1996. Beyat, Fazıl, Türkmen Tarihinden Yapraklar, Irak Tanıtma Bakanlığı, Bağdat 1975. Zabit, Şakır Sabır, Mucez Tarih El-Turkman, 1. cilt, Bağdat, 1958. Hürmüzlü, Erşat,  El-Turkman ve-l Vatan El-İraki, El-Dar El-Arabiye lil-Mevsuat, 3. baskı, Beyrut, 2005,.&lt;br /&gt;[1]- Kerkük, İzzettin, Haşim Nahit Erbil ve Irak Türkleri, (değişik makaleleri), Kerkük Vakfı, İstanbul, 2004&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn2" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftnref2" name="_ftn2"&gt;&lt;/a&gt; &lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn3" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftnref3" name="_ftn3"&gt;[3]&lt;/a&gt;- Bayatlı,  Hidayet Kemal, Irak Türkmen Türkçesi, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Türk Dil Kurumu Yayınları: 664, Ankara, 1996, s. 329. Hürmüzlü,  Habib, Kerkük Türkçesi Sözlüğü, Kerkük Vakfı Yayınları, İstanbul, 2003, s 15.&lt;br /&gt;[3][4] Hıdır (Uluhan) Çoban, Irak Türkmen Ağızları, Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, İstanbul, 1979.&lt;br /&gt; &lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn6" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftnref6" name="_ftn6"&gt;[6]&lt;/a&gt;-  Benderoğlu, Abdullatif, El-Turkman Fi-Irak El-Sevre (Devrim Çağındaki Irak’ta Türkmenler), Bağdat, 1973, s. 32.&lt;br /&gt;[6][6] El- Dakuki, İbrahim, Funun El- Edeb El- Şabi El-Turkmani, Bağdat, 1962, s 16.&lt;br /&gt;[6][7] Bayatlı, Hidayet Kemal, a.g.e, s. 329.&lt;br /&gt; &lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn8" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftnref8" name="_ftn8"&gt;[8]&lt;/a&gt;[8] Bkz. Habib Hürmüzlü, Derleme Sözlüğü ve Kerkük Türkçesi, Kardeşlik, Yıl 1, Sayı 2, Nisan – Haziran 1999, s. 35.&lt;br /&gt;[8][9] Bu tezler şunlardır: Şahbaz, Hüseyin, Kerkük Ağzı. Hıdır,  Çoban, Irak Türkmen Ağızlar. Bayatlı, Hidayet Kemal, Halk şiirinde Irak, Türkmen Ağzı – Dil İncelemesi.&lt;br /&gt;[8][10] Bayatlı, Hidayet Kemal, Irak Türkmen Türkçesi, a.g.e.&lt;br /&gt;[8][11] Hürmüzlü Habib, Kerkük Türkçesi Sözlüğü, a.g.e.&lt;br /&gt;[8][12] Örnek olarak Bkz. Saatçi, Suphi,  Kerkük Evleri. “Yapı Sanat Sözlüğü”, Klasik yayınları, Osmanlı Mimarisi, Osmanlı şehirleri 1, İstanbul, 2003, s. 129.&lt;br /&gt; &lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn13" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftnref13" name="_ftn13"&gt;[13]&lt;/a&gt;[13] Bkz. Irak Anayasası, 2005, Madde&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn14" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftnref14" name="_ftn14"&gt;[14]&lt;/a&gt;[14] Bkz. Hürmüzlü, Habib, Kerkük Türkçesi Sözlüğü, a.g.e. .s 16&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn15" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftnref15" name="_ftn15"&gt;[15]&lt;/a&gt;[15] Ata Terzibaşı hakkında detaylı bilgi için: Bkz. Nakip, Mahir, Kerkük’ün Kimliği, Bilgi Yayınevi, İstanbul, 2007, S 346 – 353. İzzettin Kerkük, Terzibaşı Bibliyografisi, Kardeşlik, Yıl 6, Sayı 23, İstanbul, S 24.&lt;br /&gt;[15][16] Terzibaşı’nın eserleri hakkında Bkz. Nakip Mahir, a.g.ç. S 346 - 353.&lt;br /&gt;[15][17] Buna örnek olarak Terzibaşı’nın Kardeşlik dergisinin ilk sayısında Arap harfleriyle yayımlamış olduğu فضولينك مطلع الاعتقادى (Fuzuli’nin Mata-ül İtikad’ı) adlı yazısından bir parçayı burada sunmayı uygun gördük. Kitabı tanıtmak amacıyla Terzibaşı dipnot olarak şöyle demektedir: Bu yazımızla Prof. Hamit Araslı’nın 1958’de bastırmış olduğu ve bugüne değin Fuzuli’nin yayımlanmamış iki eserinden birini tanıtmakta, ötekisini ise başka bir yazıya bırakmaktayız. ( Kardeşlik, Bağdat, Yıl 1, Sayı 1, Mayıs 1961, S 26).&lt;br /&gt;[15][18] İki akıma örnek olarak ve Kardeşlik dergisinin anılan sayısında yayımlanan iki şiirden birer parçayı burada kaydetmeyi uygun gördük. Her iki şiir Arap harfleriyle yayınlanmıştır. Şair Mehmet Sadık:&lt;br /&gt;بر جريده كون كبي جيقدي اونك آدى أخا&lt;br /&gt;صاحبي غايت دكرلي جدي بر اهل وفا&lt;br /&gt;مللت ايتسه دوغرى بربريله اتحاد&lt;br /&gt;سايهء فيض ترقيده بولار اوندا مراد&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şair Ata Bezirgân:&lt;br /&gt;هانى بر زمانلر سنكله&lt;br /&gt;دنيايى اونوتمش كبي كزه رديك&lt;br /&gt;كوك ماويليغني ويره ن كوزلرينله&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn16" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftnref16" name="_ftn16"&gt;&lt;/a&gt;  &lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn19" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftnref19" name="_ftn19"&gt;[9]&lt;/a&gt;[19] Kardeşlik, Yıl 1, Sayı 3, Temmuz 1961.&lt;br /&gt;[19][20] Kardeşlik, Yıl 1, Sayı 11, Mart 1962.&lt;br /&gt;[19][21] Kardeşlik, Yıl 1, Sayı 12, s. 26.&lt;br /&gt;[19][22] Bu haklar, Devrim Komuta Konseyi’nin 89 sayılı ve 24 Ocak 1970 tarihli kanun kuvvetinde kararnamesiyle tanınmıştır. Kararın metni ve detayları için Bkz.: Saatçi, Suphi, Tarihi Gelişim İçinde Irak’ta Türk Varlığı, a.g.e. s. 227.   &lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn23" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftnref23" name="_ftn23"&gt;[23]&lt;/a&gt;[23] Komisyon: Mehmet Hurşit Dakuklu, İzzettin Abdi Beyatlı ve Reşit Kazım Beyatlı’dan oluşmuştu. Üyelerin her üçü Türkmen ve öğretmen idiler.&lt;br /&gt;[23][24] Komisyonun açıklamasının tamamını görmek için Bkz: “Alfabe Komisyonu Açıklaması”, Kardeşlik, yıl 10, yayı 9 – 10, Ocak–Şubat 1971, s. 1.&lt;br /&gt;[23][25] Bkz. Ata Terzibaşı,  “Alfabe Kitabı ve Tavsiyelerimiz”, Kardeşlik, yıl 11, sayı 3- 4, Temmuz-Ağustos 1971, s. 17&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn26" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftnref26" name="_ftn26"&gt;[26]&lt;/a&gt;[26] Kardeşlik, yıl 25, sayı 3- 4, Temmuz–Ağustos 1985, s. 113.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[26][27] Bu yazılım biçimini açıklamak üzere Yurt gazetesinde yayımlanan bir başyazı’dan birkaç cümleyi aşağıya aktarıyoruz:&lt;br /&gt;بيرلشميش مللتلرين يايينلاديغي رابورلارين بليرتديكينه كوره "عراقين كرجكلشديرديكي قازانجلاري ، هيج بير كليشمكته اولان دولتلر كرجكلشتيرمه ميشدير".&lt;br /&gt;Bkz: Yurt gazetesi, sayı 1295, 31 Temmuz 2002.&lt;br /&gt;[26][28] Derginin 50. sayısının 56. sayfasında yayımlanan bir yazıdan birkaç cümle aktararak bu karışıklığa örnek vermiş olabiliriz:&lt;br /&gt;توركمن ادبياتجيلارى ويازارلارينين بيريجيك ياين اوركانى اولان بو دركينين داها اوستون بير دوزه يده وكولتوره ياراشير بيجمده  ئوده ويني يه رينه كه تيرمك يولوندا ادبياتجي ويازارلاريميزين بو اوغوردا يارديملاشمالارى بير كولتور ئوده ويدير.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[26][29] Derginin 1978 yılında çıkan bir sayısında Mehmet Beyatoğlu imzasıyla (Irak’ta Haydar Baba’nın İlk Yankısı) başlıklı bir yazıdan şu cümleleri aktarabiliriz:&lt;br /&gt;اذربايجانك اك بويوك شعر استادى عيني زمانده يالكز اذربايجانك ده كل بلكه ده تورك شاعرلرينك اك بويوكلرينده ن برى اولان شهريار، فضولي كبي اون صالان بر شاعردر.&lt;br /&gt;Bkz: Sayı 1 – 2, Yıl 18, Mayıs – Haziran, 1978, S 48.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[26][30] Hüseyin Şahbaz’ın ‘‘Unutmayalım’’ başlıklı yazısından bir kaç cümleyi aşağıda sunuyoruz:&lt;br /&gt;" ادبياتينا ئونه م ويره ن واونون كليشمه سيني صاغلايان طوبلوملارين، ديب ديري اياقدا دوردوقلاريني تاريخ بيزه ئوكره تميشدير. بونا قارشيليق ، ادبياتينا ئونه م  ويرمه يه ن وكليشمه سينه قاطقيدا بولونمايان طوبلوملارين، صابون كوبوكو كيبي قيصا بير زماندا يوق اولوب كيتدكلريني ده كنه تاريخ بيزه ئوكرتميشدير".&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fazıl Mehdi Beyat’ın “Tarih İçinde Irak Türkmenleri” başlıklı yazısından bir kaç cümleyi aşağıda sunuyoruz:&lt;br /&gt;" توركمن كلمه سي ، تورك سوزجوكويله عربجه اولان ايمان كلمه سيندن ميدانه كلديكيني سويلنيلره كوره ، هجري اوجونجو يوزييلده توركلردن ايكي بيك جادر خلقينك مسلمان اولوشوندان دولايي كنديلرنه تورك – ايمان ده نيلمش وبو سويله ييش كيتديكجه تخفيف ايديله رك توركمن اولمشدر."&lt;br /&gt;" خوراسانى ترك ايتديكلرى صيراده اوغوزلرك بر قسمى اسكي خوراسان طرفلرينه ، بر قسمى ده ايكي بيك جادر خلقيله كرمان ، صوكره اصفهانه يونه لمشدر كي، بونلره صوكره عراق اوغوزلرى، عراق توركمنلرى وبلقان توركمنلرى آدى ويريلمشدر."&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn27" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftnref27" name="_ftn27"&gt;&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn29" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftnref29" name="_ftn29"&gt;[29]&lt;/a&gt;[31] Kardeşlik, Yıl 24, Sayı 1 – 2, Mayıs- Haziran 1984, s. 49.&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn30" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftnref30" name="_ftn30"&gt;&lt;/a&gt;  &lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn32" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftnref32" name="_ftn32"&gt;[32]&lt;/a&gt;[32] Baas partisi Irak’ta bir darbe yaparak iktidarı 17 Temmuz 1968 tarihinde ele almıştır.&lt;br /&gt;[32][33] Dergide yeni harflerle basılan bölüm, Mayıs 1971 tarihinde çıkan sayıda 28 sayfayı bulmuştu. Toplam 88 sayfa ile çıkan bu sayıda 28 sayfa Arapça, 32 sayfa eski harferle Türkçe ve 28 sayfa yeni harflerle yine Türkçe yer almakta idi.&lt;br /&gt;[32][34] Yeni harfleri yasaklama kararı, Tanıtma Bakanlığı’nın 28505 sayılı ve 2. 10. 1971 tarihli resmi yazısıyla Ocak’a resmen tebliğ edilmiştir. Dergi, bu kararı Eylül 1971 tarihinde çıkan 5. sayısının iç arka kapağında bir bildiriyle okurlarına iletmiştir. Bu bildiride şöyle denilmiştir: “Tanıtma Bakanlığı’nın bize 28505 Nolu ve 2. 10. 1971 tarihli yazısı ile tebliğ edilmiş kararı gereğince, bu sayıdan itibaren Türkçe yazılar yeni harflerle basılmayacaktır. Sayın okur ve yazarlarımıza bildirirken, yazılarını eski harflerle yazıp göndermelerini saygılarımızla rica ederiz’’.&lt;br /&gt;[32][35] Ziraat doktoru Rıza Demirci, 1979 yılında bir grup Türkmenle birlikte tutuklanmış ve 1980 yılında öldürülmüştür. Diğerleri ise idam edilmişlerdir.&lt;br /&gt;[32][36] 6 yıl süren bu dönemin hemen hemen hepsinde derginin başyazarı: Abdulkadir Süleyman, yazı işleri sekreteri: İhsan Vasfi ve yazı işleri üyeleri Dr. Rıza Demirci ve Habib Hürmüzlü idi. Bu grup arasında sadece Habib Hürmüzlü hayattadır.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn33" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftnref33" name="_ftn33"&gt;&lt;/a&gt; &lt;strong&gt;KAYNAKLAR&lt;/strong&gt; :  &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;KİTAPLAR:&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;BAYATLI, Hidayet Kemal, Halk şiirinde Irak, Türkmen Ağzı–Dil İncelemesi, Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, İstanbul, 1979.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;BAYATLI, Hidayet Kemal, Irak Türkmen Türkçesi, Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu, Türk Dil Kurumu Yayınları: 664, Ankara, 1996.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;BEYAT, Fazıl, Türkmen Tarihinden Yapraklar, Irak Tanıtma Bakanlığı, Bağdat 1975.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;DAKUKİ, İbrahim, Funun El- Edeb El- Şabi El- Turkmani, Bağdat, 1962.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;HIDIR, Çoban, Irak Türkmen Ağızları, Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, İstanbul, 1979.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;HÜRMÜZLÜ, Erşat, El- Turkman ve-l Vatan El- İraki, El- Dar El- Arabiye lil- Mevsuat, 3. baskı, Beyrut, 2005,&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;HÜRMÜZLÜ, Erşat, Hakikat El-vucud El-Turkmani Fi’l-İrak, El-Dar El-Arabiye lil-Mevsuat, 2. baskı, Beyrut, 2005,&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;HÜRMÜZLÜ, Habib, , Kerkük Türkçesi Sözlüğü, Kerkük Vakfı Yayınları, İstanbul, 2003.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;KAYILI, Ali Gökhan, The Iraqi Turkmen 1921–2005, Kerkük Vakfı, İstanbul, 2008.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;KERKÜK, İzzettin, Haşim Nahit Erbil ve Irak Türkleri, (Değişik Makaleleri), Kerkük Vakfı, İstanbul, 2004.              &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;NAKİP, Mahir, Kerkük’ün Kimliği, Bilgi Yayınevi, İstanbul, 2007.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;SAATÇİ, Suphi, Tarihi Gelişim İçinde Irak’ta Türk Varlığı, Tarihi Araştırmalar ve Dokümantasyon Merkezleri Kurma Geliştirme Vakfı, İstanbul, 1996.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;SALMAN, Mofak, Turkmen of Iraq, Baskı yeri ve tarihi yok.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;SAMANCI, Aziz Kadir, El-Tarih El-Siyasi Li-Turkman El-Irak, Dar El-Saki, Beyrut, 1999.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;ŞAHBAZ, Hüseyin, Kerkük Ağzı, Doktora Tezi, İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, İstanbul, 1979.ZABİT, Şakir Sabir, Mucez Tarih El-Turkman, 1. cilt, Bağdat, 1958.                                                      . &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;DERGİ VE GAZETELER:&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Birlik Sesi Dergisi &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kardeşlik Dergisi–&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Bağdat&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Kardeşlik Dergisi–&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;İstanbul&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;Yurt Gazetesi&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn1" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftnref1" name="_ftn1"&gt;[&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn34" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftnref34" name="_ftn34"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn35" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftnref35" name="_ftn35"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn36" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftnref36" name="_ftn36"&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7258922635693199905-4730093444218953659?l=lehcelerimiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lehcelerimiz.blogspot.com/feeds/4730093444218953659/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lehcelerimiz.blogspot.com/2010/07/irak-turkmen-agzi-ve-yazili-metinlerde.html#comment-form' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7258922635693199905/posts/default/4730093444218953659'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7258922635693199905/posts/default/4730093444218953659'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lehcelerimiz.blogspot.com/2010/07/irak-turkmen-agzi-ve-yazili-metinlerde.html' title='IRAK TÜRKMEN AĞZI VE YAZILI METİNLERDE İMLA SORUNUNA TOPLU BİR BAKIŞ'/><author><name>FİRUZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07731551592816267514</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7258922635693199905.post-2615846287284081869</id><published>2010-07-06T06:45:00.000-07:00</published><updated>2010-07-06T06:51:19.647-07:00</updated><title type='text'>AZERBAYCAN AĞIZLARI ÜZERİNE BİR DENEME</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;AZERBAYCAN AĞIZLARI ÜZERİNE BİR DENEME&lt;br /&gt;Dr. Erdal KARAMAN&lt;br /&gt;Qafqaz Üniversitesi, Eğitim Fakültesi&lt;br /&gt;Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü&lt;br /&gt;Bakü/Azerbaycan&lt;br /&gt;erdalkaraman@yahoo.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;ÖZET&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;Azerbaycan ağızları; Batı, Doğu, Kuzey ve Güney olmak üzere dört grupta ele alınmaktadır. Azerbaycan’da birçok araştırmacı, farklı dönemlerde, ağızlar üzerine çeşitli araştırmalar yapmıştır. Özellikle Sovyetler Birliği döneminde sözü edilen çalışmaların yoğunluk kazandığı dikkat çekmektedir. Bu dönemde belli bir plan dâhilinde yürütülen ağız çalışmaları, ülkenin tamamına yayılmıştır. Bu çalışmada, Azerbaycan’da  yapılan ilk ağız çalışmaları ele alındıktan sonra, Azerbaycan ağızlarının genel özellikleri üzerinde durulmuştur. Anahtar Kelimeler: Azerbaycan, Azerbaycan Türkçesi, Azerbaycan ağızları, ağız çalışmaları.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;strong&gt;ABSTRACT&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;As being West, East, North, South Azerbaijan dialects fall into four groups. Many scientists did several researches on dialects at different period of time. Getting intensive the researches especially during the Post Soviet Union attracts more attention. The researches those were made at this period in one certain plan, spreaded all over the country. In these researches, after initial dialect works it was decided to stand on the general  features of Azerbaijan dialects. Key words: Azerbaijan, Azeri Turkish, Azerbaijan Dialects, Dialects Studies (Researches)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Batı Türkçesi’nin bir kolu olan Azerbaycan Türkçesi, birçok etnik unsurun bir  arada bulunduğu coğrafyada en önemli dillerden birisi olarak temayüz etmiştir. Geniş bir  sahada konuşulan Azerbaycan Türkçesi gelişimini uzun sürede tamamlamıştır. Azerbaycan Türkçesi’nin özellikleri, XIII. ve XIV. yüzyıllarda doğmaya başlar. Sözü edilen dönemlerde Türkiye Türkçesi ve Azerbaycan Türkçesi birlikte mütalâa  edilmektedir. Dil özellikleri yönüyle Anadolu Türkçesinden farklı gibi gösterilen unsurlar  aslında her iki Türkçe’de de aynıdır.&lt;br /&gt;1-Türkçe’nin iki büyük kolu olan Çağatay ve Osmanlı Türkçeleri yanında Horasan’dan Anadolu’ya, Kafkaslardan Bağdat’a kadar çok geniş bir sahada, XIV. asırdan beri hâkim olan Azerbaycan Türkçesi, Osmanlı ve Çağatay Türkçeleri kadar güçlüdür.&lt;br /&gt;2-Bölgedeki en güçlü dillerden birisi olan Azerbaycan Türkçesi, Kafkaslarda konuşulan diğer dilleri etkilediği görülmektedir. Bu etkileşim sonucunda farklı milletlerden birçok şair ve yazar, bu dilde eserler verir. Bu coğrafyada yaşayan milletlerin edebiyatının şekillenmesinde Azerbaycan Türkçesi önemli rol oynamıştır. Aynı zamanda, bölgedeki ticarî ve ekonomik faaliyetlerde de Azerbaycan Türkçesi milletlerarası anlaşma dili olarak kabul edilir. A.R. Şihsaidov’a göre, Lezgi şairlerin Türkçe eserler vermeleri kendi milli edebiyatlarının gelişmesini engellemiştir. Bunun yanında Lezgi edebiyatının gelişmesinde Azerbaycan edebiyatının etkisi olduğu görülmektedir. Birçok Lezgi şair ve yazar duygu ve düşüncelerini Azerbaycan Türkçesiyle ifade etmiştir.&lt;br /&gt;3-Rutullar da Lezgiler gibi Azerbaycan Türkçesi’nden etkilenmişlerdir. Şairler kendi dilleri yanında Azerbaycan Türkçesinde de eserler vücuda getirir. Rutul şair, Şınar Hazarçı’nın (1890–1963), Arap, Rutul ve Lezgi dillerinde yazdığı eserler, halkın beğenisini kazanırken, Azerbaycan Türkçesi’nde kaleme aldığı eserler de, Dağıstan'da popüler olur, 1953 yılına kadar okullarda ders kitabı olarak okutulur.&lt;br /&gt;4-Aynı zamanda birçok Ermeni şair de Azerbaycan Türkçesinde eserler vermiştir. Tarihte bu derece öneme haiz olan Azerbaycan Türkçesi, bugünkü Azerbaycan toprakları dışında birçok ülkede de konuşulmaktadır. Sovyetler Birliği döneminde Ermenistan’da, bugün Gürcistan, Dağıstan, İran, Türkiye ve Irak’ta konuşulan bir dildir.&lt;br /&gt;5-Türkiye’de özellikle Doğu Anadolu bölgesinde Azerbaycan ağızlarının özelliklerine rastlanmaktadır. A. Bican Ercilasun’un da belirttiği gibi, Kars ve civarındaki yerleşim yerlerinde Azerî nüfus çoğunluktadır. Kars Azerilerinin teşekkül bakımından birkaç gruptan oluştuğunu dile getiren Ercilasun, birinci tabaka olarak Sürmeli çukurunda eskiden beri oturan ahâliyi gösterir.&lt;br /&gt;Bu bölgenin Türkmenlerle dolması Melikşah dönemine kadar uzanmaktadır. İlhanlılar döneminde Azerbaycanla birlikte bu coğrafayanın Türkleşmesi devam eder. Karakoyunlular devrinde Türkmenler Sürmeli çukurunda ve Revan bölgesinde nüfusun ekseriyetini oluşturur. Karakoyunluların büyük bir kısmını teşkil eden en kalabalık  oymaklardan birisini de Sadlu çukurunda mesken kurarlar. Karakoyunlu ahâlisinden Alpavut oymağının bir kısmı da Safeviler devrinde Sad çukuruna yerleşmiştir. &lt;br /&gt;Azerîlerin Sürmeli çukurunun dışında çok yoğun olarak bulundukları bölgelerden birisi de Arpaçay kazasıdır. Bu kazanın Başgedikler bucağının birçok köyü de Azerîlerden oluşmaktadır. Bunun yanında Kars’a bağlı bazı köylerde Azerîler meskun  bulunmaktadır.&lt;br /&gt;6-Aynı zamanda, Erzurum ağızlarının da Azerî-Türkmen karışımı olduğunu Balhasanoğlu, Kilis ve Besmi ağızlarının özelliklerini ele aldığı çalışmada belirtmektedir. Erzurum ağızlarının özelliklerini sıralarken k sesinin kelimelerin başında  ġ sonunda da ḥ şeklinde geldiğini belirtmektedir. ḳalmaḳ-ḳalmaḫ gibi. Şahıs zamirlerinde  yaklaşma halleri de şu şekilde gelmektedir: bege, sege ya da "behen, sehen ohan".&lt;br /&gt;Geçmiş zaman çekimi Azerî ağızlarına benzer şekilde yapılır: gelmişem, gelmişsen, gelmiş, gelmişek, gelmişsez, gelmişler.&lt;br /&gt;Kafkaslarda ve dünyanın farklı bölgelerinde farklı ağız özellikleriyle konuşulan Azerbaycan Türkçesi, bugünkü Azerbaycan topraklarında da dört farklı ağızda ele alınmaktadır. Azerbaycan ağızlarının tasnifinde coğrafî konumun önemli rol oynadığı görülmektedir. Azerbaycan’da ağızlar, şu dört grupta ele alınmaktadır:&lt;br /&gt;1. Doğu grubu: Bu gruba, Guba, Bakü, Şamahı, Mugan ve Lenkeran ağızları girmektedir. Bakü ağzı bu grupta yer alan en önemli ağızlardan olup bütün Abşeron yarımadasına yayılmıştır. Kuzey taraftan Hızı, batı taraftan Şamahı, güney-batı yönünden Ali Bayramlı rayonu, kuzey, doğu ve güney yönünden de Hazar denizi ile çevrilmiştir.Guba ağzı bu gruptaki diğer ağızların özelliklerini taşırken kendisine has vasıflara mâliktir.&lt;br /&gt;2. Batı grubu: Bu grubun içerisinde, Karabağ, Kazak, Gence ve Ayrım ağızları bulunmaktadır.&lt;br /&gt;3. Kuzey grubu: Bu grupta, Nuha, Zakatala ve Gah ağızları yer almaktadı.&lt;br /&gt;4. Güney grubu: Bu grupta ise, Nahcivan, Ordubad, Tebriz ve Yerevan ağızları ele alınmaktadır.&lt;br /&gt;Azerbaycan’da ağızlar üzerine ilk tedkikler, 1839 yılında Mirza Kazımbey’in Kazan Üniversitesi’nde hazırladığı “Gramatika Turetsko-Tatarskogo Yazıka” adlı çalışmayla başlar. Eserde Guba ve Derbent ağzı ele alınır, bu ağızlardaki şimdiki zaman ekleri üzerinde durulur. Kazımbey, Derbent ağzı ile Azerbaycan Türkçesi edebi dilini karşılaştırır.&lt;br /&gt;Buna mütakip Alman araştırmacı Karl Fol’un, 1903 ve 1904 yıllarında Almanya’da yayımlanan "Mitteilungen des Seminars für Orientalische Sprache" adlı dergide iki makale kaleme alır. Bu çalışmalarda, Güney Azerbaycan, özellikle Tebriz ve çevresindeki ağızlar ele alınır.&lt;br /&gt;Ağız çalışmaları, Doğu grubundaki ağızlarının araştırılmasıyla devam eder. Bu grupta yer alan Abşeron ağzı ilk defa araştırılan ağızlardan birisidir. N.İ. Aşmarin,1920’li yıllarda Abşeron ağızları üzerinde derlemeler yapar.&lt;br /&gt;Azerbaycan’da ağız çalışmaları üzerine yapılan kapsamlı çalışmalar, Sovyetler Birliği döneminde başlamıştır. Aşmarin’den sonra 1930’a kadar farklı ağızlardan kelime derleme faaliyeti başlar. Bu süreç içerisinde altmış bine yakın kelime derlenir. Derlenen kelimeler ″Azerbaycan Türk Halk Şiveleri Lügati″nde bir araya getirilir. İlk cildi, A  maddesi, 1930’da, B maddesi 1931’de hazırlanır. 1932 yılından itibaren Azerbaycan ağızları birçok araştırmacı tarafından tercih edilen çalışma sahası olur.&lt;br /&gt;Bakü ağızları üzerine araştırma yapan Şiraliyev, Abşeron yarımadasındaki ağızları iki gruba ayırmıştır. Birinci gruba İçerişehir, Bayır, Keşle, Emircan, Bilgeh, Hövsan, Türkan, Merdekan, Şağan bu ağızlar Batı Abşeron içerisinde ele alınır. İkinci grupta ise Novhanı, Corat, Hökmalı, Güzdek, Kobu ağızları yer almaktadır. Şiraliyev’den sonra 1952 yılında A.H.Veliyev, Bakü ağzının Batı Abşeron ağızlarını ele almıştır.&lt;br /&gt;İlimler Akademisi bünyesinde yürütülen çalışmalar farklı yıllarda yapılan çalışmalarla devam eder, 1933 yılında Şamahı, 1934 yılında Guba, 1935 yılında da Zagatala ve Gah ağızları ele alınır.&lt;br /&gt;Bu çalışmaların seyri, 1945 yılında İlimler Akademisi bünyesinde Dilcilik Enstitüsü kurulmasıyla birlikte farklı bir boyut kazanır. Sözü edilen tarihten itibaren bu alanda yapılan çalışmalar hız kazanır. Bu süreçle birlikte ağız çalışmaları daha planlı şekilde ele alınır. 1945 yılında Zakatala, Gah ağızları, 1946’da Sabirabad, 1947’de Eli Bayramlı, 1948’de Saylan, 1949’ Puşkin, 1950’de Ordubad, Çulfa, 1951 yılında Noraşen, 1953’de Şahbuz, 1954’de Nahcivan, 1956 yılında Ağstafa, 1957 yılında Tovuz Kazah ve 1958’de Borçalı bölgelerinde, M.Ş. Şiraliyev, R. Rustemov, K. Ramazanov, B. İbrahimov, T. Hemzeyev, R. Suleymanov, M. İsmailov, R. Kerimov, G. Hesenov, A. Aslanov, H. Bayramov, E. Elibeyzade, A. Veliyev, Z. Tagızade ve E. Mustafayev ağız çalışmalarında bulunurlar ve bu bölgelerden birçok materyal toplanır.&lt;br /&gt;Azerbaycan İlimler Enstitüsü’nün yapmış olduğu çalışmalara Azerbaycan Devlet Üniversitesi de katılır. Devlet Üniversitesi’nin katkılarıyla 1947 yılında Şamahı, Aksu,  İsmailli, 1948 yılında Mereze, 1949–1957 yılları arasında Göyçay ağızları araştırılır.&lt;br /&gt;Bunun yanında, Azerbaycan İlimler Akademisi’nde ve Azerbaycan Devlet Üniversitesi’nde bazı bölgelerin ağızları tez konusu olarak ele alınır. M.Ş. Şiraliyev, 1938–1940 yılları arasında Bakü, R. Rustemov 1947–1948 yıllarında Guba, B. İbrahimov 1947–1948 yıllarında Mereze bölgesi, İ Hacıyev İsmailli, 1949–1950 yıllarında A. Veliyev Abşeron yarımadası, A. Hüseyinov Vartaşen bölgesi, P. Ağayev Ağdam, H. Ceferov Tovuz bölgesi, K. Ramazanov Salyan ağızlarını ele alırken, T. Hemzeyev Ordubad, M. İsmailov 1955–1956 yıllarında Nuha, F. Zeynelov ve E. Ezizov da 1971 yılında Arpaçay ağızlarını incelemişlerdir.&lt;br /&gt;Ayrıca M.Ş. Şiraliyev, "Azerbaycan Dilinin Diyalektolojisinin Esasları" adlı eseri hazırlamak için 1939 yılında Şuşa ve çevresindeki köylerden, 1941–1942 yılları arasında Nahcivan ve köylerinden, 1943 yılında da Gence bölgesinden derlemeler yapar.&lt;br /&gt;1955 yılında Şiraliyev, Rustemov, Ramazanov, İbrahimov ve İslamov Nahcivan grubu ağızları üzerine araştırmalar yapar. Nahcivan grubu ağızları ele alınmadan önce araştırmacılar bu yörenin ağız özellikleriyle ilgili çeşitli derlemeler yapmıştır. 1949 yılında “Azerbaycan SSR İlimler Akademisi Haberleri”nde Şiraliyev’in “Nahcivan diyalekti” başlığı altında çalışması yayımlanır. 1953 yılında “Azerbaycan SSR İlimler Akademisinin Haberleri”nde Hemzeyev’in “Ordubat Rayonu Şivelerinin Fonetik Hususiyetleri” adlı makalesi kaleme alınır. Yine 1953 yılında “Edebiyat ve Dil Enstitüsünün Eserleri”nde Ramazanov’un “Horaşin Rayonu Şivelerinin Bazı Karekteristik Hususiyetleri Hakkında” makalesi yayımlanır. Süleymanov’un “Ordubat ve Culha Rayonu Şivelerinin Leksik Hususiyetleri” adlı çalışması 1957 yılında “Edebiyat ve Dil Enstitüsünün Eserleri”nde gün yüzüne çıkar.&lt;br /&gt;Tövfik Hacıyev de Batı grubu ağızları içerisinde yer alan Cebrayil ağızlarını 1976 yılında ele alır.Bu çalışmaların yanında, Azerbaycan Dilcilik Enstitüsü’nün, 1958 hazırlamaya başladığı ve 17 yıl süren bir çalışma sonucunda ilim âlemine sunulan "Azerbaycan Dilinin Diyalektoloji Atlası" bu alanda yapılan en önemli çalışmalardandır. Atlasın hazırlanmasına önce Azerbaycan ağızlarından, Doğu grubu ele alınır. Doğu grubu ağzılarının ilk defa hazrılanmasının sebebi bu bölgediki ağızların diğer ağızlara nazaran daha çok tedkik edilmiş olmasıdır. Doğu grubu ağızlarından 235 farklı yerleşim yerinden malzeme toplanır. Bu bölüm, 1965 yılında elli harita içeren bir çalışma olarak tamamlanır.&lt;br /&gt;Ağız haritalarının hazırlanmasında Rusya’da, Ukrayna’da, Belerus’ta, Romanya’da hazırlanan diyalektoloji atlaslarından faydalanılır. 1966 yılından itibaren bütün bölgelerde derleme faaliyetleri devam ettirilir. Azerbaycan’ın 500 yerleşim yerinden derleme yapılır. Her şehirden ortalama olarak 7, 8 köy, bazı şehirlerde de 10, 12 köy ağız çalışması için seçilir. Derleme sırasında köylerin coğrafî konumları da göz önünde bulundurulur. Köylerin birbirine olan uzaklığı 10, 15 km olarak belirlenir. Bazen sözü edilen uzaklık coğrafi faktörlere göre değişiklik arz eder. Çalışmanın tamamı göz önüne alındığında haritalarda 409 yerleşim yerinden derleme yapılmıştır. Diyalektoloji atlasının hazırlanmasında üç merhale söz konusudur:&lt;br /&gt;1. Dil malzemelerinin toplanması ve haritaların hazırlanması için sözü edilen materyallerin işlenmesi,&lt;br /&gt;2. Haritaların hazırlanması,&lt;br /&gt;3. Haritaların şerh edilmesi.&lt;br /&gt;Harita hazırlanırken farklı farklı işaretler kullanılmıştır. Bölgeler renkli dairelerle birbirinden ayrılmıştır. Sözü edilen çalışmalar, M.Ş. Şiraliyev, M.İ. İsmailov, K.T.Ramazanov, T. B. Hamzayev, S.M. Behbudov, E. G. Ağayev, Z. E. Hıcıyev, R. E Kerimov ve E.İ. Kerimov tarafından yapılmıştır. Ağız atlasında toplam 128 harita bulunmaktadır.&lt;br /&gt;Sovyetler Birliği döneminde Azerbaycan ağızları üzerine inceleme yapan merkez,Azerbaycan SSR İlimler Akademisinin Nizami adına Edebiyat ve Dil Enstitüsüdür.Burada Azerbaycan ağızları üç istikamette ele alınmaktadır:&lt;br /&gt;1. Azerbaycan ağızları üzerine monografik araştırmalar: Bu çalışmalar 1956 yılında K. Ramazanov tarafından hazırlanan “Azerbaycan Dili Diyalekt ve Şivelerinin Monografik Tedkikine Aid Program” adlı eser örnek alınarak  yapılır,&lt;br /&gt;2. Azerbaycan ağızları dilcilik coğrafyası esasında öğrenilmesi: Bu alandaki araştırmalar, M. Şiraliyev ve R. Rüstemov tarafından 1958 yılında birlikte hazırlanan “Azerbaycan Dilinin Diyalektoloji Atlasının Tertibi İçin Toplanan Materyalların Programı” adlı eser kılavuz olarak kabul edilmiştir. Bu tarihlerde Azerbaycan Dilinin Diyalektoloji Atlasının materyalleri toplanılır,&lt;br /&gt;3. Azerbaycan Türkçesi ağız sözlüklerinin hazırlanması.&lt;br /&gt;Azerbaycan ağızları sözü edilen çalışmalarla ele alınır. Bir dilin ana kaynağını teşkil eden ağızlar, söz varlığı yönünden zenginlik göstermesi yanında diğer ağızlarla da farklılık arz etmektedir. Dört grupta ele alınan Azerbaycan ağızları, ele alındığında başlıca şu hususiyetler ortaya çıkar:&lt;br /&gt;Doğu Grubu Ağızlarının Genel Özellikleri:&lt;br /&gt;1. "y" sesinin tesiriyle "a" sesinin darlaştığı görülür: geyçi, geysi, geymag gibi.&lt;br /&gt;2. Kelimenin birinci hecesinde dudak ünsüzleinden sonra "a" sesinin yerini "o" sesi gelir: boba, boça, bormaġ, popaġ vb.&lt;br /&gt;3. Kelimenin ilk hecesinde "o" sesinin yerine "u"; "ö" sesinin yerine de "ü" ünlüsünün geldiği görülür: ġuşun, dudaġ, üküz, çürek, güdeg, urda, una vb.&lt;br /&gt;4. Sağır ň sesi Doğu grubu ağızlarında bulunmaz.&lt;br /&gt;5. Kelime sonunda sedalı seslerin bulunması dikkat çekmektedir: boşġab, səmed, yarpaġ, çöreg vb.&lt;br /&gt;6. Kelime ortasında g sesinin yaygınlaşması söz konusudur: dügi, igdə, dügmə, degman, igid, sögüd vb.&lt;br /&gt;7. Kelime sonunda ve ortasında "v" sesi yerini muhafaza etmez: oçi, doşan, bizoo, oxloo vb.&lt;br /&gt;8. Ünlü uyumunun birçok kelimede bozulduğu görülür: ayi, geytan, garaçi, başi, bağdaki, lampiyə, altınçi, oxıdi, aleçeg, başdiyə, aleydim, yazəmmədi gibi.&lt;br /&gt;9. Eklerin çoğu zaman iki farklı şekilde gelmesi söz onusudur: gelibu-gelibdü, yatdux-yatdüx, əkdün-əkdüz gibi.&lt;br /&gt;10. Şimdiki zaman eki Kıpçak Türkçesi’ne benzemesi dikkat çekmektedir: yazadu "yazır", gededü "gedir".&lt;br /&gt;11. Kesin olmayan gelecek zaman olumsuzunda I. şahısta –man, mən; II. şahısta –mar, -mər eklerini gelmektedir: almanam, gəlmənəm, amanıġ, gəlmənig,ġaçmarsan, demərsən, almarsuz, gəlmərsüz gibi.&lt;br /&gt;12. Özellikler de Guba ağızlarında –uban, -übən, -ubanı, -übəni, -ıbannarı, übənnəri, -ubannarı, -übənnəri zarf-fiil eklerinin kullanılması dikkat çekmektedir: gidübən, bürübən, işdiyübəni, ġışġırıbannarı, gidibənnəri, oxyubannarı, diyibənnəri vb.&lt;br /&gt;13. Doğu grubu ağızlarına has kelimelere de şu örnekleri göstermek mümkündür: tuğ, "bayrak", xaj "sakin hava", şoġġumaġ "oyundan kaçmak", xır "bahçe",becid "çabuk, tez", həri "bəli", ġənbər "çay taşı", masġura "küçük kasa", əbə "küçük çocuk", əbəci "mama", uruğ, coġacom "nesil", toğay "orman", tabırğa "göçmen", kürdi "susuz sıcak yer", şətəl "yün çorap", gəyci "hasis", işılığ "pencere".&lt;br /&gt;Batı Grubu Ağızlarının Genel Özellikleri:&lt;br /&gt;Batı grubu ağızları fonetik yönden birbirlerine çok benzemektedir. Bu grupta yer alan ağızlar kullanılan kelimeler yönüyledir. Bunların yanında diğer ağızlarla Batı grubu ağızları karşılaştırılırsa Batı grubu ağızlarının özellikleri Oğuz grubundaki Türk lehçelerinin özelliklerini taşıdıkları görülmektedir:&lt;br /&gt;1. Sağır ň sesi Batı grubu ağızlarında oldukça yaygındır: dəmərsəň, öyüň, çıxardıň, üzüňü, oňa, yeyiň gibi.&lt;br /&gt;2. Yuvarlaşma hadisesi Batı grubu ağızlarında karekteristik bir özellik olarak görülmektedir. Edebi dilden farklı olarak Batı grubu ağızlarında ikinci ve üçüncü hecelerde de yuvarlak ünlülerin (o, ö) gelmesi söz konusudur:  suloyjoyux, döylör, üydörüx:, tutor gibi.&lt;br /&gt;3. Batı grubu ağızlarında Azerbaycan’ın diğer ağızlarından ve edebi dilden farklı olarak bazı kelimelerin başlarında "ı" sesi eklenir: ılxı, ıldırım, ılıx, ışıx gibi.&lt;br /&gt;4. Batı grubu ağızlarında kalınlaşma hadisesi önemli ses hadisesidir: vatan,yanı, xavar, zeynaf, hasan, xarc, halak, vafat, sabr, heydar, tasdıx, ciyar,surat vb.&lt;br /&gt;5. Bu gruptaki ağızlarında kelime ortasında b-v ve c-j değişikliği oldukça yaygın şekilde görülmektedir: bava, çovan, xavar, livas, divi, çivin, savax, şavalıt, baja, geje, bajı, ajıx vb.&lt;br /&gt;6. Batı gruptaki ağızlarda kelime başında b-p ve d-t değişikliği sık karşılaşılan ses hadiselerindendir: piter, putax, pirġadir, pıçax, pişmiş, tux:, tustax,tukan, tıfar/tufar gibi.&lt;br /&gt;7. Batı grubu ağızlarında birkaç kelime başında "g" sesi yerine "q" sesinin geldiği görülür: qıp, qış, qıpıl/qıfıl, qanun vb.&lt;br /&gt;8. Bu grupta yer alan ağızlarda bazı kelimelerin başındaki "d" sesinin yerine "ç" sesi gelir: çiş, çişi, çüş vb.&lt;br /&gt;9. Bu gruptaki ağızlarda dikkat çeken ses hadiselerinden birisi de kelime sonunda ve kelime ortasında "v" sesinin yerine "y" sesinin gelmesidir: doyşan, yoyşan, oy, öy, puxoy gibi.&lt;br /&gt;10. Batı grubu ağızlarında kelime başında bazı kelimlerde "y" ve "h" sesinin düştüğü görülür: umax, uxu, umurux/umrux, uxarı/oxarı, umuru, umşax; örüllər, örümcex:, ülkür, ışgırıx vb.&lt;br /&gt;11. Yine bu grupta yer alan ağızlarda "d" sesinin tesiriyle "x" sesinin "t" sesine döndüğü görülür: artdan-arxdan, qaltdı-qalxdı, qortdı-qorxdı.&lt;br /&gt;12. Batı ağızlarında kelime ortasında ses türemesine rastlanmaktadır: qorxumax, qırıx-qırx, umuru, umurux gibi.&lt;br /&gt;Güney Grubu Ağızlarının Genel Özellikleri:&lt;br /&gt;1. "ə" sesi Güney grubu ağızlarında daha açık telaffuz edilir: əv, bənə, həylə vb.&lt;br /&gt;2. Bazı ünlülerin burundan teşekkül ettiği görülür: cibıã, dədâ, əvıĭ, əlĭ, közǔ vb.&lt;br /&gt;3. Kelimenin birinci hecesinde "a" sesinin yerine "ə" ünlüsü gelir: ġərə, ġəyiş, ġəmçi, əyax, nəzix:, ġəçi vb.&lt;br /&gt;4. "e" ünlüsünün yerine bazı kelimelerde "ə" ünlüsünün geldiği görülür: pənir, səvgi, nəft, dəyil, həybə, cəşmə, çəvir, vər gibi.&lt;br /&gt;5. "i" ünlüsünün yerine bazı kelimelerde "ü" ünlüsü alır: şəkül, bülür, büldür vb.&lt;br /&gt;6. "o" sesinin yerine bazı kelimlerde "a" sesi alır: av, davşan, yavşan, ġavırma, navrız, pilav, alav, çilav gibi&lt;br /&gt;7. "ö" sesinin yerini bazı kelimelerde "ə" ünlüsü alır: əvlat, büləv, kösəv, bişəv  vb.&lt;br /&gt;8. Kelime başında "ç" ünsüzünün yerine "ts" ünsüzü gelmektedir: tsay, tsadır, tsaynix:, tsimirix: gibi.&lt;br /&gt;9. Bazı durumlarda eklerin ünlü uyumunu bozduğu görülür: beşlıx, əkinçilıx, gəldıxda, gəlmax, gedaçax, əliuz gibi&lt;br /&gt;10. Şimdiki zaman ekleri –ır, -ir, ur, -ür ekleri yanında –iy, -io, -iri eklerinin de gelmesi söz konusudur: gəliy, gədio, seviri gibi.&lt;br /&gt;11. Bazı dudumlarda Gelecek zaman II. şahısta –acak, -əcək yerine –as, -əs ekleri gelmektedir: tutassan, gələssən, oturassız, gələssiz gibi.&lt;br /&gt;12. Güney grubu ağızlarında kullanılan kelimelere ise şunları örnek verebiliriz: ayama "lakab", yey "iyi", arğalı "vahşi koç", gamrax "telaş", ġatıx "kavurma, sonbaharda avrulup saklanan et", mavrı "kedi yavrusu", oyma "kadın elbisesi", paraxlıx "arı kovanlarının korunduğu yer", xapan qalmaq "kimsesiz kalmak", şüvən "sahipsiz", xudrı "boş", yaxıngeş "derin kap" gibi.&lt;br /&gt;Kuzey Gurubu Ağızlarının Genel Özellikleri:&lt;br /&gt;1. Kelimenin ilk hecesinde "ə" yerini "e" sesi alır: eyləş, bey, deyirman, eliynən, derman, mezə, dedə gibi.&lt;br /&gt;2. Sağır ň ünsüzünün Kuzey grubu ağızlarında ortadan kalkar yerini ünlüler alır: əlıaã, əlıĭ, didĭz/didıĭz, balaãzı gibi.&lt;br /&gt;3. Bazı eklerin Güney grubu ağızlarında olduğu gibi ünlü uyumunu bozduğu görülür: beşlıx, yiyax, diyiçağdı, oynamiyax gibi.&lt;br /&gt;4. Ödünç kelimelerde çoğu zaman "f" sesinin yerini "p" ünsüzü alır: pərə, ġıpıl, pəhlə, telpun, pundux, pənər gibi.&lt;br /&gt;5. I. ve II. şahıs zamirlerinin mã, sã şekinde kullanıldığı görülür &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7258922635693199905-2615846287284081869?l=lehcelerimiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lehcelerimiz.blogspot.com/feeds/2615846287284081869/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lehcelerimiz.blogspot.com/2010/07/azerbaycan-agizlari-uzerine-bir-deneme.html#comment-form' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7258922635693199905/posts/default/2615846287284081869'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7258922635693199905/posts/default/2615846287284081869'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lehcelerimiz.blogspot.com/2010/07/azerbaycan-agizlari-uzerine-bir-deneme.html' title='AZERBAYCAN AĞIZLARI ÜZERİNE BİR DENEME'/><author><name>FİRUZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07731551592816267514</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7258922635693199905.post-4619548323209473992</id><published>2009-04-19T01:00:00.000-07:00</published><updated>2009-04-19T01:14:56.300-07:00</updated><title type='text'>İRANDA YAŞAYAN TÜRK DİLİ LƏHCƏLƏRİ</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;Horasan Türkçesinde&lt;br /&gt;–Mag ve –Dig Eklerinin İşlevi Üzerine&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;strong&gt;&lt;em&gt;&lt;/em&gt;&lt;/strong&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dr. Sultan Tulu&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Horasan Türkçesinde&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn1" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn1" name="_ftnref1"&gt;[1]&lt;/a&gt;, Azerice ve Türkmencede olduğu gibi, -Mag mastar eki ile kurulan adlar, iyelik ve ad durum ekiyle çekimlenir. Bunun yanısıra –Dig partisibi ile kurulan adların da, az da olsa, benzer işlev gördüğüne tanık olunur. Bu yazıda, esas itibariyle bu eklerin, örnekleriyle cümle içindeki kullanımı ve işlevine değinilecektir. Ancak daha önce, örneklerine rastladığımız ve taradığımız kaynakların ağızlarını tespit etmek açısından Horasan Türkçesinin  sınıflandırmasına yer verilecek ve bu ağızların sınıflandırmadaki yeri gösterilecektir.&lt;br /&gt;Horasan’ın Türk lehçelerini Doerfer, özellikle şimdiki zaman, bildirme ve emir/istek ekleri esasında sınıflandırMaktadır.&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn2" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn2" name="_ftnref2"&gt;[2]&lt;/a&gt; Bu sınıflandırma, şimdiye dek bilinen ağızlar esasında şöyledir:&lt;br /&gt;Kuzey-Batı = Şeyh-Teymūr, Bocnūrd, Asadlī, Kalāt (Esferâyen).&lt;br /&gt;Kuzey = Zeyārat, Şīrvān, Zourom, Quçan, Şūrak, Douġā’ī; aynı zamanda Nohur, Anau, Manış, Hasar; yine Lutfābād ve Daragaz’daki kaynak kişiler.&lt;br /&gt;Kuzey-Doğu = Māreşk, Conk, Gūcgī; ve buna yakın duran Langar&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn3" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn3" name="_ftnref3"&gt;[3]&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Güney-Doğu = Harve ‘Olyā, Rūhābād, Çārām-Sarcām&lt;br /&gt;Güney-Batı = Cogatāy, Hokmābād, Soltānābād, Kara-Bāġ, Pīr-Komāc; (ve Hey’et’in belirttiği, Bām-Safīābad ve Esferāyen.)&lt;br /&gt;Lutfābād ve Daragaz’da, Horasan Türkçesi yanında Azerî Türkçesi de konuşulmaktadır. Stewart’a göre, Azerbaycan Türk dil sahası, örn., Quçan’ın güneybatısına dek uzanmaktadır.&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn4" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn4" name="_ftnref4"&gt;[4]&lt;/a&gt; Doerfer bu sınıflandırmaya, aslında Amu Derya’da konuşulan ağızları da, (örn., Qırāç), diğer deyişle Oğuz-Özbekçesi’ni de dahil etmektedir.&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn5" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn5" name="_ftnref5"&gt;[5]&lt;/a&gt; Ancak bu sınıflandırmaya netlik kazandırMak için, araştırılması gereken kimi boşlukların doldurulması gerekmektedir.&lt;br /&gt;Hey’et, sınıflandırmasında Horasan Türkçesini, Batı, Kuzey-Doğu ve Güney grubu olarak üçe ayırmıştır: 1) Batı grubu: Bocnurd ve çevresi, Coġatāy, Harve Ulyā; 2) Kuzeydoğu grubu: Şirvan, Quçan, Daragaz, Kalāt ve onun çevre köyleri ve Türkmenistan'ın sınır bölgesi; 3) Güney grubu: Nişapur, Sebzevar, Cuveyn.&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn6" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn6" name="_ftnref6"&gt;[6]&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Bu sınıflandırmalara rağmen, Doerfer’e göre:&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn7" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn7" name="_ftnref7"&gt;[7]&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;a) Kuzeybatının (Bocnurd v.b.),&lt;br /&gt;b) Kuzeydoğunun (Şīrvān v.b., d) dışındaki eski Sovyetlerin bütün ağızları da dahil),&lt;br /&gt;c) Güneyin (Soltān-ābād v.b., yine Kalem Ucu’nda görülen Safī-ābād), ve&lt;br /&gt;d) Özbek Oğuzcası’nın ağızları, birbirlerinden belirgin ölçüde farklılık göstermelerinden ötürü, -sınıflandırmalar geniş ölçüde görecelidir-,&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn8" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn8" name="_ftnref8"&gt;[8]&lt;/a&gt; Horasan Türkçesini bir lehçe olarak ele alMak yerine, bilâkis onun, bunların dördünün bir birleşimi olduğu da düşünülebilir. Esas itibariyle, “Horasan Türkçesi” coğrafî bir kavram niteliği taşıMaktadır. Bu durumda Oğuzcayı, bir yandan, politik anlamda “diller” (= bugünkü Türkiye Türkçesi, Azerî Türkçesi, Türkmence,)&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn9" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn9" name="_ftnref9"&gt;[9]&lt;/a&gt; diger yandan dilbilimsel anlamda, -durum çekim eki, bildirme eki, fiil çekim ekleri, leksik ve fonetik farklılıklar göz önüne alınarak- aşağıdaki lehçelere ayrılan bir “dil” gibi de ayırMak mümkündür:&lt;br /&gt;a) Batı Rumeli Türkçesi, b) Doğu Rumeli Türkçesi, (Gagavuzca, Kırım Osmanlıcası dahil), c) Batı Anadolu Türkçesi, d) Orta Anadolu Türkçesi, e) Doğu Anadolu Türkçesi, f) Azerî Türkçesi (vokalden sonra akuzatif eki: -yI), g) Azerî Türkçesi (vokalden sonra akuzatif eki -nI), h) Sonkorî, i) Güney Oğuzca, j) Güney Horasan Türkçesi, k) Kuzeybatı Horasan Türkçesi, l) Kuzeydoğu Horasan Türkçesi (muhtemelen iki grup, bkz. yukarı), m) Özbek-Oğuzcası, n) Türkmence / Doğu, Kuzey (Ersarı, Sarık, Çovdur, Stavropol’), o) Türkmence / diğer ağızlar."&lt;br /&gt;–Mag ve -dık eklerinin kullanım alanı, ağırlıklı olarak Kalem Ucu dergisinin ağzı, yani Bām o Safīābād’dır.&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn10" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn10" name="_ftnref10"&gt;[10]&lt;/a&gt; -dIK eki bundan başka, sınıflandırmada kuzeybatı ağzına giren Conk’ta görülmektedir.  Bunlardan –Mag eki birçok ağızda, -özellikle Kalāt’da sık karşımıza çıkMaktadır.&lt;br /&gt;Yukarıdaki sınıflandırmaya göre, Doerfer, -Hey’et’e dayanarak- Bām o Safīābād’la Esferāyen’i güney-batı grubuna dahil eder. Kalāt ağzını ise, kuzeybatı grubunda göstermesine rağmen, -Mag ekinin Azerî Türkçesinde de benzer şeklinde çekimlendiği dikkate alınırsa –belki Hey’et’in de belirttiği gibi&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn11" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn11" name="_ftnref11"&gt;[11]&lt;/a&gt;, bu ağız güney grubuna dahil edilebilir; zîra Horasan Türkçesi güneye doğru inildikçe Azerî Türkçesinin daha çok etki alanına girmektedir. Bunların yanısıra, kuzeybatı grubundan Bocnurd&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn12" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn12" name="_ftnref12"&gt;[12]&lt;/a&gt; ve Kuzey grubundan Quçan&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn13" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn13" name="_ftnref13"&gt;[13]&lt;/a&gt; gereçleri üzerinde yaptığımız taramalarda –Mak eki dışında –dIK ekinin kullanımına rastlayamadık.&lt;br /&gt;1 -Mak mastar eki&lt;br /&gt;Mastar ekleri, dilbilgisel açıdan çok işlevlidir. Bu ekler, hem kalıplaşmış bir ad kurabilir, hem de yan cümle fiili olarak kullanılabilirler. Türkçede mastarlardan türetilmiş adların sık kullanımı yanında,bir de bu fiillerin yan cümle kurma özellikleri vardır. “Bu fiiller de adlaşmış sayılırlar ve yönettikleri yan tümcenin temel tümce içindeki görevine uygun olarak ad durum ekleri alırlar. Yan tümce kuran ve ad durum ekleri taşıyabilen bu fiiller, kök ya da gövdelerine "-me, -mek, -iş, -dik (-diği), -ecek (-eceği)" ekleri getirilerek adlaştırılır."&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn14" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn14" name="_ftnref14"&gt;[14]&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Türkiye Türkçesinde –Mak değil, ama –mA eki, şahıs ekleriyle çekimlenmektedir; ancak gerek -dIK ve -AcAK ekini alan sıfat fiili grubu, gerekse bunların kalıcı adları, özellikle ikincisi, iyelik ekini alırlar. Horasan Türkçesinde –Mak eki, yan cümlede datif eki almadan önce 3.t.k. iyelik eki ile çekimlenir: -Mag+I+n+A.&lt;br /&gt;1.1 Fiilden ad eki olarak -Mag eki&lt;br /&gt;Fiilden ad eki olarak -Mag eki şu örneklerde görülür:&lt;br /&gt;oynamaġ "oyun", Q.U.; ekinmaġ “çiftçilik” Q.U.&lt;br /&gt;āc olubdurdum ve yemaġuñ dālusunnan gezīdim, “acıkmıştım ve av peşinde dolaşıyordum”, Q.U., I.53;&lt;br /&gt;ġuyruġu çanlu tülkü bu soruşMagları işidende, ..., yāduna geldi, “kuyruğu zilli tilki, bu soruları işitince, ..., aklına geldi”, Q.U., I.110.&lt;br /&gt;salām bermaġdan sōra, yuġur édenleriñ keyflerini soruşdu, “selam verdikten sonra yola çıkanların hal hatırını sordu”, Q.U., II. 29.&lt;br /&gt;... çeşmeniŋ istemaġunu edmaġuna yola düşdi, "çeşmenin isteğini yerine getirmek için yola çıktı" Q.U., I.71.&lt;br /&gt;bu soruşMagu soruşMaguna yetişdik ustadıng gulluguna. “bu soruyu sorMak için üstadın huzuruna vardık”, (Q.U., başka bir metinde).&lt;br /&gt;bu päri xånım yığlamax tutti, “Peri Hanım’ı bir ağlama tuttu”, Ş.İ.,[22].&lt;br /&gt;bu åtä båxmağ o’lmeydi, “bu ata bakMak mümkün değil!”, Ş.İ. [19].&lt;br /&gt;Aşağıdaki cümle örneğinde mastarlı bir yan cümle işlevi görülmektedir:&lt;br /&gt;bu gälädä kurdu söyleMagim&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn15" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn15" name="_ftnref15"&gt;[15]&lt;/a&gt; ögrendim. “bu köyde Kürtçe konuşmayı (da) öğrendim” (Q.U.).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.2 -Mag mastar ekinin yan cümle fiili olarak kullanılması&lt;br /&gt;Yan cümle fiili olarak kullanıldığında mastar eki –Mak şu formülü alır:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Mag + 3.t.k. iyelik eki + yardımcı ses n +A ve tasvirî/modal fiil&lt;br /&gt;Mastar ekiyle oluşturulan bu yapı, bir birleşik fiil yapısının görüntüsünü verir. Tasvirî fiil, asıl fiile farklı anlam katar, onu pekiştirir ve ona farklı görünüm verir. Bu tür mastar cümlelerinde tasviri fiil, değişik zaman ve kiplerde çekimlenebilirken, mastarın; iyelik ekiyle birlikte datif durum ekini aldığı gözlemlenir. Tasviri/modal yardımcı fiil, çekimlenen mastar ekinden sonra geldiği gibi, onunla yer de değiştirebilir. -Mag+A dur- yerine. (durdu) -Mag+U+n+A gibi. Ancak, sonuncusunun kullanımı daha işlektir. Örneğin;&lt;br /&gt;bu bağda durdi işlämağina, şindä zindaganluğa, “bu bağda çalışmaya, burada yaşamaya başladı”, Ş.İ.[1].&lt;br /&gt;bo åt durdı yol gitmåğına, “bu at yürümeye başladı”, Ş.İ., [28].&lt;br /&gt;baD tırdı ki gälsin xodāhåfızlığ étmağinä, bir néçä ġazäl déyär, Tulu 1989, A.K., m.no: 47.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;onbeş yaşdan moġam çalMagung (!) ögrenMagunu başladum. “onbeş yaşında Makam çalmasını öğrenmeye başladım.” (Q.U.);&lt;br /&gt;bir båland dāğiñ başında (o)tırdı xodāya mınåcāt étmağa, ”Yüksek bir dağın başında Tanrı’ya yakarmağa başladı”, Tulu 1989, A.K.m.no: 52.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dūrdu īslamaġuna o baxmaġuna, tâ ki südüñ īsi burnına degdi, “koklamaya ve bakmaya başladı, ta ki sütün kokusunu aldı”, Q.U., I.11.&lt;br /&gt;olā geldilen, çeşmeniñ üstünde durdulan oynamaġa; su durdu ġaynamaġa, “onlar geldiler, bulağın başında oynamaya başladılar; su kaynamaya başladı”, Q.U., I.102.&lt;br /&gt;ġonum ġomşudan soruşMaguna évinnen dâşa çıxdı, “konu komşudan hal hatır sorMak için evinden dışarı çıktı”, Q.U., I.7.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;süd tapmaġuna geddim gezdim, tâ bir ineg tapdum, “süt bulMak için bir inek bulana dek dolaştım”, Q.U., I. 62.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;... çeşmeniŋ istemaġunu edmaġuna yola düşdi, "çeşmenin isteğini yerine getirmeğe/getirmek için yola çıktı" Q.U., I.71.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mecbur ol- modal yardımcı fiiliyle:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve genem mecbûr olīdılan ogurluġuna, “ve yine hırsızlık yapmaya mecbur oldular”, Q.U. II60.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıdaki örnekte, modal yardımcı fiilden sonra ana cümlenin yüklemi istek kipindedir:&lt;br /&gt;mecbur oldum çörek çuharMaguna gédem, "ekmek kazanMak için gitmeye mecbur kaldım”, Q.U.&lt;br /&gt;durMak fiili ile geçen mastar adları; cümlede eylemin başladığını ifade ederler: Bu tür mastar cümleleri, amaç cümleleri olarak kullanılMaktadır. Buna benzer örneklere Türkmencede de rastlaMaktayız. Bu tür mastarlı fiil cümlelerini ise, kimi diyaleklerde gerundiumlu birleşik fiiller karşılaMaktadır. Örneğin, Özbekçedeki yåza başladı "yazmaya başladı".  Türkmencede -(I)p gerundiumlu olan asıl fiil, -MagA ekini alır: Örneğin, ġaynaMaga başladı “kaynamaya başladı”. Ancak, Quçan’da karşılaştığımız bir örnek, çıxım giyim “çıkıp gideyim”, Ş.İ. [18], ilginç bir birleşik fiil yapısı sunMaktadır. gıtardı gitti “aldı götürdü” / ”alıp gitti” şeklindeki örnekler, Quçan, Şah İsmail metninde sık sık karşımıza çıkMaktadır., Bām ve Safiābād gereçlerinde (Qalam Ucu) ise, gerundiumlu birleşik fiiller dikkat çekici bir özellikte değillerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 Fiilden ad yapım eki olarak –Dig eki&lt;br /&gt;Bu ek, ad yapım eki olarak işlek değildir ve Türkiye Türkçesinde –AcAk ad yapım ekini karşılaMaktadır.&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn16" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn16" name="_ftnref16"&gt;[16]&lt;/a&gt; -Dig eki az sayıda şu örneklerde bulunur:&lt;br /&gt;toñlu xala bir ġarrı xātunudu ve birsisi yōxudu ki ona çörek ve yeDig o geyDig zādlar getirsin. " testili teyze yaşlı bir kadındı ve ona ekmek, yiyecek ve&lt;br /&gt;giyecek şeyler getirecek /birisi/ kimsesi yoktu”, Q.U., II.3.&lt;br /&gt;bir tülkü ki yéDiginiñ dâlusunnan gezīdi, “/bir tilki ki, avının peşinde dolaşıyordu/ avının peşinde dolaşan bir tilki”, Q.U., I.9.&lt;br /&gt;ekdik "ekecek şey = ekin", Q.U.&lt;br /&gt;Ekin yuvarlak şekilleri de görülür: yedük, ekdük, geydük gibi. Bu örnekler dışında, kuzeydoğu grubunda, Conk'tan şu örneğe rastladık:&lt;br /&gt;bizī oğlan biz am sigDigi käfäri’fti. “oğlumuz da artık büyüdü.”&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn17" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn17" name="_ftnref17"&gt;[17]&lt;/a&gt; KL.83&lt;br /&gt;2.1 -Dig ekinin yan cümle fiili olarak kullanılması&lt;br /&gt;-Dig/-Dug ekinin, -Mag mastar ekinde olduğu gibi iyelik eki alması ve yardımcı/tasvirî fiillerle kullanımı çok ilginç bir benzerlik gösterir. -Dig ekinin -yukarıdaki cümle örneklerinden de anlaşılacağı üzere, -Mag mastar eki ile aynı işlevde kullanıldığı görülmektedir. -Dig ekinin bu kullanımı muhtemelen -Mak ekine örnekseme yoluyla oluşmuştur.&lt;br /&gt;-Dig + 3.t.k. iyelik eki+ n bağlayıcı ünsüz+ -A yönelme durum eki  ve modal-tasviri fiille kullanıma örnek&lt;br /&gt;o dûrdu ġarrı xalanın südün içmaġuna ve dōyannan sōra ayaġ ġoydu ġaçduġuna, “ve ihtiyar teyzenin sütünü içmeye başladı; doyduktan sonra kaçmaya koyuldu”, I.13,14. &lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn18" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftn18" name="_ftnref18"&gt;[18]&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Tülkü ġuyruġu gıyılannan sōra vanġu vanġunnan durdu ġaçduġuna, “tilki kuyruğu kesildikten sonra uluyarak kaçmaya başladı”, Q.U., I.34.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kısaltmalar&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;Bkz.: bakınız&lt;br /&gt;ET: Eski Türkçe&lt;br /&gt;F.: Farsça&lt;br /&gt;Krş.: karşılaştır&lt;br /&gt;KL: Kelime listesi&lt;br /&gt;m.no: metin numarası&lt;br /&gt;Özb.: Özbekçe&lt;br /&gt;Q.U.: Kalem Ucu dergisi(= Bam o Safīābād metni, bkz. Tulu 1992. Derginin iki sayısındaki hikayeler, bu yazıda I ve II olarak numaralandırılmış ve cümle örnekleri satır numaralarıyla verilmiştir.)&lt;br /&gt;Ş.İ.: Şah İsmail metni (Quçan’dan, bkz. Doefer/Hesche 1998)&lt;br /&gt;t.k.: teklik kişi&lt;br /&gt;TT:Türkiye Türkçesi&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Kaynakça&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;1- Erkman-Akerson, Fatma ve Ozil, Şeyda, Türkçede Niteleme, Sıfat İşlevli Yan Tümceler, Simurg yayınevi, İstanbul 1998.&lt;br /&gt;2- Doerfer, Gerhard/Hesche, Wolfram: Wörterlisten, Kurzgrammatiken, Indices. Turkologica 16, Wiesbaden 1993.&lt;br /&gt;3- Doerfer, G., Hesche, W., Türkische Folklore-Texte aus Chorasan, (Quçan metni: Şah İsmail, ss. 252-359), Harrassowitz Verlag, Turkologica 38, Wiesbaden 1998.&lt;br /&gt;4- Doerfer, G., "The Turcic languages of Iran", The turkic languages, (yay.: Lars Johanson ve Eva A. Csato),  Routledge yayınevi, London ve New York, 1998, ss. 273-283.&lt;br /&gt;5- Hey’et, Cevad, "Horasan Türkçesi", Anayurttan Atayurda Türk Dünyası, sayı: 5.&lt;br /&gt;6- Tulu, S., Chorasantürkische Materialien aus Kalāt bei Esferāyen, Klaus Scwarz Verlag, Berlin 1989.&lt;br /&gt;TDA-, "Horasan Türkçesinden İki Hikâye", Türk Dilleri Araştırmaları, Ankara 1992, 131-153&lt;br /&gt;-, Bocnurd Folklorundan Örnekler, 2001.    &lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn1" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftnref1" name="_ftn1"&gt;[1]&lt;/a&gt; Bugün Horasan Türkçesi tanımlamasıyla coğrafi anlamda Horasan bölgesinin ağızlar topluluğundan söz edilmektedir. Makalede Doerfer’in çeviriyazımına sadık kalındı.&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn2" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftnref2" name="_ftn2"&gt;[2]&lt;/a&gt; Krş. Doerfer, G., "The Turcic languages of Iran", The turkic languages, (yay.: Lars Johanson ve Eva A. Csato), Routledge yayınevi, London ve New York, s.275.&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn3" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftnref3" name="_ftn3"&gt;[3]&lt;/a&gt; Krş.. Doerfer, a.e., Kuzey-Doğu, Güney-Doğu ve Langar, Oğuz özbekçesi’ni andıran belirgin özellikler gösterir.&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn4" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftnref4" name="_ftn4"&gt;[4]&lt;/a&gt; Doerfer/Hesche 1998, s.34.&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn5" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftnref5" name="_ftn5"&gt;[5]&lt;/a&gt; Doerfer’e göre, özbek Oğuzcası, kr.. Doerfer 1977, 194-197.&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn6" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftnref6" name="_ftn6"&gt;[6]&lt;/a&gt; bkz. Cevad Hey’et, "Horasan Türkçesi", Anayurttan Atayurda Türk Dünyası, sayı: 5, S.22.&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn7" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftnref7" name="_ftn7"&gt;[7]&lt;/a&gt; Bkz., Das Chorasantürkische (1993), 183-191, 194-197.&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn8" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftnref8" name="_ftn8"&gt;[8]&lt;/a&gt; Ayrıca, Conk, Göcgı, Müre?k ve Langar ağızları da, diğer kuzeybatı ağızlaından aynı biçimde, bir diyelek gibi ayrılır.&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn9" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftnref9" name="_ftn9"&gt;[9]&lt;/a&gt; Kaldı ki, bunlar hâlâ okullarda öğretilmekte olan resmî yazı dilleridir, ancak bu Kaşgayca ve Horasan Türkçesi için geçerli değildir.&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn10" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftnref10" name="_ftn10"&gt;[10]&lt;/a&gt; Bu yazıda verilen örnekler için taranan derlemeler yazının sonunda kısaltmalarıyla birlikte gösterildi.&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn11" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftnref11" name="_ftn11"&gt;[11]&lt;/a&gt; Hey’et, Esferayen’i güney grubuna dahil etmektedir. Kalıt’ın Esferayen’e yakın bir köy olması, onun aynı gruba girme olasılığını güçlendirMektedir. Bu durumda sınıflandırma yeniden gözden geçirilmelidir.&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn12" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftnref12" name="_ftn12"&gt;[12]&lt;/a&gt; Bkz., Tulu, S., Bocnurd Folklorundan ?rnekler, 2001. (yayına hazır).&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn13" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftnref13" name="_ftn13"&gt;[13]&lt;/a&gt; Bkz.,Doerfer/Hesche, Türkische Folklore-Texte..., Wiesbaden 1998.&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn14" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftnref14" name="_ftn14"&gt;[14]&lt;/a&gt; Krş. Erkman-Akerson, Fatma ve Ozil, şeyda, Türkçede Niteleme, Sıfat İşlevli Yan Tümceler, Simurg yayınevi, Istanbul 1998,  s.151.&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn15" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftnref15" name="_ftn15"&gt;[15]&lt;/a&gt; süylemagim kelimesinde ses düşmesi sonucu, bir haploloji olayı  mümkün görünmektedir ( &lt; söyle-mAG+I hem “söylemesini de”).&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn16" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftnref16" name="_ftn16"&gt;[16]&lt;/a&gt; Krş. TT: tanıdık. ızb.: sevdik “sevgili”, qaldıq “kalıntı”, tapıldıq “buluntu” ET : ıduq&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn17" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftnref17" name="_ftn17"&gt;[17]&lt;/a&gt; Krş. F. -aşkaf karda “sidiği kabardı” (= büyüdü)&lt;br /&gt;&lt;a title="" style="mso-footnote-id: ftn18" href="http://www.blogger.com/post-create.g?blogID=7258922635693199905#_ftnref18" name="_ftn18"&gt;[18]&lt;/a&gt; Burada ayağ şoy- fiili, durmak tasviri fiili ile eş anlamda kullanılmaktadır. Krş. F. p zadan.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7258922635693199905-4619548323209473992?l=lehcelerimiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lehcelerimiz.blogspot.com/feeds/4619548323209473992/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lehcelerimiz.blogspot.com/2009/04/iranda-yasayan-turk-dili-lhclri.html#comment-form' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7258922635693199905/posts/default/4619548323209473992'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7258922635693199905/posts/default/4619548323209473992'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lehcelerimiz.blogspot.com/2009/04/iranda-yasayan-turk-dili-lhclri.html' title='İRANDA YAŞAYAN TÜRK DİLİ LƏHCƏLƏRİ'/><author><name>FİRUZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07731551592816267514</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7258922635693199905.post-5105376824948144457</id><published>2009-04-19T00:39:00.000-07:00</published><updated>2009-04-19T01:00:01.415-07:00</updated><title type='text'>GÜNEY AZƏRBAYCAN LƏHCƏLƏRİ (ÜMUMİ BAXIŞ)</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;Cənubi Azərbaycanda Türk ləhcələrı&lt;br /&gt;Böyük Rəsuloğlu – Yaz 1995&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- &lt;a href="http://www.sarigelin1.com/Az/QonaqShairler/BResuloglu/BResuloglu_2.html#Girish"&gt;Gırış&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;2- &lt;a href="http://www.sarigelin1.com/Az/QonaqShairler/BResuloglu/BResuloglu_2.html#Tebriz"&gt;Təbrız ləhcəsı&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;3- &lt;a href="http://www.sarigelin1.com/Az/QonaqShairler/BResuloglu/BResuloglu_2.html#Qaradag"&gt;Qaradağ ləhcəsı&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;4- &lt;a href="http://www.sarigelin1.com/Az/QonaqShairler/BResuloglu/BResuloglu_2.html#Yamchi"&gt;Yamçı ləhcəsı&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;5- &lt;a href="http://www.sarigelin1.com/Az/QonaqShairler/BResuloglu/BResuloglu_2.html#Uygur"&gt;Uyğur ləhcəsı&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;6- &lt;a href="http://www.sarigelin1.com/Az/QonaqShairler/BResuloglu/BResuloglu_2.html#Maraga"&gt;Marağa ləhcəsı&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;7- &lt;a href="http://www.sarigelin1.com/Az/QonaqShairler/BResuloglu/BResuloglu_2.html#Erdebil"&gt;Ərdəbıl ləhcəsı&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;8- &lt;a href="http://www.sarigelin1.com/Az/QonaqShairler/BResuloglu/BResuloglu_2.html#Zencan"&gt;Zəncan ləhcələrı&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;9- &lt;a href="http://www.sarigelin1.com/Az/QonaqShairler/BResuloglu/BResuloglu_2.html#Hemedan"&gt;Həmədan ləhcəsı&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;10- &lt;a href="http://www.sarigelin1.com/Az/QonaqShairler/BResuloglu/BResuloglu_2.html#Xelec"&gt;Xələc ləhcəsı&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;:::: &lt;a href="http://www.sarigelin1.com/Az/QonaqShairler/BResuloglu/BResuloglu_2.html#Xerite"&gt;Xəritə &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name="Girish"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;strong&gt;Gırış&lt;br /&gt;&lt;/strong&gt;İranda İslam inqilabindan sonra azad hava çəkmək üçün daha çox Azərbaycana get gəli uyğun görmüşdüm. Ona görə də və inqilabdan sonrakı ab havanın təsiri altında müsbət bir iş görmək üçün öz vilayətimizdə imkanlar axtarırdıq. Xoşbəxtlikdən çalışdığım mühəndis muşavır şirkətinə bir projə təklif edildi. "torpaq-su projələri axtarıb tapmaq və həyata keçirmək". Yüksək səviyədə istehsala qatqısı da ola bilən və çox qazanclı hesab edilən projələrdən neçəsinin icra olunub neçəsinin üstünü töz basdı məsələsi bu məqalənın çəmbərinə girməz.&lt;br /&gt;Ancaq Cənubi Azərbaycandaki Türk ləhcələrini öyrənmək üçün əlimə keçən bu fürsətdən istifadə edib, əlimdən gəldiyi qədər onları ayird etməyə çalışdım. Əsasən o proyektlərin mutaliəsi üçün Cənubi Azərbaycanin bütün ərazilərində olan vilayətləri, dağları, obaları, çayları gəzıb dolanmalı və məlumat toplamalıydıq. Mən bir maqnitofon və bir də dəftər alaraq dilimizin incəliklərini və muxtəlif bölgələrdə danışıq şivələrini, ve projələr üçün öyrənilməsi lazim olan başqa məlumatları birlikdə toplamağa çalışdım.&lt;br /&gt;Dilçi olmadığıma görə bu araşdırmanı elmi aparmaq imkanım yox idi. Amma bir məsələyə inanırdım, Cənubi Azərbaycanda bu günə qədər bizim milli varlığımızın muxtəlif sahələrində heç bir əməli-elmi tədqiqat aparılmadığına görə mənim ortaya çixartdığım ləhcə fərqləri elmi baxımdan düzgün olmasa belə, gələcəkdə elmi tədqiqat və araşdırmaların aparılması üçün bir işıq yolu göstərəcəkdir. Şimali Azərbaycanda olduğu kimi dilimizin, mədəniyətimizin, ədəbiyat və başqa sahələrin elmi tədqiqatinin köklü aparılmasını arzulayaraq əsas məsələni aydınlatmağa çalişacağam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Xəritə birdə Cənubi Azərbaycanın muxtəlif ləhcəl və ya şivələrində danışan bölgələrı göstərılmışdır. Bu bölgələndirmədə üç əsas amil yəni:&lt;br /&gt;a - Bölgələrin özəllikləri b - Fonetik özəllikləri c - Dil qaydaları: (1- Umumi dil qaydaları. 2- Ses uyumu.) öz çalışmama ustə götürməyimə baxmayaraq, aşağıdakı xususiyətləri də gözdən qaçırmamışam.&lt;br /&gt;1 - Dilimizin təmiz və düzgün danışıldığı ləhcələr&lt;br /&gt;2 - Dilimizdə olan sözlərin baş hərfində işlənməyən hərflər məsələsi&lt;br /&gt;3 - Danışılan dilin qədim yerlı Türkcə və ya sonra inkişaf edib Azərbaycana gələn Türkcə olması&lt;br /&gt;4 - Muxtəlif Türk boyları ilə ilgili olan ləhcələr&lt;br /&gt;5 - Tarixi qondum – köçdumlər&lt;br /&gt;6 - Xalq arasında olan və sinədən sinəyə keçmiş hekayələrin təsi dairəsi&lt;br /&gt;7 - Fars bölgələrinə yaxınlıq və ya uzaqlıq və onun təsirləri&lt;br /&gt;8 - Kənd və şəhərlərdə danışılan dil fərqlikləri&lt;br /&gt;9 - Şimali Azərbaycan ləhcələri ilə tutuşdurma&lt;br /&gt;Yuxarıdakı yazılan xususiyət və özəlliklərə görə Cənubi Azərbaycanda danışılan Türkcənın 9 ləhcəsını göstərmək mumkundur. Ancaq və təəssüflə Cənubi Azərbaycanda ana dilində məktəb və mədrəsə olmadığına görə ədəbi dil inkişafi da movcud deyıl. Ona görə də umumi bir dil yaxınlığı olmayıb, bölgulədiyimiz ləhcələrın öz arasında da muxtəlif uzaqlıqlar görulməkdədır. Əgər radio və televiziondakı qəsdən pozuq bir dillə hazırlanmış verılışlərın özəl ləhcələrın nəzərə alarsaq bu araşdırma öz önəm və əhəmiyətini itirər. Ona görə və baxmayaraq ki sözü keçən verılışlərın mənfı təsırı bəlli bir dairə çərçivəsində özünü göstərmişdir, məktəblərin açılmasıyla və dilimizin öz gözəlliklərini qoruyaraq ədəbi formasında öyrənilməyə başladıqdan sonra o verılışlərın mənfı, pozucu, yıxıcı təsirləri çox tez aradan qalxacaqdır. Bu gün Cənubi Azərbaycan və Tehranda, Şimali Azərbaycanın qazet və jurnalları və ya radio və televizyon verılışləriylə öz yazı və danışıq dillərini formalaşdıran minlərcə alim, şair, yazıçı və aydın cəmiyətlərin dilindəki saflıq, duruluq və uyğunluq buna bir missal kimi göstərilə bilər. Ancaq bilindiyi kimi mədəni və mənəvi təsir ünsürlərindən sistemli və düzenli istifadə imkani olmadığına görə təsır dairəsı genışlənməmışdır. Yuxarida qeyd edilən mündəricat əsasında adı keçən 9 ləhcənı bir-bir aydınlatmağa çalışacağam. Umid edirəm faydalı olsun.&lt;br /&gt;&lt;a name="Tebriz"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;1 - Təbrız ləhcəsı&lt;br /&gt;Şimali Azərbaycanın Şəkı ləhcəsınə yaxın olan bu ağız, Təbrız və onun ətrafında olan iri-xırda şəhər və qəsəbələrdə danışılan dildir. Bu ləhcə Təbrızın cənubunda yerləşən Üskü, Xosrovşəhr, Azərşəhr və onların tabeliyində olan kəndlərdə işləndiyi kimi, Səhəndin şimal ətəklərində yerləşən kəndlərın, Mehranrud çayının qərbindəki məntəqədə olan Vasmınc və ətrafı ilə, Herbı, Bərə, Liqvan, Sparaxan, Xələtdükan kimi yerlər az fərqlə bu ləhcədə danışırlar. Bu ləhcə ən əsgı Türk dilinin özəlliklərini daşımaqla bərabər, bu günkü dil qaydalarına çox da uymayan, xususiylə Təbrızdə incə və qaba səssızlərının uyuşmazlığını görmək mümkündür. Yuxarıda adı çəkilən kəndlərdən Herbı-Bərə-Liqvan kimilərinin adları və geyımlərı, onların barəsində deyilən hekayələr və həmçinin torpaqlarının otlu, ələflı və suyunun bol olduğu, onların çox qədımdən oralarda yaşadıqlarını göstərır. O bölgədəkı kəndlərın böyük əksəriyətində az zaman bundan öncəyə qədər qoyun dərisindən geyim və papaq hazırlanıb istifadə edilirdiki bəzi yaşlılarında bu gündə elədir. Bəzi kəndlər haqqında yayılan bir hikayəyə əsasən Kərbəla savaşı zamanı onlar varmışlar, ancaq muharibəyə qoşulmamaq üçün öküzə minib yola düşüblər. Sparaxanın bir Hün Kəndı olduğunu o adın Hün sərdarı adından gəlməsiylə baölamaq olar. Hər halda hələ “r” səsının dilimizə keçmədiyi dönəmə aid bu ləhcədə qardaşa - qəydəş, Rəhımə - Yəhım, gəlırəmə - gəliyəm deyildiyi kimi Təbrızlılərın gəlsəkə - gəlsux işlətməsinə baxmayaraq adı çəkilən kəndlərın bəzilərində (Herbı-Bərə) onun gəlsox şəkilində işləndiyi görünməkdədır. Bu ləhcədə sözlər uzadılır, ancaq təhəkküm qabalığı davam edır. Səs uyuşumu, xususilə incə səssızlərdən sonrakə yapışdırmalar və əklər səs qaydasını pozar, gələcəyəm yerınə gələcağam işlənər. böyük fel gücünə sahib olan Türkcə onun umumi qaydalarının pozulmasına icazə verməmişsə də, oxumuş kütlənın dilinə keçmış xarici sözlər az deyil, ancaq Təbrızlılərın anadilində yenı sözlər kəşf etmədəkı böyük qabiliyətini nəzərə alsaq bu bölgənın söz dağarcığının çox dolu olduğunun səbəbini öyrənmək olar. Təbrız ləhcəsının başqa bir özəlliyində indiki zamanın üçüncü şəxsindəki fellərin sonuna onun son səslisinə tabe olaraq “i”, “ı”, “u”, “ü” artırılmasıdır (gəlırı – qalxırı)&lt;br /&gt;Təbrız şəhərındə öz içində yaxın keçmişə qədər üç ayrı danışıq forması mümkün idi:&lt;br /&gt;- Şimal qərb məhəllələrində yəni Şamqazan, Hokmabad, Münəccım, Qarağac&lt;br /&gt;- Dəvəçı, Əmrəqız, Lılava, Xətıb&lt;br /&gt;- Şeşgılan, Bağmeşə, Xiyaban, Maralan və mərkəzı bölgələr&lt;br /&gt;Ancaq son zamanlarda kəndlərdən olan köçün muxtəlif cəhətlərdən müsbət təsir göstərdiyinə görə ağızlar bir birinə yaxınlaşdığı kimi umumiləşmış olması da görünməkdədır.&lt;br /&gt;&lt;a name="Qaradag"&gt;&lt;/a&gt;2 - Qaradağ ləhcəsı&lt;br /&gt;Cənubi Azərbaycanda ən düzgün danışılan Türkcədır. Çox sərt və təmamən dil qaydalarına riayət edildiyi bir ləhcə olmasına baxmayaraq istər qaba, istər incə səssizlər daşıyan fellərin sərfı bütün hallarda yumuşaq səssizlərlə amma sərt olaraq davam edər; gəlmək felinin sərfı, gələciyəm, gələcəklər deyildiyi kimi, almaq felində də alaciyəm, alaceyik, alacəklər formasında işlənir. Bundan başqa qayda pozuntusu olmayan bu bölgənin bəzi kəndlərində “x” hərfı yoxdur. Xususilə Ərəb sözü olaraq dilimizə keçmış olan sözlərdə “x” yerinə “h” işlənir. Misal üçün: Xurma-ya “Hurma”, xanım-a “hanım” deyilir. Daha öncə adını çəkdiyim Mehranrud çayının həmən şərqındə yerləşən Dizə kəndındə Əsgər Dərzı oğlu Rəhım, klassık savadı olmayan mənım musahibim Türkcənı ən gözəl danışan bir numunə kimi hələ də yaşamaqdadır. “R” ilə başlayan sözlərın başına “i” səsı artıraraq Rəhımə - İrəhım deyilən bu bölgədə dilimizin öz qayda və qanunlarını saxlamaqdan başqa, bu gün çox yerlərdə ölmüş və hətta şimalin ədəbi dilindən çıxmış bəzı xususiyyətlər hələ də qorunmaqdadır. Diri və canlı heyvanı bir tərəfə aparmağa, “aparmaq” dedikləri halda, əliylə və ya çiyin və kürəkdə daşına bilən cansız maddələrın daşımasında “götürmək” felindən istifadə edirlər.&lt;br /&gt;Misal: Malları suvarmağa və ya otarmağa apar. Biçinçilərin ikindi çörəyını ğötür.&lt;br /&gt;Cik şəkilcəsındən istifadə edərək, bir sifətin kəmiyətini kiçitmək üçün genış istifadə olunur. Məsələn: bildir (keçən il) “puturaq” olan bizim alma bağında bu il ağaclar “azcaçıq” gətirib.&lt;br /&gt;Bu ləhcənın danışıldəğı yerlərı, Təbrız ləhcəsındən ayıran Mehranrud çayının həmən şərqındəkı Dizə kəndındən başlar, Səhənd dağlarının şərq ətəklərındəkı Mətənəq, İranaq, Seysandan keçər, Sərəskənd, oradan Marağa əyalətinin şərqindəki Sayın Qaladan keçıb, Bostanabad, Miyana, Sarab, Qaradağ və Əhərdən sonar Xivə və Muğanın bir qismətin öz ortuyu altına alar. Dar bir boğazla Arazın qırağıyla Culfanı keçər və Qaraqışlaq, Bəycan, Ərəblər, Nazik, Mərgənlər, Qaraquluqlar, Mərkıt və Qayqacda sonra Qərə əyindən sonra yavaş - yavaş Urmu şivəsinə yaxınlaşar. Gözə çarpan xusus, bu bölgənın çoxunda Dədə Qorqud həkayələrinin islam donu geyinmiş şəklinin hələ də sinələrdə və dillərdə olmasıdır. Klassık savadı olmayan ancaq bu həkayətlərın çoxunu sinədəftər olan Dizə kəndındəkı mənım ikinci musahıbım Heydər oğlu Hüseynqulu bu sözlərın diri şahididir.&lt;br /&gt;&lt;a name="Yamchi"&gt;&lt;/a&gt;3 - Yamçı ləhcəsı&lt;br /&gt;Şimali Azərbaycanın Naxcıvan və xususilə Ordubad ağzına yaxın olan bu ləhcənın mərkəzını Mərənd şəhərı saymaq olar. Sofiyan, Yamçı, Güney mahalı şəbüstər, Xaminə, Dizə xəlil, Dəryan, Şanıcan, Gəmıçıdən sonra Urmu qolunun şimalin Qapsar, Zunuz, Gəlınqaya, Ələmdar – Gərgənın cənub kəndlərı və Mərənd düzündə Yamçı, Yekan mahallarından Evoğlu və ordan sonra Ağçayda yavaş – yavaş Qaradağ ləhcəsınə yaxınlaşır. Bu ləhcədə pozqunluğun az olmamasına baxmayaraq, Qaradağ ləhcəsının tərsınə sözlər daha yumuşaqdır. “Qablama yerınə qəbləmə”, “qabaq yerınə qəbəq” dedikləri kimi, qardaş yerinə qərdəş sözu işlənər. Ancaq səs uyuşumu tam olaraq riayət edilir. Fel az uzanır, Təbrız ləhcəsıylə Qaradağ ləhcəsı arasında yer tutar. Zunuz və Mərəndın özu ən qədım yerləşım mərkəzlərındən olmasına baxmayaraq Yam gədiyindəki Yam kəndı və ətraf kəndlərıylə Mərənd ovasındakı Yamçı və ona tay kəndlərın Muğul köçləriylə gəldikləri bəllidir. Çünkı həm o kəndlərın adının Muğulca olması, həm də ləhcələrının qarışmasına baxmayaraq bəzı özəllikərın qoruyub saxlamışdır. Ancaq bütün bunlara bərabər o hududlar daxilindəki ləhcə çox əsgi və orta dillərin bir-bir ilə qarışıb, tərkıbləşməsındən xəbər verır. Bu bölgədə neçə məsələyə diqqət yetirmək lazimdir.&lt;br /&gt;Sofiyan və ətrafında bütün fellərın ikinci şəsinin keçmişdəki halını göstərmək üçün felin səssizlərinə ğörə, “ddi”, “ddy” və s. işlədirlər. Misal üçün: Gəlibdi yerinə gəliddi, vurubdu yerinə vuruddu və s. deyilir. Maraqlı olan budur ki Uyğur-Avşar adı verdiyimiz Urmu ləhcəsınə tabə olan Salmas şəhərlərındə də eynı badisə görünməkdədır. Bu ləhcənın ərazisinə daxıl olan və Urmu gölünün şimalinda yerləşən Qıpçaq kəndının xalqı bam başqa bir ləhcəyə yiyələnmışlər, hətta bu məqalədə qeyd edılən ləhcələrdən heç birinə tabə deyillər. Bura da bir xususiyyətı də dərc etmək gərəkdır, o da bu kənd əhalisinin gözlərinin rəngı və qıyıqlığındakı fərqın gözə çarpmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;a name="Uygur"&gt;&lt;/a&gt;4 - Uyğur ləhcəsı&lt;br /&gt;Cənubi Azərbaycan Türkcəsının ən düzgün danışılan ləhcələrındən biridir. Sovucbulaq yaxınlığından Sulduz Qarapapaqlarına ordan da Urmu-Salmas-Xoy və Türkiyə hududlarına qədər uzanan bölgənın çox gözəl dil xususiyyətləri və uyumları və məqalənın sonunda bir cədvəl veriləcəyinə baxmayaraq, burada qismən mubahisəyə qoyulmasını uyğun görurəm. Muxtəlıf ləhcələrın muxtəlıf zamanlarında, birinci, ikinci, üçüncü şəxslərə aid fel tətbiqində işlədilən mənsubiyətin çeşitliyinə görə aşağıdakı izahati vermək mümkündür. Ancaq onun ən doğrusunu xususən ikinci şəxsın tək və cəm şəkliylə bu ləhcədə görmək mümkündür. Ata sözündən üç ləhcədə missal verilirsə:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;                         &lt;span style="color:#ff0000;"&gt;1-ci şəxs&lt;/span&gt;      &lt;span style="color:#ff0000;"&gt;2-ci&lt;/span&gt;            &lt;span style="color:#ff0000;"&gt;3-ü&lt;/span&gt;        &lt;span style="color:#ff0000;"&gt;1-ci cəm &lt;/span&gt;                &lt;span style="color:#ff0000;"&gt;2-ci&lt;/span&gt;               &lt;span style="color:#ff0000;"&gt;3-cü&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Ədəbı dildə&lt;/span&gt;      atamın       atanın        atasının    atamızın           atanızın          alalarının&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Təbrız&lt;/span&gt;                    =           atavın              =               =                  atazun                   =&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Qaradağ&lt;/span&gt;                 =          atovuzun          =              =                  atovuzun               =&lt;br /&gt;&lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Uyğur&lt;/span&gt;                     =          atayın                =             =                  atayızın                 =&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu barədə diqqəti çəkən məsələ budur kı istər Türkiyədəki, istərsədə Şumali Azərbaycandakı rəsmı dildə yiyəlık mənsubiyətının bütün halarında “nin” işlədilir. Misal üçün: “Sənın atanın adı Arazdır – atanın atı bözdur”. Halbukı Urmu ləhcəsındə “sənın atayın adı Arazdır – atayın atı bözdur”. Bu ləhcənın danışıldığı bölgədə aşağıdakı xususiyətlərə diqqət yetirilməlidir. Urmiyə ilə Salmas arasındakı Qüşçü gədiyinin şimalindaki Qarabağ bölgəsındəkı danışıq dili əsas ləhcə ilə fərqlı olaraq Şimali Azərbaycanın qərb dialektınə yaxındır.&lt;br /&gt;Urmunun 10-12 km-dəkı Yiyen Çonqaralısı kəndlərındə danışılan dildə kəndlərın adında olduğu kimi əskı “ng” səsı də saxlanılmışdır. Misal üçün bu və bəzı bunlara yaxın kəndlərdə gəlırsən yerınə “gəlırəng”, qalirsan yerınə “qalıranq” və s. deyılməkdədır. Bu barədə açıqlanması vacıb olan bir xusus da ondan ibarətdır kı Doğu Türkistanda (Uyğurustan) Çinlərin bu gün “Yangçing” yəni yenı Çind dedikləri bölgədə Urumcu şəhrının qərbındəkı çonqaralı adında bir qəsəbə movcuddur. Urmudakı çonqaralılarla Urumcudakı çonqaralı arasındakı bağ və ilişgiləri anlamaq üçün onların dillərindəki yaxınlığı öyrənmək kafidir.&lt;br /&gt;Uyğur-avşar adı verdıyımız bu şivə əslində qeyd edılən Uyğur Türkcəsiylə Xorasandan və sonraları Türkiyədən gəlmış Avşar ellərinin dil qarışımından meydana gəlmış bir ləhcə olaraq qəbul edılə bilər. Dil qaydalarının tam olaraq riayət edildiyi bu bölgədəkı danışıqlarda səs uyuşumu bütün məntəqədə hiss edilir. Ancaq bütün şəxslərdə gedən olum əklərındə felın kökü istər qaba, istər yumuşaq səssizlərlə düzəlmış olsun, cə ilə bağlanır. Qaradağ və Təbrız ləhcəsiylə muqayısə edilirsə aşağıdakı cədvəlı hazırlamaq olar:&lt;br /&gt;                           &lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Sözün Əsası                Yiyəcəyəm               Qalacağam&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;                              &lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Qaradağ &lt;/span&gt;                  Yiyəciyəm                Qalaciyəm&lt;br /&gt;                        &lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Uyğur-Avşar&lt;/span&gt;                 Yeyəcəyəm              Qalacəyəm&lt;br /&gt;                            &lt;span style="color:#ff0000;"&gt;Təbrız&lt;/span&gt;                          Yiyəcağam               Qalacağam&lt;br /&gt;Bu ləhcənın ən gözəl örnəyı Urmunun 8 km qərbındəkı Qarahəsənlı kəndı olmaqla bərabər, o ətrafdakı kəndlər yəni Zeynallı, Yorqanlı, Balov, Gecın, Velındə, Qala, Torpaq qala, Qarağac da göstərılə bilər. Maraqlı olan hal isə Urmudakı sünnı kəndlərı və salmasdakı Muğul kimi sünnı kəndlərındə daha düzgün Türkcənın danışılmasıdır. Gerçı Salmasın Muğancıq, Xoyun Pərə, Sulduzun Məmmədyar kimi kəndlərının özünəxas şivələrın unutmamaq lazımdır. Bu ləhcədə danışanların da Qarabağ ləhcəsındə olduğu kimi “R” səsındən sözlərın başlanıcığında istifadə etdikləri görünmədədır. Elə sözlərın başına “i” və ya “ı” səsı artiraraq işlədilir. Ancaq Təbrız və Marağa ləhcəsının tərsınə “R” sesı sözlərın ortasında istifadə edılməkdədır.&lt;br /&gt;&lt;a name="Maraga"&gt;&lt;/a&gt;5 - Marağa ləhcəsı&lt;br /&gt;Bu ləhcə Səhənd dağlarının cənub ətəklərındəkı kənd və şəhərlərındə yayqındır. Marağadan şərqə tərəf Sərəskənd hududlarına qədər yenı Qartovol və Şəlləvənd dərəsınə, Daşatandan cənub doğrultusuna Sayın Qala, Miyandoab (Qoşaçay) aralığında Sovuqbulaq yaxınlarına və Cığatı, Tığatı çaylarının düzlük və ovalarından Məlıkan, Binab, Əcəbşır ilə Azərşəhr aralığına qədər davam edir. Burada da “R” səsının işlənməməsını monqollarla gələn şərqı kök Türklərın və onun yanında Marağanın uzun müddət Elxanlı paytaxtı olmasından irəli gəlsə gərəkdir. Xalq arasında yastı danışıq şivəsı tanınan bu ağızda bir neçə xususiyyət gözə çarpır.&lt;br /&gt;Danışıq şivəsi nə Təbrız ləhcəsı kimi çox uzanar, nə də Qaradağ ləhcəsı kimi çox sərt və kəsgindir, o ikisinin arasinda bir yer tutar. “R” səsı yox deyiləcək qədər az işlənır, istər sözün əvvəlində istər ortasında “Y” səsiylə əvəz olunar. Belə ki “Rəhım” yerınə Yəhım, “gəlırəm” yerınə gəliyəm, “Ara” yeınə Aya işlənır.&lt;br /&gt;Türk dilinin güclü fel quvvəsınə sahıb olduğuna görə əsasən bütün ləhcələrdə nisbi olaraq dil qaydaları qorunub saxlanılmışdır (Xələc adı verdiyimiz ləhcə xaric). Ancaq səs uyuşumu səssızlərlə bitən olaylarda yumuşaq səssızlərdə uyuşum qaydası riayət edilir. Qalacağam yerınə qalacəm, Gələcəyəm yerınə gələcəm, geçdiyi kimi bəzı ad, sifət və əklərdə də söyləniş fərqı görsənır. Missal üçün “Qaraya” qəyə, “Qayaya” qəyə, “Sarıya” Sayı deyılən bu ləhcənın bu bariz numunəsın Qoşaçay düzündə görmək olar. Maraqlıdırkı Qoşaçaya çox yaxın olan və onun şərqındə yerləşən Sayınqala ləhcəsı Qoşaçaydakından təmamən fərqlidir. Ona görədə o bölgənın ləhcəsı Qaradağa daxıl edilibki, bir qurşaq kimi cənubi Azərbaycanın ortasından geçər Makıya qədər dəvam edər.&lt;br /&gt;&lt;a name="Erdebil"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;6 - Ərdəbıl ləhcəsı&lt;br /&gt;Ərdəbıl, Xalxal, Nəmın, Astara, Ənzəlıdən uzanaraq Şirin su məntəqəsındən Məncıl Türklərının, oradan da Qızı üzen çayının Məncıl istiqamətinə dönən, yənı Xalxal bəyliyi ilə Tarım bəyliyi arasındakı qismətının şimalını ehatə edən və bu arada həsrət dağlarındakı 7 meşə kəndındən başqa bütün o bölgədə az çox fərqlə danışılan ləhcədır.&lt;br /&gt;Şimali Azərbaycanın cənub bəyliklərində xususiylə Yardımlıya çox yaxın bir ləhcədır. Şimalı Azərbaycanın Bakı ləhcəsındə Ərdəbıl ləhcəsının izlərını görmək olar. Bu yaxınlığı çox təbii görməl lazimdir çünkı Şah İsmayıl Xətainin Ərdəbıl-Elsevən lərlə quzeyə doğru yuruşlərındə yerlı Türkcə ilə qarışan bu ləhcə son iki yüz ildə Bakının bir nəft şəhərı kimi inkişafından sonra şimala, xususiylə Bakıya üz çevirən cənub işçiləri də bölgədə öz təsirini muxtəlif sahələrdə göstərdiyi kimi dil sahəsındə də göstərmişdir. Bu muddətdə Bakıya gələn cənublıların böyük əksəriyyəti Ərdəbıl bölgəsindəndir. Şimali Azərbaycanın bir çox bölgəsındə və Bakıda görüş soruşdurulması aparılarsa onların 50%-indən yuxarısının birinci və ya ikinci və ya dördüncü babasının cənubdan və onunda çoxunun Ərdəbıl-Sarab bölgəsındən olduğu aşikar olacaqdır. Lənkəran Türklərının böyük bölümü özəlliklə geçmış xan ailələri öz mənsubiyyətlərini Xətai ilə bağlamaqları diqqət çəkicidir. Ərdəbıl ləhcəsındəkı xususiyyətlərı aşağıdakı şəkildə göstərmək mumkundur.&lt;br /&gt;Bu ləhcənın ən böyük xususiyyətı İstanbul Türkcəsində olan “yo” ortalığına bənzəyən cəhətın var oluşudur. Gəlirəm yerınə İstanbulda “gəliyorum” dedikləri kimi Ərdəbıl ləhcəsındə gəleyirəm şəkili işlənir. Çox hallarda “R” səsı atılsa da xususiylə kənd ağzında söylənış qeyd etdiyim formadadir. Bu ləhcənin bir başqa özəlliyi, daha doğrusu Təbrız ləhcəsı fərqı, birinci şəxs cəm mənsubiyyət felın düzəltmə şəkilçilərində, son səsın incə və qalınlığından asılı olmayaraq Təbrızlı-yux la düzəldiyi halda Ərdəbıl ləhcəsındə sən uyuşumu qaydasına tabii olaraq yük və ya yik lə düzəlir.&lt;br /&gt;&lt;a name="Zencan"&gt;&lt;/a&gt;7 - Zəncan ləhcələrı&lt;br /&gt;Qızıl üzən çayının Tarım və Məncıl istiqamətındə yenıdən şərqə burulduğu məcrasının cənub hissəsindən başlar, Zəncan, Hidəc yaxınlıqlarında Sultaniyə və Xudabəndədən keçıb Bəycarın cənubundan Kürdüstana dayanan bölgələrı ehatə edərək şərqə doğru Sonqur və Qurvə ləhcəsın içinə alar. Mahnışandan Küzəkünana və oradan Qızıl üzən çayının Qız körpüsündən Qaf dağları və Qız Qalasının ətəklərınə qədər uzanan genış bölgənı içinə alan bu ləhcənı danışanlar şərqə tərəf getdikcə daha qəlız və qədım Türk ləhcəsı olan Həmədan ləhcəsınə yaxınlaşır. Həmədan, Bəycar və Zəndan arasındakı ovalarda yaşayan Avşarlar, Beydillilərin yanında, Elxanlıların və xususən Sultan Olcaytunun yaylağı və yay paytaxtı sayılan Sultaniyyənın ətrafında təbii olaraq Altay və daha doğu Türk ləhcələrı işləndiyinə görə, bu ləhcənın bütövlükdə yenı və əski Türkcənın qarışmasından meydana gəldiyini söyləmək mumkundur.&lt;br /&gt;Türkcənın gözəl və qayda pozuntusuna çox yol vermədən danışılan bu bölgələrdə sözlər tam diqqətlə işlənır. Ancaq Qaradağ ləhcəsı qədər də sərt olmayan bu ləhcədə bütün hərflər xususən “R” hərfı yerındə işlənır. Əlave etmək lazimdir ki şərq istiqamətində Həmədan və Qəzvınə yaxınlaşdıqca oradakı dil özəllikləri təsiri altına girər və yavaş-yavaş “gəlırsən” yerınə gəlırən deməyə başlanar. Bu ləhcənın bir özəlliyi də “C” səsının “C” və “K” arasında bir səslə ifadəsıdır.&lt;br /&gt;&lt;a name="Hemedan"&gt;&lt;/a&gt;8 - Həmədan ləhcəsı&lt;br /&gt;Əbhər, Takistan, Qəzvın, Ələmut qalasının cənub hissəsindən tutmuş Əlborz dağlarının ətəklərındən keçərək Qəzvın düzünün bütünlüyünü içinə alan bu ləhcə İştihartdan Buin Zəhraya, oradan Avuc qəsəbəsınə geçərək Həmədan düzünün bütünlüyünü içınə alaraq Bahar şəhərındən uzanaraq Əsədabad gədiyini aşıb həmın adı daşıyan qəsəbənın Kəngavərə tərəf uzantlslndan şimal-şimaliqərb və şimali-şərqindən Məlayır-Toysırqan arasını İştihard ovasına bağlayan bütün bu bölgələrı ehatə edər. Buna ayrı düşmüş Sonqur ləhcəsıdə daxıl etmək olar, baxmiyaraqkı o Zəncan ləhcəsındə göstərılmışdır. Bu bölgədə bütün kəndlərın dili Türkcə olmasına baxmayaraq Həmədan və Qəzvın kimi şəhərlər iki dilli Məlayır və Toysırqan kimi şəhərlərın böyük əksəriyətı Farslaşmişdir. Adı geçən bu böyük şəhərlərdə (Həmədan-Qəzvın) 30 il bundan öncəsınə qədər hamının Türkcə bildiyi bir həqiqətdir.&lt;br /&gt;Ancaq bu gün yavaş-yavaş uşaq və gənclərdən başlayaraq şəhər əhalisi bu dili unudur. Bununla belə kəndlərdən axın, hələlik dilimizim ölməsinə bu böyük şəhərlərdə mane olmaqdadir. Bu ləhcənın çox əskı və köklü ləhcə olmasına baxmayaraq Fars sözlərı ona daxıl olmuşdur. Ancaq Türkcə dil qaydaları xususən fovqəladə güclü olan fel sistemi pozulmamışdır. Tükəndı (qurtuldu), torəndı (ortaya çıxdı – istihsal oldu) kimi qədım Türk sözlərının çox işləndiyi bu ləhcədə indiki zaman felinin ikinci və üçüncü şəxslərdəkı olum əkındən “S” səsı düşər və işlənməz halə gələr. Misal üçün “gəlırsən” sözünə gəlırən, “alırsan” sözünə alıran, “gəlırsız” sözünə gəlırız və “alırsız” sözünə alırız deyilməkdədir. Gördüyünü kimi sözün son səssızlərınə tabe olaraq səs uyuşumuna uyulmaqdadır.&lt;br /&gt;Bu ləhcənın başqa bir özəlliyi də sözlərın uzadılmasıdır. Yuxarıda qeyd etdiyim “gəlırəm” sözünü uzaldaraq gəlırəən şəklində söylərlər. Söylənməsı lazım olan başqa bir xususda bu bölgədəki iki dilli şəhərlərdə kökü Fars və ya Ərəb sözlərındən gələn sözlərın formasına görə sözdəkı səs uyuşumunun pozulmasıdır. Misal üçün “Bahar” sözünə bəhar, “nahar” sözünə nəhar deyildiyi halda, kökü Türkcı olan sözlərdə səs uyğunluğu dəqıq olaraq riayət edilir. Misal üçün “ataya” ata, “qarpıza” qarpız və ya qarpuz deyilir. Bu ləhcənın ən muhum özəlliyi bəzı kəndlərdə Cənubi Azərbaycanın başqa bölgələrının tərsınə, “mi” sözündən sual əlamətı kimi istifadə edilməsidir. Bilindiyi kimi Cənubi Azərbaycan Türkcəsındə soruşma məfhumu felın uzadılması və deyişin sayaqindan mumkun olar.&lt;br /&gt;Artırılmalıdırkı, bu bölgə və Xələc ləhcəsı adı verdiyimiz bölgədə çoxlu Elsevən (Şahsevən) kəndlərı movcuddur.&lt;br /&gt;&lt;a name="Xelec"&gt;&lt;/a&gt;9 – Xələc ləhcəsı&lt;br /&gt;Bu ləhcə Tehranın yerlı Türklərı yəni Şəhriyar, Kərəc və Tehranın cənub ovalarında yaşayan Türkərə, Sayınqala, Sava, Qumun qərbı və Sələfcəqandan Əraka, Xumeyinə çatmamışdan, Azna Alıgüdərzın yaxınlarına qədər olan kənd və qəsəbələr, Məhəllatdan Təfrışın ətrafına oradan Lorustanla Xələcestanə bir-birindən ayıran dağlara qədər uzanan bölgələrı ehatə edir.&lt;br /&gt;Bu barədə bir neçə məsələyə diqqət yetirmək lazimdir.&lt;br /&gt;1 - Bu bölgədə olan şəhərlərın hamısı iki dillidir.&lt;br /&gt;2 - Tehran, Qum, Kərəc şəhərlərındə danışılan dil Azərbaycanın umumi ləhcəsını ifadə edər, çunki bu şəhərlərdə Azərbaycanın muxtəlıf bölgələrındən gələn Azərbaycanlılar yaşayırlar. Ancaq onların xaricindəki şəhərlərdə və yuxarıda adın çəkdiyim kənd və qəsəbələrdə Xələc ləhcəsı işlənir.&lt;br /&gt;3 - Təfrış şəhərı dörd bir yandan Türk dilli əhali ilə ehatə olunmasına baxmayaraq orada Türkcə danışan yox dənəcək qədər azdır.&lt;br /&gt;4 - Qəribədirki, Ərak-Xumeyın ortalarında Türk kəndlərı bistdədə Xumeyin şəhərındə Türkcə danışan həddindən artiqdir.&lt;br /&gt;5 - Otuz il bundan öncə mənım şəxsən gəzıb görduyum Sava və Ərak kimi şəhərlərdə hamı Türk dilində danışırdı, demək mumkundur. Ancaq onlar bu gün iki dilli şəhər olaraq yavaş-yavaş Farslaşmaqdadirlar.&lt;br /&gt;6 - Tehranın cənubundakı 600,000 nəfərlik İslamşəhr və qərbindəki 100,000 nəfərlik Həsənxan qalası şəhərcikləri təqribən təmamən köçmə olduğuna görə buradakıların dili umumi Azərbaycan Türkcəsı xarakteri daşiyir. Çünkı bu əhalı yerlı olmayan, ancaq Azərbaycanın bütün bölgələrındən yoxsulluq və işsizlikdən qaçan Türklərdir. Halbuki bəzı yerlərdə yerlı Türkcə ilə qarışaraq özünə məxsus bir şivə dönüşmüşdür.&lt;br /&gt;Xələc Türkcəsındə də Həmədan Türkcəsının özəlliyi vardır. Ancaq o xususiyyətlə birlikdə bu ləhcə həm dil qaydaları pozulur və pozulmaqda davam edir, həm də səs uyumu hətta kökü Türkcə olan sözlərdə ruayət edilmir. Bu barədə Türkcə olan sözlərə diqqət edın. “Atlara” Atlər, “Qazanca” qəzənc dedikləri kimi “eriyə” zərdalı, “Cəvizə” (yeni qoz) Gerdu deməkdədirlər. Bu barədə bu ləhcənın Xorasan (Qoçan-Bocnurd-Dərrə qəz) ləhcəsınə nə qədər yaxın olduğu məlumdur. Bir başqa məsələyə də toxunmadan keçmək olmaz, o da bu ləhcənın danışıldığı bəzı bölgələrdə xususən Ərak ətrafında sayların özəlliyidir. Belə ki, o bölgədə yüz yerınə iki əllı, yüz əllı yerınə üç əllı,… və mınə onyüz deyilməkdədir.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;( Yuxarıda qeyd olunan məqalə internetdən alınmışdır) &lt;/div&gt;&lt;a name="Xerite"&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7258922635693199905-5105376824948144457?l=lehcelerimiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lehcelerimiz.blogspot.com/feeds/5105376824948144457/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lehcelerimiz.blogspot.com/2009/04/guney-azrbaycan-lhclri-umumi-baxis.html#comment-form' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7258922635693199905/posts/default/5105376824948144457'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7258922635693199905/posts/default/5105376824948144457'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lehcelerimiz.blogspot.com/2009/04/guney-azrbaycan-lhclri-umumi-baxis.html' title='GÜNEY AZƏRBAYCAN LƏHCƏLƏRİ (ÜMUMİ BAXIŞ)'/><author><name>FİRUZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07731551592816267514</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7258922635693199905.post-5018957701549535937</id><published>2009-03-27T05:20:00.000-07:00</published><updated>2009-03-27T05:25:13.739-07:00</updated><title type='text'></title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;em&gt;&lt;span style="font-family:arial;"&gt;&lt;strong&gt;Azərbaycan dilinin Çəmbərək və Kar&amp;shy;van&amp;shy;sa&amp;shy;ray şi&amp;shy;və&amp;shy;lə&amp;shy;ri&lt;/strong&gt;&lt;/span&gt;&lt;/em&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;  Ta&amp;shy;ley&amp;shy;in qi&amp;shy;s&amp;shy;mə&amp;shy;ti&amp;shy;dir ki, Şöv&amp;shy;kət müəl&amp;shy;lim o yer&amp;shy;lər&amp;shy;də doğu&amp;shy;lub. Do&amp;shy;ğu&amp;shy;lub və göz açıb o in&amp;shy;san&amp;shy;la&amp;shy;rı, o şi&amp;shy;və&amp;shy;lə&amp;shy;ri göz&amp;shy;ləy&amp;shy;ən təhlükə&amp;shy;ni gö&amp;shy;rüb, kənd-kənd, oba-oba, oy&amp;shy;maq-oy&amp;shy;maq gə&amp;shy;zə&amp;shy;rək gördüklə&amp;shy;ri&amp;shy;ni qə&amp;shy;lə&amp;shy;mə alıb. Nə&amp;shy;si&amp;shy;mi adı&amp;shy;na Dil&amp;shy;çi&amp;shy;lik İns&amp;shy;ti&amp;shy;tu&amp;shy;tu qayğı gö&amp;shy;s&amp;shy;tə&amp;shy;rib, aka&amp;shy;de&amp;shy;mik M.Ş.Şi&amp;shy;&amp;shy;rə&amp;shy;liy&amp;shy;ev möv&amp;shy;zu&amp;shy;nun dəy&amp;shy;ə&amp;shy;ri&amp;shy;ni qiy&amp;shy;mət&amp;shy;lən&amp;shy;di&amp;shy;rib, rəh&amp;shy;bər&amp;shy;lik və kö&amp;shy;mək edib. Nə&amp;shy;ti&amp;shy;cə&amp;shy;də qiy&amp;shy;mət&amp;shy;li bir əsər mey&amp;shy;da&amp;shy;na çı&amp;shy;xıb - in&amp;shy;di müm&amp;shy;kün&amp;shy;süz olan vax&amp;shy;tın&amp;shy;da mümkün olub.&lt;br /&gt;Şöv&amp;shy;kət müəl&amp;shy;lim əsər&amp;shy;də in&amp;shy;di&amp;shy;ki za&amp;shy;ma&amp;shy;nın di&amp;shy;li ilə da&amp;shy;nı&amp;shy;şır, o yer&amp;shy;lə&amp;shy;rin gördüyü, müşa&amp;shy;hi&amp;shy;də et&amp;shy;diyi qə&amp;shy;dim sa&amp;shy;kin&amp;shy;lə&amp;shy;ri&amp;shy;ni, həm&amp;shy;və&amp;shy;tən&amp;shy;lə&amp;shy;ri&amp;shy;ni, on&amp;shy;la&amp;shy;rın da&amp;shy;nı&amp;shy;şıq tər&amp;shy;zi&amp;shy;ni tə&amp;shy;s&amp;shy;vir edir. La&amp;shy;kin in&amp;shy;di o yer&amp;shy;lər&amp;shy;də nə o in&amp;shy;san&amp;shy;lar var, nə də on&amp;shy;la&amp;shy;rın can&amp;shy;lı və qə&amp;shy;dim oğ&amp;shy;uz ləhc&amp;shy;ə&amp;shy;si&amp;shy;nin sə&amp;shy;da&amp;shy;la&amp;shy;rı eşi&amp;shy;di&amp;shy;lir.&lt;br /&gt;Yal&amp;shy;nız hə&amp;shy;qi&amp;shy;qi və&amp;shy;tən se&amp;shy;vg&amp;shy;i&amp;shy;si on&amp;shy;la&amp;shy;rın doğ&amp;shy;ma sə&amp;shy;si&amp;shy;ni qey&amp;shy;də alıb son&amp;shy;ra&amp;shy;kı nə&amp;shy;sil&amp;shy;lə&amp;shy;rə çat&amp;shy;dır&amp;shy;maq gücünə ma&amp;shy;lik ol&amp;shy;muş&amp;shy;dur.&lt;br /&gt;Təd&amp;shy;qiq olu&amp;shy;nan şi&amp;shy;və&amp;shy;lər xal&amp;shy;qın Çəm&amp;shy;bə&amp;shy;rək və Kar&amp;shy;van&amp;shy;sa&amp;shy;ray, er&amp;shy;mə&amp;shy;ni&amp;shy;lə&amp;shy;rin İc&amp;shy;e&amp;shy;van və Kras&amp;shy;no&amp;shy;se&amp;shy;lo ad&amp;shy;lan&amp;shy;dır&amp;shy;dıq&amp;shy;la&amp;shy;rı ray&amp;shy;on&amp;shy;la&amp;shy;rın əra&amp;shy;zi&amp;shy;lə&amp;shy;rin&amp;shy;də ya&amp;shy;şa&amp;shy;mış in&amp;shy;san&amp;shy;la&amp;shy;rın şi&amp;shy;və&amp;shy;lə&amp;shy;ri&amp;shy;dir. Ötən əs&amp;shy;rin 89-cu ili&amp;shy;nə qə&amp;shy;dər bu in&amp;shy;san&amp;shy;lar ne&amp;shy;çə mi&amp;shy;nil&amp;shy;lik öz də&amp;shy;də-ba&amp;shy;ba yurd&amp;shy;la&amp;shy;rın&amp;shy;da ya&amp;shy;şay&amp;shy;ıb-ya&amp;shy;ra&amp;shy;dır, əkib-bi&amp;shy;çir&amp;shy;di&amp;shy;lər. İn&amp;shy;di o tor&amp;shy;paq&amp;shy;lar mən&amp;shy;hus qon&amp;shy;şu&amp;shy;la&amp;shy;rı&amp;shy;mı&amp;shy;zın tap&amp;shy;dağı&amp;shy;na çe&amp;shy;v&amp;shy;ri&amp;shy;lib, və&amp;shy;tən öv&amp;shy;lad&amp;shy;la&amp;shy;rı&amp;shy;nın üzünə hə&amp;shy;s&amp;shy;rət&amp;shy;dir. Bey&amp;shy;nəl&amp;shy;xalq ir&amp;shy;tic&amp;shy;a&amp;shy;nın zo&amp;shy;ra&amp;shy;kı&amp;shy;lıq qo&amp;shy;lu çox güclüdür.&lt;br /&gt;Şöv&amp;shy;kət Kə&amp;shy;ri&amp;shy;mov ömrünün 60 il&amp;shy;dən ço&amp;shy;xu&amp;shy;nu bu əra&amp;shy;zi&amp;shy;nin ha&amp;shy;va&amp;shy;sında nə&amp;shy;fəs alıb, öy&amp;shy;rən&amp;shy;diyi in&amp;shy;san&amp;shy;lar&amp;shy;la bi&amp;shy;rgə ömür sürüb. Möv&amp;shy;zu üzə&amp;shy;rin&amp;shy;də 60-cı il&amp;shy;lər&amp;shy;də iş&amp;shy;ləy&amp;shy;ib (1972-ci il&amp;shy;də bu möv&amp;shy;zu&amp;shy;da na&amp;shy;mi&amp;shy;zəd&amp;shy;lik dis&amp;shy;ser&amp;shy;ta&amp;shy;siy&amp;shy;a&amp;shy;sı müda&amp;shy;fiə edib), Ünsiy&amp;shy;yə&amp;shy;tə gir&amp;shy;diyi adam&amp;shy;la&amp;shy;rın nitq xüsu&amp;shy;siyy&amp;shy;ət&amp;shy;lə&amp;shy;ri&amp;shy;nə həd&amp;shy;siz də&amp;shy;rə&amp;shy;cə&amp;shy;də bə&amp;shy;ləd ol&amp;shy;duğ&amp;shy;un&amp;shy;dan bir ziy&amp;shy;a&amp;shy;lı, bir alim ki&amp;shy;mi, torpaq&amp;shy;la&amp;shy;rın zəh&amp;shy;mət&amp;shy;se&amp;shy;vər bir öv&amp;shy;la&amp;shy;dı ki&amp;shy;mi, şi&amp;shy;və&amp;shy;lə&amp;shy;ri o qə&amp;shy;dər də&amp;shy;rin&amp;shy;dən və&amp;shy;rəq&amp;shy;ləy&amp;shy;ib ki, elə bil, on&amp;shy;la&amp;shy;rın to&amp;shy;mo&amp;shy;qra&amp;shy;fı&amp;shy;nı çək&amp;shy;məyə ça&amp;shy;lı&amp;shy;şıb. O qə&amp;shy;dər zə&amp;shy;ng&amp;shy;in və ma&amp;shy;raq&amp;shy;lı xüsu&amp;shy;siyy&amp;shy;ət&amp;shy;lər var ki, dü&amp;shy;şü&amp;shy;nürsən ki, yer&amp;shy;li əha&amp;shy;li sonra&amp;shy;lar bu yer&amp;shy;lə&amp;shy;rə ay&amp;shy;aq ba&amp;shy;san er&amp;shy;mə&amp;shy;ni&amp;shy;lə&amp;shy;rin düşüncə&amp;shy;lə&amp;shy;rin&amp;shy;də&amp;shy;ki si&amp;shy;niz&amp;shy;mə bax&amp;shy;may&amp;shy;a&amp;shy;raq, öz də&amp;shy;də-ba&amp;shy;ba nitq üslu&amp;shy;bu&amp;shy;nu ar&amp;shy;xay&amp;shy;ın-ar&amp;shy;xay&amp;shy;ın, heç bir şey&amp;shy;dən pəy&amp;shy;sin&amp;shy;mə&amp;shy;dən qo&amp;shy;ruy&amp;shy;ur&amp;shy;muş. Söz&amp;shy;lər ara&amp;shy;sın&amp;shy;da əla&amp;shy;qə nə&amp;shy;ticə&amp;shy;sin&amp;shy;də ya&amp;shy;ra&amp;shy;nan fo&amp;shy;ne&amp;shy;tik dəy&amp;shy;iş&amp;shy;mə&amp;shy;lər, səsdüşümü, sə&amp;shy;sar&amp;shy;tı&amp;shy;mı, me&amp;shy;ta&amp;shy;te&amp;shy;za, uy&amp;shy;uş&amp;shy;ma hal&amp;shy;la&amp;shy;rı yal&amp;shy;nız şi&amp;shy;və&amp;shy;lər&amp;shy;lə ədə&amp;shy;bi di&amp;shy;lin fərq&amp;shy;lə&amp;shy;ri&amp;shy;ni de&amp;shy;yil, dil&amp;shy;də sözün in&amp;shy;ki&amp;shy;şaf yo&amp;shy;lu&amp;shy;nu, sözün fo&amp;shy;ne&amp;shy;tik qu&amp;shy;ru&amp;shy;lu&amp;shy;şu&amp;shy;nun göz önündə necə dəy&amp;shy;iş&amp;shy;diy&amp;shy;i&amp;shy;ni öy&amp;shy;rən&amp;shy;mək və ümu&amp;shy;mi&amp;shy;ləş&amp;shy;dir&amp;shy;mək üçün də ge&amp;shy;niş ma&amp;shy;te&amp;shy;ri&amp;shy;al ve&amp;shy;rir.&lt;br /&gt;Ş.Kə&amp;shy;ri&amp;shy;mov 1964-1968-ci il&amp;shy;lə&amp;shy;rin Çəm&amp;shy;bə&amp;shy;rəyi, bu il&amp;shy;lə&amp;shy;rin Kar&amp;shy;van&amp;shy;sa&amp;shy;rayı əra&amp;shy;zi&amp;shy;lə&amp;shy;rin&amp;shy;də yer&amp;shy;lə&amp;shy;şən 18 kənd&amp;shy;dən ma&amp;shy;te&amp;shy;ri&amp;shy;al top&amp;shy;la&amp;shy;mış&amp;shy;dır. Bu 18 kən&amp;shy;din şi&amp;shy;və&amp;shy;lə&amp;shy;ri&amp;shy;ni fo&amp;shy;ne&amp;shy;tik, lek&amp;shy;sik və qram&amp;shy;ma&amp;shy;tik xüsu&amp;shy;siyy&amp;shy;ət&amp;shy;lə&amp;shy;ri&amp;shy;nin yax&amp;shy;ın&amp;shy;lığ&amp;shy;ı&amp;shy;na gö&amp;shy;rə ümu&amp;shy;mi&amp;shy;ləş&amp;shy;di&amp;shy;rə&amp;shy;rək Qa&amp;shy;ra&amp;shy;qoy&amp;shy;un&amp;shy;lu, Göy&amp;shy;çə və Ay&amp;shy;rım şivə&amp;shy;lə&amp;shy;ri ki&amp;shy;mi üç qru&amp;shy;pa ay&amp;shy;ır&amp;shy;mış&amp;shy;dır. Əsər&amp;shy;lə ta&amp;shy;nı&amp;shy;ş&amp;shy;lıq gö&amp;shy;s&amp;shy;tə&amp;shy;rir ki, bu ərazi&amp;shy;lər&amp;shy;də ya&amp;shy;şay&amp;shy;an in&amp;shy;san&amp;shy;la&amp;shy;rın nit&amp;shy;qi hə&amp;shy;qi&amp;shy;qi mə&amp;shy;na&amp;shy;da bir sı&amp;shy;ra xüsu&amp;shy;siy&amp;shy;yət&amp;shy;lə&amp;shy;ri ilə fər&amp;shy;q&amp;shy;lən&amp;shy;miş&amp;shy;dir. Qa&amp;shy;ra&amp;shy;qoy&amp;shy;un&amp;shy;lu şi&amp;shy;və&amp;shy;lə&amp;shy;rin&amp;shy;də müşa&amp;shy;hi&amp;shy;də olu&amp;shy;nan di&amp;shy;şa&amp;shy;ra&amp;shy;sı z (d) sə&amp;shy;si, si&amp;shy;fə&amp;shy;tin azalt&amp;shy;ma də&amp;shy;rəc&amp;shy;ə&amp;shy;si&amp;shy;nin - rın&amp;shy;qı (-ırın&amp;shy;qı) şə&amp;shy;kil&amp;shy;çi&amp;shy;si, Göy&amp;shy;çə şi&amp;shy;və&amp;shy;lə&amp;shy;rin&amp;shy;də sağ&amp;shy;ır n -in güclü möv&amp;shy;qeyi, əmr şək&amp;shy;li&amp;shy;nin 2-ci şəxs tə&amp;shy;kin&amp;shy;də qə&amp;shy;dim - ay&amp;shy;ın, -ağ&amp;shy;ın şə&amp;shy;kil&amp;shy;çi&amp;shy;si&amp;shy;nin iş&amp;shy;lən&amp;shy;mə&amp;shy;si, xə&amp;shy;bər şək&amp;shy;li&amp;shy;nin in&amp;shy;di&amp;shy;ki za&amp;shy;ma&amp;shy;nı&amp;shy;nın 2-ci şəxs tək&amp;shy;də -an ( alır-an ) şə&amp;shy;kil&amp;shy;çi&amp;shy;si, Ay&amp;shy;rım şivə&amp;shy;lə&amp;shy;rin&amp;shy;də 1-ci şəxs cəm&amp;shy;də -ax xə&amp;shy;bər&amp;shy;lik şə&amp;shy;kil&amp;shy;çi&amp;shy;si&amp;shy;nin ( alır-ax ), 2-ci şəxs cəm&amp;shy;də -sa&amp;shy;nız şə&amp;shy;kil&amp;shy;çi&amp;shy;si&amp;shy;nin ( alır-sa&amp;shy;nız ) iş&amp;shy;lən&amp;shy;mə&amp;shy;si, nəq&amp;shy;li keç&amp;shy;mi&amp;shy;şin 1-ci və 2-ci şəx&amp;shy;slə&amp;shy;rin tə&amp;shy;kin&amp;shy;də şəxs şə&amp;shy;kil&amp;shy;çi&amp;shy;si&amp;shy;nin qa&amp;shy;pa&amp;shy;lı sa&amp;shy;it&amp;shy;li ol&amp;shy;ma&amp;shy;sı ( al&amp;shy;mış-ım, alıf-&amp;shy;sın )... dil ta&amp;shy;ri&amp;shy;xi üçün ma&amp;shy;raq&amp;shy;lı fakt&amp;shy;lar&amp;shy;dır və əha&amp;shy;li quş ki&amp;shy;mi öz yu&amp;shy;va&amp;shy;sın&amp;shy;dan uçu&amp;shy;rul&amp;shy;sa da, bun&amp;shy;la&amp;shy;rın vax&amp;shy;tın&amp;shy;da qey&amp;shy;də alın&amp;shy;ma&amp;shy;sı gə&amp;shy;ləc&amp;shy;ək təd&amp;shy;qi&amp;shy;qat&amp;shy;lar üçün ge&amp;shy;niş ma&amp;shy;te&amp;shy;ri&amp;shy;al ve&amp;shy;rəc&amp;shy;ək&amp;shy;dir. Tə&amp;shy;bii ki, doğ&amp;shy;ma yur&amp;shy;dun&amp;shy;dan di&amp;shy;də&amp;shy;rg&amp;shy;in düşən və hə&amp;shy;rə&amp;shy;si bir diy&amp;shy;ar&amp;shy;da, bir mühit&amp;shy;də ya&amp;shy;şayan, xüsu&amp;shy;si&amp;shy;lə dağ&amp;shy;ı&amp;shy;nıq şə&amp;shy;hər mühi&amp;shy;tin&amp;shy;də ya&amp;shy;şa&amp;shy;yan in&amp;shy;san&amp;shy;lar&amp;shy;dan bu cür fakt&amp;shy;lar top&amp;shy;la&amp;shy;maq çə&amp;shy;tin olar&amp;shy;dı. Açıq sa&amp;shy;it&amp;shy;lər əvə&amp;shy;zi&amp;shy;nə qa&amp;shy;pa&amp;shy;lı sa&amp;shy;it&amp;shy;lə&amp;shy;rin işlən&amp;shy;mə&amp;shy;si «Də&amp;shy;də Qor&amp;shy;qud»u və da&amp;shy;ha qə&amp;shy;dim dövr&amp;shy;lə&amp;shy;ri ya&amp;shy;da sa&amp;shy;lır. Çox qə&amp;shy;ri&amp;shy;bə&amp;shy;dir ki, qa&amp;shy;pa&amp;shy;lı sa&amp;shy;it&amp;shy;li&amp;shy;lik söz&amp;shy;də hər bir möv&amp;shy;qe&amp;shy;də özünü gö&amp;shy;s&amp;shy;tə&amp;shy;rir: söz əv&amp;shy;və&amp;shy;lin&amp;shy;də - inc&amp;shy;il, ilac, uy&amp;shy;ax, uğ&amp;shy;uz (oğ&amp;shy;uz), uan&amp;shy;da (o yan&amp;shy;da); söz or&amp;shy;ta&amp;shy;sın&amp;shy;da - şi&amp;shy;kil, yi&amp;shy;hər, zinc&amp;shy;ir, zuğ (zoğ), qu&amp;shy;a&amp;shy;la (qo&amp;shy;va&amp;shy;la), yı&amp;shy;xa&amp;shy;la&amp;shy;max (ya&amp;shy;xa&amp;shy;la&amp;shy;maq), cı&amp;shy;van (ca&amp;shy;van), çır&amp;shy;pış&amp;shy;max (çar&amp;shy;pış&amp;shy;maq), yu(v)aş, yu(v)an, Gü&amp;shy;hər (Göv&amp;shy;hər), güər&amp;shy;mək; söz so&amp;shy;nun&amp;shy;da - mığ&amp;shy;mığı, Ağ&amp;shy;a&amp;shy;ba&amp;shy;lı, fa&amp;shy;laq&amp;shy;qı və s. Bun&amp;shy;lar o de&amp;shy;mək&amp;shy;dir ki, bə&amp;shy;zi dil&amp;shy;çi&amp;shy;lə&amp;shy;rin Qu&amp;shy;ba di&amp;shy;a&amp;shy;lek&amp;shy;tin&amp;shy;dən da&amp;shy;nı&amp;shy;şar&amp;shy;kən lə&amp;shy;zgi di&amp;shy;li&amp;shy;nin tə&amp;shy;si&amp;shy;ri ilə bağ&amp;shy;la&amp;shy;mağa ça&amp;shy;lış&amp;shy;dığı bu xüsu&amp;shy;siy&amp;shy;yət lə&amp;shy;zgi di&amp;shy;lin&amp;shy;dən uzaq olan bu əra&amp;shy;zi şi&amp;shy;və&amp;shy;lə&amp;shy;ri&amp;shy;nin təs&amp;shy;diq et&amp;shy;diyi ki&amp;shy;mi, lə&amp;shy;zgi dil əla&amp;shy;mə&amp;shy;ti dey&amp;shy;il, türk dil&amp;shy;lə&amp;shy;ri&amp;shy;nin qə&amp;shy;dim ta&amp;shy;ri&amp;shy;xin&amp;shy;dən gə&amp;shy;lən can&amp;shy;lı iz&amp;shy;lər&amp;shy;dir. Zükut - sükut, zər&amp;shy;raf - sər&amp;shy;raf, zonc&amp;shy;ux&amp;shy;la&amp;shy;max - sonc&amp;shy;ux&amp;shy;la&amp;shy;maq ki&amp;shy;mi səs ke&amp;shy;çid&amp;shy;lə&amp;shy;ri&amp;shy;nin türk tay&amp;shy;fa dil&amp;shy;lə&amp;shy;rin&amp;shy;də ne&amp;shy;çə mi&amp;shy;nil&amp;shy;lik ta&amp;shy;ri&amp;shy;xi var&amp;shy;dır - Man&amp;shy;na dövründə Sa&amp;shy;qar&amp;shy;ti - Zi&amp;shy;kur&amp;shy;tu vi&amp;shy;lay&amp;shy;ət adın&amp;shy;da ol&amp;shy;&amp;shy;duğu ki&amp;shy;mi. D&gt;t tip&amp;shy;li əvəz&amp;shy;lən&amp;shy;mə&amp;shy;lər ( tüşməx, tu&amp;shy;far, tüşüncə, tişi və s.) in&amp;shy;di « d» ilə ba&amp;shy;ş&amp;shy;la&amp;shy;nan bir çox söz&amp;shy;lər&amp;shy;də «Də&amp;shy;də Qor&amp;shy;qud»da da be&amp;shy;lə&amp;shy;dir. Bağ&amp;shy;man (bağ&amp;shy;ban), ey&amp;shy;məc&amp;shy;ər (ey&amp;shy;bəc&amp;shy;ər), ba&amp;shy;la&amp;shy;man (ba&amp;shy;la&amp;shy;ban) tip&amp;shy;li söz&amp;shy;lər&amp;shy;də b&gt;m ke&amp;shy;çi&amp;shy;di bu xüsu&amp;shy;siy&amp;shy;yə&amp;shy;tin tə&amp;shy;sadüfi ol&amp;shy;ma&amp;shy;dığ&amp;shy;ı&amp;shy;nı, söz&amp;shy;lə&amp;shy;rin or&amp;shy;ta&amp;shy;sın&amp;shy;da da özünü gö&amp;shy;s&amp;shy;tə&amp;shy;rən si&amp;shy;s&amp;shy;tem&amp;shy;li tay&amp;shy;fa dil əla&amp;shy;mət&amp;shy;lə&amp;shy;ri ol&amp;shy;duğ&amp;shy;u&amp;shy;nu sübut edir. Söz&amp;shy;lə&amp;shy;rin or&amp;shy;ta&amp;shy;sı&amp;shy;na heç bir zə&amp;shy;ru&amp;shy;rət ol&amp;shy;ma&amp;shy;dan r, t, l sa&amp;shy;mit&amp;shy;lə&amp;shy;ri&amp;shy;nin ar&amp;shy;tı&amp;shy;mı ( gor&amp;shy;vut - go&amp;shy;bud, mır&amp;shy;tıx - mı&amp;shy;rıx; ulal&amp;shy;max - ula&amp;shy;maq, çəl&amp;shy;pi&amp;shy;nə - çə&amp;shy;pi&amp;shy;nə; baş&amp;shy;qal&amp;shy;tı - ba&amp;shy;şal&amp;shy;tı və s.) gö&amp;shy;s&amp;shy;tə&amp;shy;rir ki, sözün fo&amp;shy;ne&amp;shy;tik quru&amp;shy;lu&amp;shy;şu&amp;shy;nun ge&amp;shy;ni&amp;shy;ş&amp;shy;lən&amp;shy;mə&amp;shy;si bir çox hal&amp;shy;lar&amp;shy;da mə&amp;shy;na&amp;shy;lı mor&amp;shy;fem&amp;shy;lər he&amp;shy;sa&amp;shy;bı&amp;shy;na dey&amp;shy;il, tə&amp;shy;ləffüz vər&amp;shy;di&amp;shy;ş&amp;shy;lə&amp;shy;ri ilə də bağ&amp;shy;lı&amp;shy;dır. Yox&amp;shy;sam, hə&amp;shy;ləm, bəl&amp;shy;kəm, də&amp;shy;fəm tip&amp;shy;li söz&amp;shy;lər&amp;shy;də son m sə&amp;shy;si də bu qə&amp;shy;bil&amp;shy;dən&amp;shy;dir. Ya&amp;shy;nınc&amp;shy;ax, er&amp;shy;mə&amp;shy;nic&amp;shy;əx`, kə&amp;shy;s&amp;shy;dikc&amp;shy;əx` tipli söz&amp;shy;lər&amp;shy;də son x, x`, gəl&amp;shy;dikc&amp;shy;ən, ver&amp;shy;dikcən söz&amp;shy;lə&amp;shy;rin&amp;shy;də son n , xa&amp;shy;hişd, nox&amp;shy;sand söz&amp;shy;lə&amp;shy;rin&amp;shy;də son d sə&amp;shy;si də be&amp;shy;lə&amp;shy;&amp;shy;dir. Hiss olu&amp;shy;nur ki, bun&amp;shy;lar baş&amp;shy;qa səs&amp;shy;lə&amp;shy;rin in&amp;shy;ter&amp;shy;fe&amp;shy;re&amp;shy;siy&amp;shy;a&amp;shy;sı nə&amp;shy;tic&amp;shy;ə&amp;shy;si&amp;shy;dir. Söz&amp;shy;lə&amp;shy;rin ilk səs&amp;shy;lə&amp;shy;ri&amp;shy;nin düşümü - örüx`, ör&amp;shy;məx`, örümçəx`, örgü, oha&amp;shy;la&amp;shy;max; umax, umu&amp;shy;şax, oxa&amp;shy;rı, uxa, ya&amp;shy;xud söz da&amp;shy;xi&amp;shy;lin&amp;shy;də səs düşümü - oxan&amp;shy;tı (ov&amp;shy;xan&amp;shy;tı), qa&amp;shy;çı (qay&amp;shy;çı), qu&amp;shy;rux (quy&amp;shy;ruq), heca düşümü - gət&amp;shy;di (gə&amp;shy;tir&amp;shy;di), qar&amp;shy;da&amp;shy;lı (qa&amp;shy;rğ&amp;shy;ı&amp;shy;da&amp;shy;lı) hal&amp;shy;la&amp;shy;rı bir da&amp;shy;ha tə&amp;shy;s&amp;shy;diq edir ki, va&amp;shy;hid döv&amp;shy;lə&amp;shy;tin ol&amp;shy;ma&amp;shy;dığı, va&amp;shy;hid tə&amp;shy;sər&amp;shy;rü&amp;shy;fat, iq&amp;shy;ti&amp;shy;sa&amp;shy;diyy&amp;shy;at və əla&amp;shy;qə&amp;shy;lə&amp;shy;rin zə&amp;shy;if ol&amp;shy;duğu, mək&amp;shy;tə&amp;shy;bin, maa&amp;shy;ri&amp;shy;fin ha&amp;shy;mıya müyəs&amp;shy;sər ol&amp;shy;ma&amp;shy;dığı min il&amp;shy;lər ər&amp;shy;zin&amp;shy;də di&amp;shy;lin tə&amp;shy;bii, na&amp;shy;tu&amp;shy;ral in&amp;shy;ki&amp;shy;şa&amp;shy;fı pro&amp;shy;se&amp;shy;sin&amp;shy;də söz&amp;shy;lə&amp;shy;rin fo&amp;shy;ne&amp;shy;tik qa&amp;shy;bığ&amp;shy;ı&amp;shy;nın dəy&amp;shy;iş&amp;shy;mə&amp;shy;sin&amp;shy;də fo&amp;shy;ne&amp;shy;tik ha&amp;shy;di&amp;shy;sə&amp;shy;lər çox böyük ro&amp;shy;la ma&amp;shy;lik olur. Al&amp;shy;fa&amp;shy;tın - Əf&amp;shy;la&amp;shy;tun, bay&amp;shy;da - badya, yalnış - yan&amp;shy;lış, zı&amp;shy;pır - zır&amp;shy;pı, dor&amp;shy;&amp;shy;ğa - doğ&amp;shy;ra, arğ&amp;shy;ı&amp;shy;max - ağ&amp;shy;rı&amp;shy;maq, xar&amp;shy;ma&amp;shy;lı - xa&amp;shy;m&amp;shy;ra&amp;shy;lı, yam&amp;shy;şax - yaş&amp;shy;&amp;shy;maq, hə&amp;shy;məcc&amp;shy;ər - mə&amp;shy;həcc&amp;shy;ər, xo&amp;shy;sul&amp;shy;max - so&amp;shy;xul&amp;shy;max, xunc&amp;shy;ur - xurc&amp;shy;un, fə&amp;shy;sa&amp;shy;rət - fə&amp;shy;ra&amp;shy;sət, təl&amp;shy;pəx` - pəl&amp;shy;tək, arc&amp;shy;ıd -ar&amp;shy;dıc, Mə&amp;shy;ha&amp;shy;lət - Mə&amp;shy;la&amp;shy;hət... ki&amp;shy;mi çox&amp;shy;say&amp;shy;&amp;shy;lı söz&amp;shy;lər&amp;shy;də me&amp;shy;ta&amp;shy;te&amp;shy;za&amp;shy;nın ro&amp;shy;lu sözün ta&amp;shy;ri&amp;shy;xi inkişa&amp;shy;fın&amp;shy;da səs&amp;shy;lə&amp;shy;rin yer&amp;shy;dəy&amp;shy;iş&amp;shy;mə&amp;shy;si&amp;shy;nin əhə&amp;shy;miyy&amp;shy;ə&amp;shy;ti&amp;shy;ni xüsu&amp;shy;si qiy&amp;shy;mət&amp;shy;lən&amp;shy;dir&amp;shy;məyi tə&amp;shy;ləb edir.&lt;br /&gt;Şi&amp;shy;və&amp;shy;lər&amp;shy;də yal&amp;shy;nız da&amp;shy;maq ahə&amp;shy;ngi dey&amp;shy;il, do&amp;shy;daq ahə&amp;shy;ngi də güclü olmuş&amp;shy;dur. Vu&amp;shy;rğ&amp;shy;u&amp;shy;nun çox&amp;shy;hec&amp;shy;a&amp;shy;lı söz&amp;shy;lər&amp;shy;də çox za&amp;shy;ma&amp;shy;ni ilk hec&amp;shy;aya düşmə&amp;shy;si də qə&amp;shy;dim&amp;shy;lik, il&amp;shy;kin&amp;shy;lik əla&amp;shy;mət&amp;shy;lə&amp;shy;rin&amp;shy;dən&amp;shy;dir. Bu şi&amp;shy;və&amp;shy;lər&amp;shy;də hət&amp;shy;ta ar&amp;shy;xa sı&amp;shy;ra qa&amp;shy;lın ı sa&amp;shy;i&amp;shy;ti də söz ba&amp;shy;şın&amp;shy;da möh&amp;shy;kəm&amp;shy;dir: ıl&amp;shy;dı&amp;shy;rım, ıl&amp;shy;dız, ışıl&amp;shy;tı, ılıx, ırız&amp;shy;qı (ər&amp;shy;zaq), ıl&amp;shy;xı və s. Bu sözündə b&gt;m əvəz&amp;shy;lən&amp;shy;mə&amp;shy;si ( mu&amp;shy;nun, mu&amp;shy;na, mu&amp;shy;nu, mun&amp;shy;da, mun&amp;shy;nan ) kar&amp;shy;luk tay&amp;shy;fa dil xüsu&amp;shy;siyy&amp;shy;ə&amp;shy;ti ki&amp;shy;mi baş&amp;shy;qa şi&amp;shy;və&amp;shy;lə&amp;shy;ri&amp;shy;miz&amp;shy;də də ge&amp;shy;niş yay&amp;shy;ıl&amp;shy;mış&amp;shy;dır.&lt;br /&gt;Şi&amp;shy;və&amp;shy;lə&amp;shy;rin mor&amp;shy;fo&amp;shy;lo&amp;shy;ji qu&amp;shy;ru&amp;shy;lu&amp;shy;şu&amp;shy;nun təd&amp;shy;qi&amp;shy;qi di&amp;shy;li&amp;shy;mi&amp;shy;zin ta&amp;shy;ri&amp;shy;xi ilə bağ&amp;shy;lı ma&amp;shy;raq&amp;shy;lı xüsu&amp;shy;siyy&amp;shy;ət&amp;shy;lər üzə çı&amp;shy;xa&amp;shy;rır. Qey&amp;shy;ri-qə&amp;shy;ti gə&amp;shy;ləc&amp;shy;ək za&amp;shy;ma&amp;shy;nın in&amp;shy;ka&amp;shy;rı&amp;shy;nın 1-ci şəxs tə&amp;shy;kin&amp;shy;dən da&amp;shy;nı&amp;shy;şar&amp;shy;kən müəllif ya&amp;shy;zır: «Azər&amp;shy;bayc&amp;shy;an di&amp;shy;li di&amp;shy;a&amp;shy;lekt və şi&amp;shy;və&amp;shy;lə&amp;shy;ri&amp;shy;nin təd&amp;shy;qi&amp;shy;qi gö&amp;shy;s&amp;shy;tə&amp;shy;rir ki, - ma&amp;shy;nam, -mə&amp;shy;nəm for&amp;shy;ma&amp;shy;sı hə&amp;shy;lə də müəyy&amp;shy;ən di&amp;shy;a&amp;shy;lekt və şi&amp;shy;və&amp;shy;lə&amp;shy;ri&amp;shy;miz&amp;shy;də iş&amp;shy;lən&amp;shy;mək&amp;shy;də&amp;shy;dir. La&amp;shy;kin Ağbu&amp;shy;laq kən&amp;shy;din&amp;shy;də səc&amp;shy;iyy&amp;shy;ə&amp;shy;vi bir şə&amp;shy;kil&amp;shy;çi ki&amp;shy;mi iş&amp;shy;lə&amp;shy;nən -mam, -məm for&amp;shy;ma&amp;shy;sı hə&amp;shy;lə&amp;shy;lik baş&amp;shy;qa di&amp;shy;a&amp;shy;lekt və şi&amp;shy;və&amp;shy;lə&amp;shy;ri&amp;shy;miz&amp;shy;də müşa&amp;shy;hi&amp;shy;də olun&amp;shy;ma&amp;shy;mış&amp;shy;dır». Əsər&amp;shy;də nitq his&amp;shy;sə&amp;shy;lə&amp;shy;ri&amp;shy;nin hər bi&amp;shy;ri&amp;shy;nin mor&amp;shy;fo&amp;shy;lo&amp;shy;ji qu&amp;shy;ru&amp;shy;lu&amp;shy;şun&amp;shy;dan ay&amp;shy;rıca bəhs edil&amp;shy;miş, sözdüzəl&amp;shy;dic&amp;shy;i&amp;shy;lik va&amp;shy;si&amp;shy;tə&amp;shy;lə&amp;shy;ri, söz&amp;shy;lə&amp;shy;rin mürək&amp;shy;kəb&amp;shy;ləş&amp;shy;mə üsul&amp;shy;la&amp;shy;rı ba&amp;shy;rə&amp;shy;də xüsu&amp;shy;si mə&amp;shy;lu&amp;shy;mat ve&amp;shy;ril&amp;shy;miş&amp;shy;dir. Mü&amp;shy;əyy&amp;shy;ən edi&amp;shy;lən mor&amp;shy;fo&amp;shy;lo&amp;shy;ji gö&amp;shy;s&amp;shy;tə&amp;shy;ric&amp;shy;i&amp;shy;lər - sözdüzəl&amp;shy;dici şə&amp;shy;kil&amp;shy;çi&amp;shy;lər ədə&amp;shy;bi di&amp;shy;li&amp;shy;miz&amp;shy;də&amp;shy;ki şə&amp;shy;kil&amp;shy;çi&amp;shy;lə&amp;shy;rin va&amp;shy;ri&amp;shy;ant&amp;shy;la&amp;shy;rı ilə ya&amp;shy;na&amp;shy;şı, il&amp;shy;kin və ya qə&amp;shy;dim qram&amp;shy;ma&amp;shy;tik se&amp;shy;man&amp;shy;ti&amp;shy;ka&amp;shy;sı ba&amp;shy;rə&amp;shy;də də fi&amp;shy;k&amp;shy;ri&amp;shy;mi&amp;shy;zi ge&amp;shy;niş&amp;shy;lən&amp;shy;di&amp;shy;rir. Ya&amp;shy;ta&amp;shy;lğa (gec&amp;shy;ə&amp;shy;lə&amp;shy;mək ye&amp;shy;ri), qa&amp;shy;ça&amp;shy;lğa (qa&amp;shy;çıb day&amp;shy;an&amp;shy;maq ye&amp;shy;ri), du&amp;shy;ra&amp;shy;lğa (dur&amp;shy;maq ye&amp;shy;ri), dü&amp;shy;şəlyə (gə&amp;shy;lir, mə&amp;shy;da&amp;shy;xil), gö&amp;shy;rəlyə (gə&amp;shy;li&amp;shy;ni gör&amp;shy;mək üçün dü&amp;shy;zəl&amp;shy;dil&amp;shy;miş məc&amp;shy;lis), kö&amp;shy;nəlyə (yığ&amp;shy;ınc&amp;shy;aq) söz&amp;shy;lə&amp;shy;rin&amp;shy;də ək&amp;shy;sə&amp;shy;rən fel&amp;shy;dən isim düzəl&amp;shy;dən -alğa, -əlyə şə&amp;shy;kil&amp;shy;çi&amp;shy;si&amp;shy;nin, dey&amp;shy;ə&amp;shy;sən, ədə&amp;shy;bi di&amp;shy;li&amp;shy;miz&amp;shy;də heç pro&amp;shy;to&amp;shy;ti&amp;shy;pi də yox&amp;shy;dur; -anaq, -ənək şə&amp;shy;kil&amp;shy;çi&amp;shy;si in&amp;shy;di nis&amp;shy;bə&amp;shy;tən o qə&amp;shy;dər də məh&amp;shy;sul&amp;shy;dar dey&amp;shy;il&amp;shy;dir, la&amp;shy;kin qeyd edi&amp;shy;lən şi&amp;shy;və&amp;shy;lər&amp;shy;də&amp;shy;ki bər&amp;shy;kə&amp;shy;nəx` (bərk yer), əkə&amp;shy;nəx` (əkin ye&amp;shy;ri), əsə&amp;shy;nəx` (xə&amp;shy;s&amp;shy;tə&amp;shy;lik adı), gö&amp;shy;rə&amp;shy;nəx` (dəc&amp;shy;əl uşaq) ki&amp;shy;mi söz&amp;shy;lər gö&amp;shy;s&amp;shy;&amp;shy;tə&amp;shy;rir ki, bu cür şə&amp;shy;kil&amp;shy;çi&amp;shy;lə&amp;shy;rin bir vaxt&amp;shy;lar iş&amp;shy;lən&amp;shy;mə im&amp;shy;kan&amp;shy;la&amp;shy;rı ge&amp;shy;niş ol&amp;shy;muş&amp;shy;dur. Ya&amp;shy;xud: tıx&amp;shy;la&amp;shy;mac (çox&amp;shy;lu çö&amp;shy;rək doğ&amp;shy;ran&amp;shy;mış xö&amp;shy;rək), bur&amp;shy;manc (bu&amp;shy;ruq toğ&amp;shy;lu), ad&amp;shy;da&amp;shy;maş (ki&amp;shy;çik körpü), tırt&amp;shy;da&amp;shy;mac (qa&amp;shy;tı xö&amp;shy;rək) söz&amp;shy;lə&amp;shy;rin&amp;shy;də - mac şə&amp;shy;kil&amp;shy;çi&amp;shy;si&amp;shy;nin; əy&amp;shy;di (ağ&amp;shy;ac&amp;shy;dan qa&amp;shy;şıq ha&amp;shy;zır&amp;shy;la&amp;shy;maq üçün alət), düydü (yay&amp;shy;lıq) ki&amp;shy;mi söz&amp;shy;lər&amp;shy;də -dı şə&amp;shy;kil&amp;shy;çi&amp;shy;si&amp;shy;nin; su&amp;shy;at (su götürülən yer), yu&amp;shy;at (sürünü çi&amp;shy;miz&amp;shy;dir&amp;shy;mək üçün göl) ki&amp;shy;mi söz&amp;shy;lər&amp;shy;də -at şə&amp;shy;kil&amp;shy;çi&amp;shy;si&amp;shy;nin fə&amp;shy;al&amp;shy;lığı ma&amp;shy;raq doğ&amp;shy;u&amp;shy;rur. Bu cür şə&amp;shy;kil&amp;shy;çi&amp;shy;lə&amp;shy;rin qey&amp;shy;də alın&amp;shy;ma&amp;shy;sı is&amp;shy;ti&amp;shy;qa&amp;shy;mə&amp;shy;tin&amp;shy;də görülmüş iş&amp;shy;lər çox fay&amp;shy;da&amp;shy;lı&amp;shy;dır.&lt;br /&gt;Ş.Kə&amp;shy;ri&amp;shy;mov sözün qu&amp;shy;ru&amp;shy;lu&amp;shy;şun&amp;shy;dan da&amp;shy;nı&amp;shy;şar&amp;shy;kən ver&amp;shy;diyi nümu&amp;shy;nə-mi&amp;shy;sal&amp;shy;&amp;shy;la&amp;shy;rın öz&amp;shy;lə&amp;shy;ri də şi&amp;shy;və lek&amp;shy;si&amp;shy;ka&amp;shy;sı&amp;shy;nı öy&amp;shy;rən&amp;shy;mək üçün ma&amp;shy;raq&amp;shy;lı ma&amp;shy;te&amp;shy;ri&amp;shy;al&amp;shy;dır: cə&amp;shy;h&amp;shy;rə&amp;shy;pə&amp;shy;ri (ağ&amp;shy;ac növü), qoy&amp;shy;u&amp;shy;ng&amp;shy;özü (na&amp;shy;xış), qoy&amp;shy;un&amp;shy;qu&amp;shy;lağı (ot növü), çi&amp;shy;lix`bur&amp;shy;nu (ot növü), əb&amp;shy;bəx`şor&amp;shy;va&amp;shy;sı (du&amp;shy;ru xö&amp;shy;rək), do&amp;shy;şa&amp;shy;nal&amp;shy;ma&amp;shy;sı (xır&amp;shy;da kol), pi&amp;shy;şix`cıy&amp;shy;nağı (bit&amp;shy;ki), itağ&amp;shy;acı (ağ&amp;shy;ac növü) və s. mürək&amp;shy;&amp;shy;kəb söz&amp;shy;lər ya&amp;shy;naş&amp;shy;ma-uz&amp;shy;laş&amp;shy;ma əla&amp;shy;qə&amp;shy;li bir&amp;shy;ləş&amp;shy;mə mo&amp;shy;de&amp;shy;li&amp;shy;nin mü&amp;shy;rək&amp;shy;kəb söz ya&amp;shy;ra&amp;shy;dıc&amp;shy;ı&amp;shy;lığı üçün şi&amp;shy;və&amp;shy;lər&amp;shy;də ge&amp;shy;niş im&amp;shy;kan&amp;shy;lar ya&amp;shy;rat&amp;shy;dığ&amp;shy;ı&amp;shy;nı gös&amp;shy;tə&amp;shy;rir. Mot&amp;shy;mo&amp;shy;tu (bit&amp;shy;ki), maş&amp;shy;ma&amp;shy;şı (ot növü), mığ&amp;shy;mığı (ağc&amp;shy;a&amp;shy;qa&amp;shy;nad) ki&amp;shy;mi tə&amp;shy;rə&amp;shy;f&amp;shy;lə&amp;shy;ri ay&amp;shy;rı&amp;shy;lıq&amp;shy;da mə&amp;shy;na ver&amp;shy;məy&amp;shy;ən söz&amp;shy;lə&amp;shy;rin necə ya&amp;shy;ran&amp;shy;dığı da düşündürücüdür.&lt;br /&gt;Ay&amp;shy;rım şi&amp;shy;və&amp;shy;lə&amp;shy;rin&amp;shy;də 1 və 2-ci şəx&amp;shy;slə&amp;shy;rin cə&amp;shy;mi&amp;shy;ni bil&amp;shy;di&amp;shy;rən xə&amp;shy;bər&amp;shy;lik şə&amp;shy;kil&amp;shy;çi&amp;shy;lə&amp;shy;ri&amp;shy;nin açıq sa&amp;shy;it&amp;shy;li ol&amp;shy;ma&amp;shy;sı (1-ci şəxs cəm&amp;shy;də -ax,-əx`, -ada&amp;shy;max, in&amp;shy;sa&amp;shy;nax, oy&amp;shy;çuy&amp;shy;ax, tütünçüyəx` ; 2-ci şəxs cəm&amp;shy;də -san,ız, -sən,iz - qon&amp;shy;&amp;shy;şu&amp;shy;san,ız, sə&amp;shy;bir&amp;shy;siz&amp;shy;sə&amp;shy;n,iz) hə&amp;shy;min şi&amp;shy;və&amp;shy;lə&amp;shy;ri təd&amp;shy;qiq olu&amp;shy;nan di&amp;shy;g&amp;shy;ər şivə&amp;shy;lər&amp;shy;dən da&amp;shy;ha çox fər&amp;shy;q&amp;shy;lən&amp;shy;di&amp;shy;rir. İşa&amp;shy;rə əvəz&amp;shy;lik&amp;shy;lə&amp;shy;ri&amp;shy;nin ota&amp;shy;na, bu&amp;shy;ta&amp;shy;na, od&amp;shy;ra&amp;shy;na, bu&amp;shy;d&amp;shy;ra&amp;shy;na, od&amp;shy;ra şə&amp;shy;kil&amp;shy;lə&amp;shy;rin&amp;shy;də iş&amp;shy;lən&amp;shy;mə&amp;shy;si, görünür, cümlə&amp;shy;nin il&amp;shy;kin po&amp;shy;li&amp;shy;pre&amp;shy;di&amp;shy;ka&amp;shy;tiv in&amp;shy;ki&amp;shy;şaf dövrü&amp;shy;nün qa&amp;shy;lıq&amp;shy;la&amp;shy;rı&amp;shy;dır. Azər&amp;shy;bayc&amp;shy;an di&amp;shy;li&amp;shy;nin ədə&amp;shy;bi qo&amp;shy;lun&amp;shy;da çox&amp;shy;dan sı&amp;shy;ra&amp;shy;dan çıx&amp;shy;dığı hal&amp;shy;da, bu şi&amp;shy;və&amp;shy;lər&amp;shy;də hə&amp;shy;lə də kən&amp;shy;di əvəz&amp;shy;liy&amp;shy;i&amp;shy;nə tə&amp;shy;sadüf edil&amp;shy;miş&amp;shy;dir. La&amp;shy;kin yal&amp;shy;nız qoc&amp;shy;a&amp;shy;la&amp;shy;rın di&amp;shy;lin&amp;shy;də müşa&amp;shy;hi&amp;shy;də edil&amp;shy;mə&amp;shy;si bu sözün şi&amp;shy;və&amp;shy;lər&amp;shy;də də məh&amp;shy;dud&amp;shy;laş&amp;shy;dığ&amp;shy;ı&amp;shy;na də&amp;shy;la&amp;shy;lət edir. Hənc&amp;shy;ə&amp;shy;ri, hə&amp;shy;si, nağ&amp;shy;ar&amp;shy;ta&amp;shy;na ki&amp;shy;mi su&amp;shy;al əvəz&amp;shy;lik&amp;shy;lə&amp;shy;ri şi&amp;shy;və&amp;shy;lə&amp;shy;rin ədə&amp;shy;bi dil tə&amp;shy;si&amp;shy;rin&amp;shy;dən uzaq düşdüyünü düşün&amp;shy;məyə əsas ve&amp;shy;rir; «bir kim&amp;shy;sə», «bir adam» mə&amp;shy;na&amp;shy;sın&amp;shy;da kim&amp;shy;sə&amp;shy;nə əvəz&amp;shy;liyi «Də&amp;shy;də Qor&amp;shy;qud»dan bu ya&amp;shy;na xalq di&amp;shy;lin&amp;shy;də, onun şi&amp;shy;və&amp;shy;lə&amp;shy;rin&amp;shy;də ya&amp;shy;şa&amp;shy;maq&amp;shy;da&amp;shy;dır. Da&amp;shy;la&amp;shy;mırt&amp;shy;dan&amp;shy;max (na&amp;shy;&amp;shy;har et&amp;shy;mək), sum&amp;shy;bat&amp;shy;dan&amp;shy;max (yax&amp;shy;şı&amp;shy;laş&amp;shy;maq, gö&amp;shy;zəl&amp;shy;ləş&amp;shy;mək), xü&amp;shy;düx `lən&amp;shy;məx` (meyil&amp;shy;lən&amp;shy;mək), qa&amp;shy;ra&amp;shy;lan&amp;shy;max (fi&amp;shy;kir&amp;shy;ləş&amp;shy;mək), qu&amp;shy;rğ&amp;shy;az&amp;shy;dan&amp;shy;max (azca qu&amp;shy;ru&amp;shy;maq), bo&amp;shy;ğaz&amp;shy;&amp;shy;daş&amp;shy;max (mü&amp;shy;ba&amp;shy;hi&amp;shy;sə apar&amp;shy;maq), əy&amp;shy;ax&amp;shy;laş&amp;shy;max (sağ&amp;shy;al&amp;shy;maq, yax&amp;shy;şı&amp;shy;laş&amp;shy;maq), yol&amp;shy;laş&amp;shy;max (ra&amp;shy;zı&amp;shy;laş&amp;shy;maq) tip&amp;shy;li fel&amp;shy;lə&amp;shy;rin ha&amp;shy;mı&amp;shy;sı tə&amp;shy;bii yol&amp;shy;la - -la+-n, -la+-ş şə&amp;shy;kil&amp;shy;çi&amp;shy;ləri&amp;shy;nin ad&amp;shy;la&amp;shy;ra ar&amp;shy;tı&amp;shy;rıl&amp;shy;ma&amp;shy;sı ilə düzə&amp;shy;lib və hər bi&amp;shy;rin&amp;shy;də il&amp;shy;kin mə&amp;shy;na ilə əla&amp;shy;qə işar&amp;shy;tı&amp;shy;la&amp;shy;rı ye&amp;shy;nə qal&amp;shy;maq&amp;shy;da&amp;shy;dır. Hət&amp;shy;ta bir ço&amp;shy;xu fər&amp;shy;q&amp;shy;li mə&amp;shy;na&amp;shy;lar&amp;shy;da ədə&amp;shy;bi dil&amp;shy;də də iş&amp;shy;lə&amp;shy;nir. Cil&amp;shy;məx` (çal&amp;shy;maq - oğ&amp;shy;ur&amp;shy;la&amp;shy;maq) fe&amp;shy;li nə qə&amp;shy;dər dəy&amp;shy;i&amp;shy;şik&amp;shy;liyə uğ&amp;shy;ra&amp;shy;sa da, ye&amp;shy;nə əs&amp;shy;lin&amp;shy;dən tam uzaq&amp;shy;laş&amp;shy;may&amp;shy;ıb. Qə&amp;shy;ri&amp;shy;bə&amp;shy;dir ki, «oğ&amp;shy;ur&amp;shy;la&amp;shy;maq» mə&amp;shy;na&amp;shy;sın&amp;shy;da cil&amp;shy;məx` fe&amp;shy;li ilə ya&amp;shy;na&amp;shy;şı, şi&amp;shy;və&amp;shy;lər&amp;shy;də ot bi&amp;shy;ç&amp;shy;mək, yay&amp;shy;lıq ilə ba&amp;shy;şı bağ&amp;shy;la&amp;shy;maq, sü&amp;shy;pürmək, ağ&amp;shy;aca mi&amp;shy;s&amp;shy;mar vur&amp;shy;maq və nə&amp;shy;hay&amp;shy;ət, oğ&amp;shy;ur&amp;shy;la&amp;shy;maq mə&amp;shy;na&amp;shy;sın&amp;shy;da çal&amp;shy;maq fe&amp;shy;li də var&amp;shy;dır. Hə&amp;shy;lə də bu şi&amp;shy;və&amp;shy;lər&amp;shy;də qa&amp;shy;ra&amp;shy;la qal&amp;shy;max (qa&amp;shy;ra&amp;shy;la&amp;shy;raq qal&amp;shy;maq), qu&amp;shy;ru&amp;shy;la qal&amp;shy;max (qu&amp;shy;ru&amp;shy;la&amp;shy;raq, ni&amp;shy;zam&amp;shy;la&amp;shy;na&amp;shy;raq qal&amp;shy;maq), səvə&amp;shy;rə yat&amp;shy;max (uza&amp;shy;nıb yat&amp;shy;maq) ki&amp;shy;mi bir&amp;shy;ləş&amp;shy;mə&amp;shy;lə&amp;shy;rin bi&amp;shy;rinci kom&amp;shy;po&amp;shy;nen&amp;shy;tin&amp;shy;də qə&amp;shy;dim -a,-ə fe&amp;shy;li bağ&amp;shy;la&amp;shy;ma şə&amp;shy;kil&amp;shy;çi&amp;shy;si qal&amp;shy;maq&amp;shy;da&amp;shy;dır. «Də&amp;shy;də Qor&amp;shy;qud» ənə&amp;shy;nə&amp;shy;lə&amp;shy;ri ilə üz üzdə&amp;shy;məx`, ot ot&amp;shy;da&amp;shy;max, dən dən&amp;shy;nə&amp;shy;məx`, saf sa&amp;shy;f&amp;shy;la&amp;shy;max (bal&amp;shy;ta, bel sap&amp;shy;la&amp;shy;maq), qar qar&amp;shy;ra&amp;shy;max, yağ yağ&amp;shy;la&amp;shy;max, xot&amp;shy;ma xot&amp;shy;ma&amp;shy;la&amp;shy;max (ki&amp;shy;çik ot tay&amp;shy;a&amp;shy;sı düzəlt&amp;shy;mək) ki&amp;shy;mi say&amp;shy;sız da&amp;shy;xi&amp;shy;li ob&amp;shy;yekt&amp;shy;li fel&amp;shy;lər iş&amp;shy;lən&amp;shy;mək&amp;shy;də&amp;shy;dir; bun&amp;shy;la&amp;shy;rın bi&amp;shy;çin bi&amp;shy;ç&amp;shy;məx`, qo&amp;shy;rux qo&amp;shy;ru&amp;shy;max, əkin ək&amp;shy;məx` ti&amp;shy;pi də var&amp;shy;dır. Əmr şək&amp;shy;li bi&amp;shy;rinci şəxs tə&amp;shy;kin gə&amp;shy;le:m, ge&amp;shy;de:m, gö&amp;shy;rö:m şək&amp;shy;lin&amp;shy;də iş&amp;shy;lən&amp;shy;mə&amp;shy;si bir sı&amp;shy;ra yer&amp;shy;li tay&amp;shy;fa&amp;shy;la&amp;shy;rın qə&amp;shy;dim os&amp;shy;man&amp;shy;lı tay&amp;shy;fa&amp;shy;la&amp;shy;rı ilə bir kök&amp;shy;dən ol&amp;shy;duğ&amp;shy;u&amp;shy;nu gü&amp;shy;man et&amp;shy;məyə əsas ve&amp;shy;rir. Ta&amp;shy;ri&amp;shy;xən o əra&amp;shy;zi&amp;shy;lər&amp;shy;dən bu yer&amp;shy;lə&amp;shy;rə köçürmə&amp;shy;lər ol&amp;shy;muş&amp;shy;dur. Ay&amp;shy;rım şi&amp;shy;və&amp;shy;sin&amp;shy;də və Haq&amp;shy;qıx&amp;shy;lı kən&amp;shy;din&amp;shy;də in&amp;shy;di&amp;shy;ki za&amp;shy;man şə&amp;shy;kil&amp;shy;çi&amp;shy;lə&amp;shy;ri&amp;shy;nin e:r, o:r, ö:r şə&amp;shy;kil&amp;shy;lə&amp;shy;rin&amp;shy;də iş&amp;shy;lən&amp;shy;mə&amp;shy;si də ey&amp;shy;ni iz&amp;shy;lər&amp;shy;lə bağ&amp;shy;lı&amp;shy;dır. Mürək&amp;shy;kəb zər&amp;shy;f&amp;shy;lə&amp;shy;rin sözün tə&amp;shy;k&amp;shy;ra&amp;shy;rı ilə ya&amp;shy;ra&amp;shy;nan for&amp;shy;ma&amp;shy;sı - ko&amp;shy;run-ko&amp;shy;run (az-az), əfil-əfil (tez-tez), qırt-qırt (his&amp;shy;sə-his&amp;shy;sə), mı&amp;shy;s&amp;shy;dır-mı&amp;shy;s&amp;shy;dır (lo&amp;shy;vğa-lo&amp;shy;vğa) və s. kə&amp;shy;miyy&amp;shy;ə&amp;shy;ti, əla&amp;shy;mə&amp;shy;ti ar&amp;shy;tır&amp;shy;mağ&amp;shy;ın, ço&amp;shy;xalt&amp;shy;mağ&amp;shy;ın çox qə&amp;shy;dim üsu&amp;shy;lu&amp;shy;dur. Şi&amp;shy;və&amp;shy;lər&amp;shy;də sə&amp;shy;ciyy&amp;shy;ə&amp;shy;vi kö&amp;shy;mək&amp;shy;çi nitq his&amp;shy;sə&amp;shy;lə&amp;shy;ri var&amp;shy;dır. Mə&amp;shy;sə&amp;shy;lən, nümu&amp;shy;nə&amp;shy;lər&amp;shy;dən ay&amp;shy;dın olur ki, hə&amp;shy;ngi sözü «ki&amp;shy;mi» qoş&amp;shy;ma&amp;shy;sı mə&amp;shy;qa&amp;shy;mın&amp;shy;da ( Əh&amp;shy;məd hə&amp;shy;ngi, Tel&amp;shy;li hə&amp;shy;ngi, mən hən&amp;shy;gi) iş&amp;shy;lək ol&amp;shy;muş&amp;shy;dur. Hət&amp;shy;ta bu şi&amp;shy;və&amp;shy;lər&amp;shy;də ki bağlayı&amp;shy;cı&amp;shy;sı kın, kin, kun, kün şək&amp;shy;lin&amp;shy;də ahə&amp;shy;ngə də uyğ&amp;shy;un&amp;shy;la&amp;shy;şır&amp;shy;mış. Bu bağlay&amp;shy;ıc&amp;shy;ı&amp;shy;nın kı&amp;shy;na, ki&amp;shy;nə, ku&amp;shy;na, künə for&amp;shy;ma&amp;shy;sı da diq&amp;shy;qə&amp;shy;ti cəlb edir. Şi&amp;shy;və&amp;shy;lər&amp;shy;də ma&amp;shy;raq&amp;shy;lı bir ədat - qa əda&amp;shy;tı mü&amp;shy;şa&amp;shy;hi&amp;shy;də edil&amp;shy;miş&amp;shy;dir - müəl&amp;shy;li&amp;shy;fin fi&amp;shy;k&amp;shy;rincə, -mı əda&amp;shy;tı&amp;shy;nın si&amp;shy;no&amp;shy;ni&amp;shy;mi&amp;shy;dir və ki&amp;shy;nayə məq&amp;shy;sə&amp;shy;di&amp;shy;lə iş&amp;shy;lə&amp;shy;di&amp;shy;lir: Hər af&amp;shy;doya ot gə&amp;shy;ti&amp;shy;məə onca ma&amp;shy;nat ver&amp;shy;diş&amp;shy;qa? (Yə&amp;shy;ni: Hər ma&amp;shy;şi&amp;shy;na ot gə&amp;shy;tir&amp;shy;mək üçün on ma&amp;shy;nat ver&amp;shy;din&amp;shy;mi - ver&amp;shy;mə&amp;shy;li ol&amp;shy;dun&amp;shy;mu?) Fik&amp;shy;ri&amp;shy;mizcə, bu qa so&amp;shy;nra&amp;shy;kı dövr&amp;shy;də&amp;shy;ki hə əda&amp;shy;tı&amp;shy;dır, çox qə&amp;shy;dim for&amp;shy;ma&amp;shy;dır, hə&amp;shy;lə Füzu&amp;shy;li döv&amp;shy;ründə&amp;shy;ki for&amp;shy;ma&amp;shy;sı&amp;shy;nı sax&amp;shy;la&amp;shy;mış&amp;shy;dır. Oruc bi&amp;shy;çib&amp;shy;bi ta&amp;shy;xı&amp;shy;lı? - cümlə&amp;shy;sin&amp;shy;dən göründüyü ki&amp;shy;mi, di&amp;shy;lin in&amp;shy;ki&amp;shy;şa&amp;shy;fın&amp;shy;da əks pro&amp;shy;ses&amp;shy;lər baş ve&amp;shy;rə bi&amp;shy;lir: adə&amp;shy;tən, b sa&amp;shy;mi&amp;shy;ti m- ə keç&amp;shy;diyi hal&amp;shy;dı, bu&amp;shy;ra&amp;shy;da m&gt;b ke&amp;shy;çi&amp;shy;di var&amp;shy;dır.&lt;br /&gt;Ş.Kə&amp;shy;ri&amp;shy;mov söz&amp;shy;lə&amp;shy;rin can&amp;shy;lı şi&amp;shy;və nit&amp;shy;qin&amp;shy;də necə bir&amp;shy;ləş&amp;shy;diy&amp;shy;i&amp;shy;ni şər&amp;shy;ti işa&amp;shy;rə&amp;shy;lə&amp;shy;rin kö&amp;shy;məyi ilə us&amp;shy;ta&amp;shy;lıq&amp;shy;la əks et&amp;shy;di&amp;shy;rə bil&amp;shy;miş&amp;shy;dir: yağ&amp;shy;an&amp;shy;nığ ol&amp;shy;duğ&amp;shy;u&amp;shy;nö:rə, qoy&amp;shy;un sağ&amp;shy;ma&amp;shy;ğe:t&amp;shy;di&amp;shy;lər, bö:ynnə&amp;shy;ri, ge&amp;shy;dir&amp;shy;dix` kö&amp;shy;me:lə&amp;shy;məyə, bi&amp;shy;zə:ldi. Sürət&amp;shy;li nitq pro&amp;shy;se&amp;shy;sin&amp;shy;də söz&amp;shy;lər bir&amp;shy;lə&amp;shy;şər&amp;shy;kən müxtə&amp;shy;lif səs&amp;shy;lə&amp;shy;rin düşümü ta&amp;shy;ri&amp;shy;xən eti&amp;shy;mo&amp;shy;lo&amp;shy;ji iza&amp;shy;hı çə&amp;shy;tin olan çox&amp;shy;hec&amp;shy;a&amp;shy;lı söz&amp;shy;lə&amp;shy;rin ya&amp;shy;ran&amp;shy;ma mən&amp;shy;bəyi ol&amp;shy;muş&amp;shy;dur. Min il&amp;shy;lər pro&amp;shy;ses bu cür get&amp;shy;miş&amp;shy;&amp;shy;dir.&lt;br /&gt;Şi&amp;shy;və&amp;shy;lər çox qə&amp;shy;dim sin&amp;shy;tak&amp;shy;tik əla&amp;shy;qə for&amp;shy;ma&amp;shy;la&amp;shy;rı&amp;shy;nı da sax&amp;shy;la&amp;shy;mış&amp;shy;dır. Bir sı&amp;shy;ra fel&amp;shy;lə&amp;shy;rin yer&amp;shy;lik hal əvə&amp;shy;zi&amp;shy;nə yönlük ha&amp;shy;lı ( Ke&amp;shy;çən ilin ya&amp;shy;zı&amp;shy;na get&amp;shy;dix ` ), tə&amp;shy;sir&amp;shy;lik hal əvə&amp;shy;zi&amp;shy;nə yön&amp;shy;lük ha&amp;shy;lı ( Ci&amp;shy;ji&amp;shy;mə çağ&amp;shy;ır&amp;shy;dım kin …), yerlik hal əvə&amp;shy;zi&amp;shy;nə tə&amp;shy;sir&amp;shy;lik ha&amp;shy;lı ( Pay&amp;shy;ı&amp;shy;zı dır&amp;shy;ma&amp;shy;dı&amp;shy;rış yığ&amp;shy;ı&amp;shy;rax ) tə&amp;shy;ləb etmə&amp;shy;si&amp;shy;nin ne&amp;shy;çə min il&amp;shy;lik ta&amp;shy;ri&amp;shy;xi var&amp;shy;dır. Təy&amp;shy;i&amp;shy;nin təy&amp;shy;in&amp;shy;lə&amp;shy;nən&amp;shy;dən son&amp;shy;ra iş&amp;shy;lən&amp;shy;mə&amp;shy;si hal&amp;shy;la&amp;shy;rı da ( Hürü ya&amp;shy;zıx, Əli ye&amp;shy;kəl&amp;shy;mə&amp;shy;miş ) Hind&amp;shy;-Av&amp;shy;ro&amp;shy;pa dil&amp;shy;lə&amp;shy;ri üçün səc&amp;shy;iyy&amp;shy;ə&amp;shy;vi say&amp;shy;ıl&amp;shy;sa da, ke&amp;shy;çən əsr&amp;shy;lə&amp;shy;rə qə&amp;shy;dər di&amp;shy;li&amp;shy;miz&amp;shy;də fə&amp;shy;al ol&amp;shy;muş&amp;shy;dur. İl on iki ay&amp;shy;da (ilin on iki ay&amp;shy;ın&amp;shy;da) tip&amp;shy;li bir&amp;shy;ləş&amp;shy;mə&amp;shy;lər&amp;shy;dən görünür ki, bu şi&amp;shy;və&amp;shy;lər ən qə&amp;shy;dim ana&amp;shy;li&amp;shy;tik for&amp;shy;ma&amp;shy;la&amp;shy;rı da müha&amp;shy;fi&amp;shy;zə et&amp;shy;miş&amp;shy;dir. Aş&amp;shy;kar üçüncü növ is&amp;shy;mi bir&amp;shy;ləş&amp;shy;mə ki&amp;shy;mi tə&amp;shy;səvvür olu&amp;shy;nan bir&amp;shy;ləş&amp;shy;mə&amp;shy;lə&amp;shy;rin bi&amp;shy;rinci tə&amp;shy;rə&amp;shy;fi&amp;shy;nin şə&amp;shy;kil&amp;shy;çi&amp;shy;siz iş&amp;shy;lən&amp;shy;mə&amp;shy;si əv&amp;shy;vəl&amp;shy;kin&amp;shy;dən bir qə&amp;shy;dər sin&amp;shy;te&amp;shy;tik&amp;shy;dir: Qoy&amp;shy;un&amp;shy;nar be&amp;shy;şi də doğ&amp;shy;uf. Uşax&amp;shy;lar üçü də bi&amp;shy;zə:ldi. Ya - ya bağ&amp;shy;lay&amp;shy;ıc&amp;shy;ı&amp;shy;sı bu şi&amp;shy;və&amp;shy;lər&amp;shy;də ye - ye şək&amp;shy;li&amp;shy;nə düşür: Sa&amp;shy;na ye mən kö&amp;shy;me:liyə&amp;shy;jəm, ye Ha&amp;shy;sa&amp;shy;na&amp;shy;lı. Gah bağ&amp;shy;lay&amp;shy;ıc&amp;shy;ı&amp;shy;sı mə&amp;shy;qa&amp;shy;mın&amp;shy;da ara sözünün iş&amp;shy;lən&amp;shy;mə&amp;shy;si: Ara çən ye&amp;shy;rə çökür, ara gün düşür… Mürək&amp;shy;kəb cümlə kom&amp;shy;po&amp;shy;nent&amp;shy;lə&amp;shy;ri&amp;shy;nin da&amp;shy;ha çox in&amp;shy;to&amp;shy;na&amp;shy;siya ilə əla&amp;shy;qə&amp;shy;lən&amp;shy;mə&amp;shy;si, şərt bu&amp;shy;daq cümlə&amp;shy;si&amp;shy;nin asin&amp;shy;de&amp;shy;tik ti&amp;shy;pi&amp;shy;nin iş&amp;shy;lək&amp;shy;liyi - bü&amp;shy;tün bun&amp;shy;lar ey&amp;shy;ni mən&amp;shy;bə ilə - qə&amp;shy;dim&amp;shy;lik və xalq di&amp;shy;li ilə bağ&amp;shy;lı&amp;shy;dır.&lt;br /&gt;Ş.Kə&amp;shy;ri&amp;shy;mov lek&amp;shy;si&amp;shy;ka mə&amp;shy;sə&amp;shy;lə&amp;shy;lə&amp;shy;ri&amp;shy;ni şi&amp;shy;və&amp;shy;lə&amp;shy;rin lüğət tər&amp;shy;ki&amp;shy;bi&amp;shy;nə da&amp;shy;xil olan na&amp;shy;dir söz&amp;shy;lə&amp;shy;rin tə&amp;shy;s&amp;shy;vi&amp;shy;ri ilə məh&amp;shy;dud&amp;shy;laş&amp;shy;dır&amp;shy;ma&amp;shy;mış, tay&amp;shy;fa ad&amp;shy;la&amp;shy;rı, köhnə çə&amp;shy;ki, ölçü, za&amp;shy;man məf&amp;shy;hum&amp;shy;la&amp;shy;rı, köh&amp;shy;nə ve&amp;shy;rgi, və&amp;shy;zi&amp;shy;fə və rütbə bil&amp;shy;di&amp;shy;rən söz&amp;shy;lər, ter&amp;shy;min səc&amp;shy;iyy&amp;shy;ə&amp;shy;li söz&amp;shy;lər, kənd tə&amp;shy;sərrüfa&amp;shy;tı alət&amp;shy;lə&amp;shy;ri və on&amp;shy;la&amp;shy;rın his&amp;shy;sə&amp;shy;lə&amp;shy;ri&amp;shy;nin ad&amp;shy;la&amp;shy;rı, mal&amp;shy;dar&amp;shy;lıq ter&amp;shy;min&amp;shy;lə&amp;shy;ri, arı&amp;shy;çı&amp;shy;lıq, to&amp;shy;xu&amp;shy;cu&amp;shy;&amp;shy;luq, xö&amp;shy;rək, çö&amp;shy;rək növ&amp;shy;lə&amp;shy;ri, gey&amp;shy;im və bə&amp;shy;zək şey&amp;shy;lə&amp;shy;ri, xə&amp;shy;s&amp;shy;tə&amp;shy;lik növ&amp;shy;lə&amp;shy;ri, quş, it, ağ&amp;shy;ac, mey&amp;shy;və, ev əşy&amp;shy;a&amp;shy;la&amp;shy;rı ad&amp;shy;la&amp;shy;rı və s. ki&amp;shy;mi müxtə&amp;shy;lif qrup&amp;shy;la&amp;shy;ra ay&amp;shy;ır&amp;shy;mış, bu qrup&amp;shy;lar haq&amp;shy;qın&amp;shy;da mə&amp;shy;lu&amp;shy;mat ver&amp;shy;miş və şi&amp;shy;və lek&amp;shy;si&amp;shy;ka&amp;shy;sı&amp;shy;nın in&amp;shy;di ar&amp;shy;tıq unu&amp;shy;dul&amp;shy;maq&amp;shy;da olan böyük bir lay&amp;shy;ı&amp;shy;nı müha&amp;shy;fi&amp;shy;zə edib sax&amp;shy;laya bilmiş&amp;shy;dir. Müəl&amp;shy;li&amp;shy;fin top&amp;shy;la&amp;shy;dığı ma&amp;shy;te&amp;shy;ri&amp;shy;al&amp;shy;dan ay&amp;shy;dın olur ki, ti&amp;shy;rə, coyğa, son, to&amp;shy;xum, ba&amp;shy;sa&amp;shy;lax, kəryə, ələ&amp;shy;mə (tö&amp;shy;rə&amp;shy;mə), bal&amp;shy;&amp;shy;dır&amp;shy;bayı (öv&amp;shy;lad) söz&amp;shy;lə&amp;shy;rin&amp;shy;dən tay&amp;shy;fa, nə&amp;shy;sil, tö&amp;shy;rə&amp;shy;mə bil&amp;shy;dir&amp;shy;mək üçün ge&amp;shy;niş is&amp;shy;ti&amp;shy;fa&amp;shy;də edən Çən&amp;shy;bə&amp;shy;rək və Kar&amp;shy;van&amp;shy;sa&amp;shy;ray əha&amp;shy;li&amp;shy;si kənd&amp;shy;lə&amp;shy;rin da&amp;shy;xi&amp;shy;li ti&amp;shy;rə&amp;shy;lə&amp;shy;ri&amp;shy;ni də da&amp;shy;im hesa&amp;shy;ba al&amp;shy;mı&amp;shy;ş&amp;shy;lar. Təkcə Göl&amp;shy;kənd kən&amp;shy;din&amp;shy;də Cı&amp;shy;vıx&amp;shy;lı, Gö&amp;shy;dəl&amp;shy;li, Zey&amp;shy;nal&amp;shy;lı, Pi&amp;shy;ri&amp;shy;lər, Pəm&amp;shy;bəx`li, Mal&amp;shy;xar&amp;shy;rı, Tağ&amp;shy;lar, Qıc&amp;shy;ır&amp;shy;rı, Qo&amp;shy;ja&amp;shy;lar, Pe&amp;shy;rən&amp;shy;ni, Zəry&amp;shy;ar&amp;shy;rı, Və&amp;shy;lən&amp;shy;ni, Noy&amp;shy;ruz&amp;shy;lu, Nağ&amp;shy;lar, Zağ&amp;shy;ar&amp;shy;rı, Pon&amp;shy;tal&amp;shy;lar, Avış&amp;shy;dı, Qa&amp;shy;h&amp;shy;rı&amp;shy;lar, Ka&amp;shy;zım&amp;shy;lı, Fış&amp;shy;qar&amp;shy;rı, Qə&amp;shy;şə&amp;shy;dər&amp;shy;ri ki&amp;shy;mi ti&amp;shy;rə ad&amp;shy;la&amp;shy;rı bir kök&amp;shy;dən olan əha&amp;shy;li&amp;shy;nin təd&amp;shy;ri&amp;shy;cən ti&amp;shy;rə&amp;shy;lər&amp;shy;lə necə par&amp;shy;ça&amp;shy;lan&amp;shy;dığ&amp;shy;ı&amp;shy;nı, ar&amp;shy;tıb ço&amp;shy;xal&amp;shy;dı&amp;shy;ğı&amp;shy;nı tə&amp;shy;səvvür et&amp;shy;məyə im&amp;shy;kan ve&amp;shy;rir. Türk el&amp;shy;lə&amp;shy;ri ta&amp;shy;ri&amp;shy;xən bu cür ço&amp;shy;xal&amp;shy;mış&amp;shy;dır. Tay&amp;shy;fa ad&amp;shy;la&amp;shy;rı içə&amp;shy;ri&amp;shy;sin&amp;shy;də Qa&amp;shy;ra&amp;shy;man&amp;shy;nı, Ay&amp;shy;rım&amp;shy;lar, Qə&amp;shy;lən&amp;shy;dər&amp;shy;ri, Mancan&amp;shy;nı, Ko&amp;shy;ruş&amp;shy;du, Ozan&amp;shy;nı, Kə&amp;shy;ləş&amp;shy;di, Qo&amp;shy;tur&amp;shy;ru, Gir&amp;shy;di&amp;shy;van və s. qə&amp;shy;dim tay&amp;shy;fa və yer ad&amp;shy;la&amp;shy;rı ilə bağ&amp;shy;lı to&amp;shy;po&amp;shy;nim&amp;shy;lər var&amp;shy;dır.&lt;br /&gt;Biz əsər&amp;shy;də şi&amp;shy;və&amp;shy;lər&amp;shy;də&amp;shy;ki səc&amp;shy;iyy&amp;shy;ə&amp;shy;vi qa&amp;shy;dın və ki&amp;shy;şi ad&amp;shy;la&amp;shy;rı&amp;shy;nın ti&amp;shy;pik nümu&amp;shy;nə&amp;shy;lə&amp;shy;ri ilə də ta&amp;shy;nış olu&amp;shy;ruq. Bu şi&amp;shy;və&amp;shy;lər&amp;shy;də Şə&amp;shy;mən, Aşa, Na&amp;shy;rın, Qu&amp;shy;tu, Tu&amp;shy;lum, Oty&amp;shy;ığ&amp;shy;an, Co&amp;shy;muş&amp;shy;sa&amp;shy;ğan, Yol&amp;shy;çu, Mal&amp;shy;çı, Dölçü, Bi&amp;shy;nə&amp;shy;çi, Aran&amp;shy;çı, Da&amp;shy;na&amp;shy;çı, İl&amp;shy;xı&amp;shy;çı, Yığ&amp;shy;an, Qay&amp;shy;ta&amp;shy;ran, Oy&amp;shy;na&amp;shy;qan, Ana&amp;shy;sı, Qa&amp;shy;ra&amp;shy;sı, Ma&amp;shy;ma&amp;shy;sı, Vəl&amp;shy;çə, Alaş&amp;shy;qa, Çay&amp;shy;lar, Xuv&amp;shy;lar, Ov&amp;shy;lar ki&amp;shy;mi çox ma&amp;shy;raq&amp;shy;lı insan ad&amp;shy;la&amp;shy;rı var&amp;shy;dır. Müəl&amp;shy;lif bun&amp;shy;la&amp;shy;rın lə&amp;shy;qəb ol&amp;shy;ma&amp;shy;dığ&amp;shy;ı&amp;shy;nı gö&amp;shy;s&amp;shy;tə&amp;shy;rir, la&amp;shy;kin hiss olu&amp;shy;nur ki, bun&amp;shy;la&amp;shy;rın ço&amp;shy;xu lə&amp;shy;qəb&amp;shy;lər əsa&amp;shy;sın&amp;shy;da əmə&amp;shy;lə gəl&amp;shy;miş&amp;shy;dir. Azər&amp;shy;bayc&amp;shy;a&amp;shy;nın baş&amp;shy;qa kənd&amp;shy;lə&amp;shy;ri ki&amp;shy;mi, bu kənd&amp;shy;lə&amp;shy;rin ca&amp;shy;ma&amp;shy;a&amp;shy;tı da qə&amp;shy;ri&amp;shy;bə ay&amp;shy;a&amp;shy;ma&amp;shy;lar qoy&amp;shy;maq&amp;shy;dan ləz&amp;shy;zət alır&amp;shy;mış: Ölü Qur&amp;shy;van, Qırt-qırt Ta&amp;shy;mam, Dı&amp;shy;dı Şəm&amp;shy;şi, Dın&amp;shy;dı&amp;shy;lı Xa&amp;shy;s&amp;shy;məm&amp;shy;mət, Zağ&amp;shy;ar Sə&amp;shy;mət, Manty&amp;shy;or Qa&amp;shy;ra, Qarağ&amp;shy;at Yedy&amp;shy;ar, Pi&amp;shy;şix` Av&amp;shy;dıl&amp;shy;la, Bə&amp;shy;ki Alı, Do&amp;shy;şan İr&amp;shy;va&amp;shy;hım, Pa&amp;shy;s&amp;shy;doy Müba&amp;shy;riz, Ama&amp;shy;noy Nə&amp;shy;sif...&lt;br /&gt;Ha&amp;shy;zır&amp;shy;kı gənc nəs&amp;shy;lin bil&amp;shy;mə&amp;shy;diyi, əha&amp;shy;li&amp;shy;nin əsrlər boyu iş&amp;shy;lət&amp;shy;diyi: bat&amp;shy;&amp;shy;man (8 kq), gir&amp;shy;vən&amp;shy;kə (400 qr.), tağ&amp;shy;ar (25 pud), ça&amp;shy;nax (8 kq.), uruf (200 qr.), xal&amp;shy;var (25 pud), mis&amp;shy;qal (4 qr.), is&amp;shy;dil (300 qr.), çə&amp;shy;rəx` (2 kq.), pud (16 kq.), tu&amp;shy;tam (bir qa&amp;shy;rış) çə&amp;shy;ki, ölçü ad&amp;shy;la&amp;shy;rı; quy&amp;shy;rux doğan ay, qo&amp;shy;ra bi&amp;shy;şi&amp;shy;rən ay, ma&amp;shy;ral bö&amp;shy;yürən ay, el&amp;shy;ba&amp;shy;şı qay&amp;shy;ı&amp;shy;dan ay, oylax qı&amp;shy;ran ay, co&amp;shy;muş qı&amp;shy;ran ay, döl ayı və s. ki&amp;shy;mi et&amp;shy;no&amp;shy;qra&amp;shy;fik za&amp;shy;man ad&amp;shy;la&amp;shy;rı in&amp;shy;san&amp;shy;la&amp;shy;rın hər şeyi necə mis&amp;shy;qal-mis&amp;shy;qal, za&amp;shy;ma&amp;shy;nı əkin-bi&amp;shy;çi&amp;shy;nə, mal&amp;shy;dar&amp;shy;lığa uyğ&amp;shy;un şə&amp;shy;kil&amp;shy;də necə də&amp;shy;qiq böldüyünə hey&amp;shy;rət doğ&amp;shy;u&amp;shy;rur. Kotan, xış və on&amp;shy;la&amp;shy;rın his&amp;shy;sə&amp;shy;lə&amp;shy;ri&amp;shy;nin ad&amp;shy;la&amp;shy;rı, xır&amp;shy;man və xır&amp;shy;man&amp;shy;la bağ&amp;shy;lı söz&amp;shy;lər, ara&amp;shy;ba, boy&amp;shy;un&amp;shy;du&amp;shy;ruq, tə&amp;shy;kər və on&amp;shy;la&amp;shy;rın his&amp;shy;sə&amp;shy;lə&amp;shy;ri&amp;shy;nin ad&amp;shy;la&amp;shy;rı, əkin sa&amp;shy;hə&amp;shy;lə&amp;shy;ri ilə bağ&amp;shy;lı söz&amp;shy;lər, tütün&amp;shy;çü&amp;shy;lük lek&amp;shy;si&amp;shy;ka&amp;shy;sı, zən&amp;shy;g&amp;shy;in mal&amp;shy;dar&amp;shy;lıq, bağ&amp;shy;çı&amp;shy;lıq, arı&amp;shy;çı&amp;shy;lıq, to&amp;shy;xu&amp;shy;cu&amp;shy;luq ter&amp;shy;min&amp;shy;lə&amp;shy;ri… - bütün bun&amp;shy;lar müəl&amp;shy;li&amp;shy;fin o vaxt&amp;shy;kı zəh&amp;shy;mə&amp;shy;ti&amp;shy;nin bə&amp;shy;h&amp;shy;rə&amp;shy;si olub şi&amp;shy;və əha&amp;shy;li&amp;shy;si&amp;shy;nin et&amp;shy;no&amp;shy;qra&amp;shy;fik lek&amp;shy;si&amp;shy;ka&amp;shy;sı&amp;shy;nın unu&amp;shy;dul&amp;shy;maq&amp;shy;da olan qat&amp;shy;la&amp;shy;rı&amp;shy;nı əha&amp;shy;tə edir. Keç&amp;shy;mi&amp;shy;şi öy&amp;shy;rən&amp;shy;mək istəyən gə&amp;shy;ləc&amp;shy;ək nəs&amp;shy;lə bun&amp;shy;la&amp;shy;rın böyük kö&amp;shy;məyi olac&amp;shy;aq&amp;shy;dır.&lt;br /&gt;Əsər&amp;shy;də sözün se&amp;shy;man&amp;shy;tik cə&amp;shy;hə&amp;shy;ti - şi&amp;shy;və lek&amp;shy;si&amp;shy;ka&amp;shy;sı&amp;shy;nın si&amp;shy;no&amp;shy;nim, omonim və an&amp;shy;to&amp;shy;nim&amp;shy;liyi haq&amp;shy;qın&amp;shy;da mə&amp;shy;lu&amp;shy;mat ve&amp;shy;ril&amp;shy;miş, şi&amp;shy;və söz&amp;shy;lə&amp;shy;ri&amp;shy;nin omo&amp;shy;nim&amp;shy;liyi lüğət&amp;shy;də xüsu&amp;shy;si əks olun&amp;shy;muş&amp;shy;dur.&lt;br /&gt;Ş. Kə&amp;shy;ri&amp;shy;mov zəh&amp;shy;mə&amp;shy;tə qat&amp;shy;la&amp;shy;şa&amp;shy;raq, xey&amp;shy;li fol&amp;shy;k&amp;shy;lor ma&amp;shy;te&amp;shy;ri&amp;shy;alı - ata&amp;shy;lar söz&amp;shy;lə&amp;shy;ri, tap&amp;shy;mac&amp;shy;a&amp;shy;lar, nağ&amp;shy;ıl&amp;shy;lar, bay&amp;shy;a&amp;shy;tı&amp;shy;lar, söh&amp;shy;bət&amp;shy;lər, uşaq mah&amp;shy;nı&amp;shy;la&amp;shy;rı top&amp;shy;la&amp;shy;mış&amp;shy;dır. Bun&amp;shy;lar müəl&amp;shy;li&amp;shy;fin ümu&amp;shy;mi&amp;shy;ləş&amp;shy;dir&amp;shy;diyi və nə&amp;shy;ticə çı&amp;shy;xar&amp;shy;dığı fi&amp;shy;kir&amp;shy;lə&amp;shy;ri əsas&amp;shy;lan&amp;shy;dır&amp;shy;maq üçün eti&amp;shy;bar&amp;shy;lı mən&amp;shy;bə&amp;shy;dir.&lt;br /&gt;Əsər şi&amp;shy;və&amp;shy;lər&amp;shy;də iş&amp;shy;lə&amp;shy;nən səc&amp;shy;iyy&amp;shy;ə&amp;shy;vi söz&amp;shy;lə&amp;shy;rin lüğə&amp;shy;ti ilə ta&amp;shy;mam&amp;shy;la&amp;shy;nır. Hər bir söz nümu&amp;shy;nə-cümlə içə&amp;shy;ri&amp;shy;sin&amp;shy;də ve&amp;shy;ril&amp;shy;miş&amp;shy;dir. Bun&amp;shy;lar sö&amp;shy;zün mənşəy&amp;shy;i&amp;shy;ni və mə&amp;shy;na&amp;shy;sı&amp;shy;nı da&amp;shy;ha düzgün ba&amp;shy;şa düşməyə im&amp;shy;kan ya&amp;shy;ra&amp;shy;dır. Məsə&amp;shy;lən, ağ&amp;shy;art&amp;shy;maq sözü ədə&amp;shy;bi di&amp;shy;li&amp;shy;miz&amp;shy;də&amp;shy;ki açıb-ağ&amp;shy;art&amp;shy;maq ifa&amp;shy;də&amp;shy;sin&amp;shy;dən fər&amp;shy;q&amp;shy;li ola&amp;shy;raq, heç bir mən&amp;shy;fi ça&amp;shy;la&amp;shy;ra ma&amp;shy;lik ol&amp;shy;ma&amp;shy;dan bi&amp;shy;la&amp;shy;va&amp;shy;si&amp;shy;tə «bil&amp;shy;dir&amp;shy;mək», «söy&amp;shy;lə&amp;shy;mək» mə&amp;shy;na&amp;shy;sı&amp;shy;nı ifa&amp;shy;də edir; ajı&amp;shy;max (acı&amp;shy;maq) adə&amp;shy;tən bi&amp;shy;ri&amp;shy;nin ha&amp;shy;lı&amp;shy;na ac&amp;shy;ı&amp;shy;maq, ya&amp;shy;zığı gəl&amp;shy;mək mə&amp;shy;na&amp;shy;sı&amp;shy;nı bil&amp;shy;di&amp;shy;rir, şi&amp;shy;və&amp;shy;lər&amp;shy;də «ac&amp;shy;ığı tut&amp;shy;maq» mə&amp;shy;na&amp;shy;sın&amp;shy;da&amp;shy;dır; at&amp;shy;ma&amp;shy;ca&amp;shy;la&amp;shy;max - at&amp;shy;mac&amp;shy;a&amp;shy;lı söz&amp;shy;lər de&amp;shy;mək&amp;shy;dir, şi&amp;shy;və&amp;shy;lər&amp;shy;də «dağ&amp;shy;ıt&amp;shy;maq», «pal&amp;shy;ta&amp;shy;rı&amp;shy;nı yırt&amp;shy;maq» mə&amp;shy;na&amp;shy;sın&amp;shy;da&amp;shy;dır. Eləcə də: bo&amp;shy;zar&amp;shy;maq - böyü&amp;shy;mək, boz&amp;shy;da&amp;shy;max - qor&amp;shy;xut&amp;shy;maq, vas&amp;shy;qı&amp;shy;la&amp;shy;max - özünü sə&amp;shy;li&amp;shy;qəyə sal&amp;shy;maq, vı&amp;shy;jı&amp;shy;max - cəld get&amp;shy;mək, qı&amp;shy;mıl&amp;shy;max - giz&amp;shy;licə qa&amp;shy;ç&amp;shy;maq, qon&amp;shy;qu&amp;shy;max - otur&amp;shy;maq, day&amp;shy;lax&amp;shy;la&amp;shy;max - qa&amp;shy;ç&amp;shy;maq, əv&amp;shy;di&amp;shy;məx` - ye&amp;shy;mək, yab&amp;shy;ban - al&amp;shy;çaq, yonc&amp;shy;u&amp;shy;max - yal&amp;shy;var&amp;shy;maq, gi&amp;shy;lif - baca, mej&amp;shy;din - fər&amp;shy;siz, mu&amp;shy;zu - xə&amp;shy;sis, on,al&amp;shy;max - sağ&amp;shy;al&amp;shy;maq, yax&amp;shy;şı&amp;shy;laş&amp;shy;maq, ön,ür - ya&amp;shy;xa, sar&amp;shy;ma - gər&amp;shy;mə, te&amp;shy;jan&amp;shy;na&amp;shy;max - böyü&amp;shy;mək, ge&amp;shy;nəl&amp;shy;mək, çöz - bağ&amp;shy;ır&amp;shy;saq, çözüməx` - əri&amp;shy;mək, cürüm - bir par&amp;shy;ça, şöh&amp;shy;lə&amp;shy;məx` - kə&amp;shy;s&amp;shy;mək… mə&amp;shy;na&amp;shy;la&amp;shy;rın&amp;shy;da&amp;shy;dır. Bu&amp;shy;ra&amp;shy;da hər mən&amp;shy;bə&amp;shy;dən hər cür söz var&amp;shy;dır və bun&amp;shy;la&amp;shy;rın ha&amp;shy;mı&amp;shy;sı&amp;shy;nı izah et&amp;shy;mək müm&amp;shy;kündür: boz&amp;shy;da&amp;shy;max - «Də&amp;shy;də Qor&amp;shy;qud»dan gə&amp;shy;lən sözdür: ağ&amp;shy;la&amp;shy;maq, boz&amp;shy;la&amp;shy;maq mə&amp;shy;na&amp;shy;sın&amp;shy;da; söz qə&amp;shy;fil ha&amp;shy;ray-hə&amp;shy;şir sal&amp;shy;maq&amp;shy;la qar&amp;shy;şı&amp;shy;da&amp;shy;kı&amp;shy;nı qor&amp;shy;xut&amp;shy;maq mə&amp;shy;na&amp;shy;sı qa&amp;shy;zan&amp;shy;mış&amp;shy;dır; vas&amp;shy;qı&amp;shy;la&amp;shy;maq - rus di&amp;shy;lin&amp;shy;dən alın&amp;shy;mış vak&amp;shy;sa (çək&amp;shy;mə yağı) sözündən&amp;shy;dir: çək&amp;shy;mə&amp;shy;si&amp;shy;ni sil&amp;shy;mək, tə&amp;shy;miz&amp;shy;lə&amp;shy;mək, yağ&amp;shy;la&amp;shy;maq mə&amp;shy;na&amp;shy;sın&amp;shy;dan bütöv&amp;shy;lük&amp;shy;də özünü sə&amp;shy;li&amp;shy;qəyə sal&amp;shy;maq mə&amp;shy;na&amp;shy;sı&amp;shy;na ke&amp;shy;ç&amp;shy;miş&amp;shy;dir; vı&amp;shy;jı&amp;shy;max - təq&amp;shy;li&amp;shy;di söz&amp;shy;dən&amp;shy;dir, vı&amp;shy;jıl&amp;shy;tı ilə get&amp;shy;mək, qa&amp;shy;ç&amp;shy;maq mə&amp;shy;na&amp;shy;sın&amp;shy;da&amp;shy;dır; qı&amp;shy;mıl&amp;shy;max - çox yavaş tər&amp;shy;pən&amp;shy;mək mə&amp;shy;na&amp;shy;sın&amp;shy;da qı&amp;shy;mıl&amp;shy;da&amp;shy;maq sözü ilə bir kök&amp;shy;dən&amp;shy;dir; qon&amp;shy;qu&amp;shy;maq - «Də&amp;shy;də Qor&amp;shy;qud»da&amp;shy;kı «qon&amp;shy;maq» (otur&amp;shy;maq, sa&amp;shy;kin ol&amp;shy;maq) sö&amp;shy;zündən&amp;shy;dir; day&amp;shy;lax&amp;shy;la&amp;shy;max - də&amp;shy;və ba&amp;shy;la&amp;shy;sı ki&amp;shy;mi götürülmək, qa&amp;shy;ç&amp;shy;maq; əv&amp;shy;di&amp;shy;məx` - bir-bir yığ&amp;shy;maq mə&amp;shy;na&amp;shy;sın&amp;shy;da&amp;shy;dır, şi&amp;shy;və&amp;shy;də ye&amp;shy;məy&amp;shy;in ha&amp;shy;mı&amp;shy;sı&amp;shy;nı bir-bir ye&amp;shy;mək mə&amp;shy;na&amp;shy;sı ve&amp;shy;rir; yab&amp;shy;ban - ar&amp;shy;xa&amp;shy;ik «ya&amp;shy;ban» sözüdür («Də&amp;shy;&amp;shy;də Qor&amp;shy;qud»da&amp;shy;kı «ya&amp;shy;zı&amp;shy;da, ya&amp;shy;ban&amp;shy;da» söz&amp;shy;lə&amp;shy;ri); yonc&amp;shy;u&amp;shy;max - yön çe&amp;shy;vir&amp;shy;mək, ac&amp;shy;i&amp;shy;za&amp;shy;nə mürac&amp;shy;i&amp;shy;ət et&amp;shy;mək (Qur&amp;shy;ba&amp;shy;ni&amp;shy;də); kağ&amp;shy;an - koğ (əy&amp;shy;ri) sözü ilə bağ&amp;shy;lı ol&amp;shy;ma&amp;shy;lı&amp;shy;dır; gi&amp;shy;lif - ki/qu sözündən&amp;shy;dir, çu&amp;shy;xur yer, qu&amp;shy;yu de&amp;shy;mək&amp;shy;dir; mej&amp;shy;din - məc&amp;shy;nun sözüdür, də&amp;shy;li, ava&amp;shy;ra; mu&amp;shy;zu - mı&amp;shy;&amp;shy;zı, xır&amp;shy;da&amp;shy;çı məna&amp;shy;sın&amp;shy;da&amp;shy;dır; on, al&amp;shy;max - « Də&amp;shy;də Qor&amp;shy;qud»da&amp;shy;kı on,maq, on, əl&amp;shy;mək (yax&amp;shy;şı&amp;shy;laş&amp;shy;maq, sağ&amp;shy;al&amp;shy;maq) sözü&amp;shy;dür; ön,ür - ön, ya&amp;shy;xa sözündən&amp;shy;dir; sar&amp;shy;ma - sər&amp;shy;mək fe&amp;shy;lin&amp;shy;dən sə&amp;shy;ri&amp;shy;lən, qu&amp;shy;ru&amp;shy;du&amp;shy;lan de&amp;shy;mək&amp;shy;dir; te&amp;shy;jan&amp;shy;na&amp;shy;max - ge&amp;shy;nəl&amp;shy;mək de&amp;shy;mək&amp;shy;dir, qoy&amp;shy;un qar&amp;shy;nın&amp;shy;dan olan və asan&amp;shy;lıq&amp;shy;la ge&amp;shy;nə&amp;shy;lən yağ, pen&amp;shy;dir, mo&amp;shy;tal qab&amp;shy;la&amp;shy;rı ilə müqay&amp;shy;i&amp;shy;sə əsa&amp;shy;sın&amp;shy;da ya&amp;shy;ran&amp;shy;mış&amp;shy;dır; çöz sözü acı bağ&amp;shy;ır&amp;shy;sağ&amp;shy;ın çözülmə&amp;shy;si ilə bağ&amp;shy;lı&amp;shy;dır, çözüməx sözü də ey&amp;shy;ni kök&amp;shy;dən olub çözülüb qur&amp;shy;tar&amp;shy;maq, əri&amp;shy;mək mə&amp;shy;na&amp;shy;sı al&amp;shy;mış&amp;shy;dır; cürüm (Qa&amp;shy;ra&amp;shy;bağ şi&amp;shy;və&amp;shy;lə&amp;shy;rin&amp;shy;də cı&amp;shy;rım ) «cır&amp;shy;maq» fe&amp;shy;lin&amp;shy;dən&amp;shy;dir, cı&amp;shy;rıl&amp;shy;mış, kə&amp;shy;sil&amp;shy;miş ki&amp;shy;çik bir par&amp;shy;ça; şöh&amp;shy;lə&amp;shy;mək - şax&amp;shy;la&amp;shy;maq, şax-bu&amp;shy;dağı doğ&amp;shy;ra&amp;shy;maq mə&amp;shy;na&amp;shy;sın&amp;shy;da&amp;shy;dır.&lt;br /&gt;Bu söz&amp;shy;lər sı&amp;shy;ra&amp;shy;sın&amp;shy;da Kar&amp;shy;van&amp;shy;sa&amp;shy;ray və Çəm&amp;shy;bə&amp;shy;rəx` to&amp;shy;po&amp;shy;nim&amp;shy;lə&amp;shy;ri&amp;shy;ni də araş&amp;shy;dır&amp;shy;maq olar. Kar&amp;shy;van&amp;shy;sa&amp;shy;ray sözünün mə&amp;shy;na&amp;shy;sı məl&amp;shy;um&amp;shy;dur: «karvan sax&amp;shy;la&amp;shy;nan yer, bi&amp;shy;na, ti&amp;shy;ki&amp;shy;li» de&amp;shy;mək&amp;shy;dir. Çəm&amp;shy;bə&amp;shy;rəx` sözünün müxtə&amp;shy;lif yo&amp;shy;zum&amp;shy;la&amp;shy;rı var&amp;shy;dır. B.Bu&amp;shy;da&amp;shy;qov və Q.Qey&amp;shy;bul&amp;shy;lay&amp;shy;ev «dağ döşündə ha&amp;shy;mar yer» mə&amp;shy;na&amp;shy;sın&amp;shy;da ( çəm&amp;shy;bə&amp;shy;rə şək&amp;shy;lin&amp;shy;də) izah et&amp;shy;mi&amp;shy;ş&amp;shy;lər. (1;420) La&amp;shy;kin heç şübhə&amp;shy;siz, şi&amp;shy;və&amp;shy;lə&amp;shy;rin özündə iş&amp;shy;lə&amp;shy;nən çəm&amp;shy;bə&amp;shy;rə sözü ilə bağ&amp;shy;lı&amp;shy;dır. Müəl&amp;shy;li&amp;shy;fin öz lüğə&amp;shy;tin&amp;shy;də bu sö&amp;shy;zə iki də&amp;shy;fə rast gəl&amp;shy;mək olur: çəm&amp;shy;bə&amp;shy;rə - içə&amp;shy;ri&amp;shy;si&amp;shy;nə qa&amp;shy;tıq yı&amp;shy;ğı&amp;shy;lan tu&amp;shy;luğ&amp;shy;un ağ&amp;shy;zı&amp;shy;na ti&amp;shy;ki&amp;shy;lən da&amp;shy;i&amp;shy;rə&amp;shy;vi çubuq; kağ&amp;shy;an - boy&amp;shy;un&amp;shy;du&amp;shy;ruğu ara&amp;shy;baya bağ&amp;shy;la&amp;shy;maq üçün gön&amp;shy;dən ha&amp;shy;zır&amp;shy;lan&amp;shy;mış çəm&amp;shy;bə&amp;shy;rə . Çəm&amp;shy;bər (çən&amp;shy;bər) sözü klas&amp;shy;sik ədə&amp;shy;biy&amp;shy;ya&amp;shy;tı&amp;shy;mız&amp;shy;da fars di&amp;shy;lin&amp;shy;də&amp;shy;ki çərx sözü ilə bir&amp;shy;lik&amp;shy;də çər&amp;shy;xi-çən&amp;shy;bə&amp;shy;ri şək&amp;shy;lin&amp;shy;də, «da&amp;shy;i&amp;shy;rə&amp;shy;vi sə&amp;shy;ma» mə&amp;shy;na&amp;shy;sın&amp;shy;da iş&amp;shy;lən&amp;shy;miş&amp;shy;dir. Şi&amp;shy;və&amp;shy;lər&amp;shy;dən ver&amp;shy;diy&amp;shy;i&amp;shy;miz mi&amp;shy;sal&amp;shy;lar da gö&amp;shy;s&amp;shy;tə&amp;shy;rir ki, çəm&amp;shy;bə&amp;shy;rə da&amp;shy;i&amp;shy;rə&amp;shy;vi&amp;shy;lik bil&amp;shy;di&amp;shy;rən ad&amp;shy;dır. Müəl&amp;shy;li&amp;shy;fin de&amp;shy;diy&amp;shy;i&amp;shy;nə görə, Çəm&amp;shy;bə&amp;shy;rək əra&amp;shy;zi&amp;shy;si qöv&amp;shy;sva&amp;shy;rı yer&amp;shy;ləş&amp;shy;mə&amp;shy;si ilə se&amp;shy;çi&amp;shy;lən bir əra&amp;shy;zi&amp;shy;dir.&lt;br /&gt;Bəl&amp;shy;kə də, du&amp;shy;ma&amp;shy;nın, çə&amp;shy;nin da&amp;shy;ha tez bürüdüyü yer, çən bə&amp;shy;rə&amp;shy;si&amp;shy;dir bu yer&amp;shy;lər. Sözün so&amp;shy;nun&amp;shy;da&amp;shy;kı x` bu şi&amp;shy;və&amp;shy;lə&amp;shy;rin səc&amp;shy;iyy&amp;shy;ə&amp;shy;vi sə&amp;shy;sar&amp;shy;tı&amp;shy;mı hal&amp;shy;la&amp;shy;rın&amp;shy;dan&amp;shy;dır.&lt;br /&gt;Kənd ad&amp;shy;la&amp;shy;rı&amp;shy;na diq&amp;shy;qət ye&amp;shy;ti&amp;shy;rək: Göy&amp;shy;çə, Şorca, Tox&amp;shy;luca, Cil, Ayı&amp;shy;bu&amp;shy;lax (Göy&amp;shy;çə şi&amp;shy;və&amp;shy;lə&amp;shy;ri); Qa&amp;shy;ra&amp;shy;qoy&amp;shy;un&amp;shy;lu, Cı&amp;shy;vıx&amp;shy;lı, Göl&amp;shy;kənd, Çay&amp;shy;kənd, Qa&amp;shy;ra&amp;shy;qaya, Ya&amp;shy;nıx&amp;shy;pəyə (Qa&amp;shy;ra&amp;shy;qoy&amp;shy;un&amp;shy;lu şi&amp;shy;və&amp;shy;lə&amp;shy;ri); Po&amp;shy;lad, Ala&amp;shy;çıq&amp;shy;qaya, Haq&amp;shy;qıx&amp;shy;lı (Ay&amp;shy;rım şi&amp;shy;və&amp;shy;lə&amp;shy;ri) və s. Bu to&amp;shy;po&amp;shy;nim&amp;shy;lə&amp;shy;rin türk mən&amp;shy;şə&amp;shy;li olduğu&amp;shy;nu izah et&amp;shy;məyə eh&amp;shy;tiy&amp;shy;ac yox&amp;shy;dur. Bun&amp;shy;lar ək&amp;shy;sə&amp;shy;riyy&amp;shy;ət eti&amp;shy;ba&amp;shy;ri&amp;shy;lə eti&amp;shy;mo&amp;shy;lo&amp;shy;g&amp;shy;iy&amp;shy;a&amp;shy;sı göz önün&amp;shy;də olan kənd ad&amp;shy;la&amp;shy;rı&amp;shy;dır. Et&amp;shy;no&amp;shy;qra&amp;shy;fik cə&amp;shy;hət&amp;shy;dən öy&amp;shy;rən&amp;shy;mək olar ki, nə müna&amp;shy;si&amp;shy;bət&amp;shy;lə ya&amp;shy;ran&amp;shy;mı&amp;shy;ş&amp;shy;lar, la&amp;shy;kin dil&amp;shy;çi&amp;shy;lik ba&amp;shy;xı&amp;shy;mın&amp;shy;dan ax&amp;shy;ta&amp;shy;rı&amp;shy;ş&amp;shy;la&amp;shy;ra o qə&amp;shy;dər də güc tə&amp;shy;ləb olun&amp;shy;mur. Bir qə&amp;shy;dər Göy&amp;shy;çə da&amp;shy;i&amp;shy;rə&amp;shy;sin&amp;shy;də&amp;shy;ki Ar&amp;shy;da&amp;shy;nış, Qa&amp;shy;ra&amp;shy;qoy&amp;shy;un&amp;shy;lu əra&amp;shy;zi&amp;shy;sin&amp;shy;də&amp;shy;ki Əmir&amp;shy;xey&amp;shy;ir, Bəry&amp;shy;a&amp;shy;bad, Sa&amp;shy;lah, Ay&amp;shy;rım da&amp;shy;i&amp;shy;rə&amp;shy;sin&amp;shy;də Ağ&amp;shy;kil&amp;shy;sə kənd ad&amp;shy;la&amp;shy;rı ba&amp;shy;rə&amp;shy;də düşünmək olar. Sa&amp;shy;lah - xü&amp;shy;su&amp;shy;si ad&amp;shy;dır və bu ad&amp;shy;la öl&amp;shy;kə&amp;shy;mi&amp;shy;zin əra&amp;shy;zi&amp;shy;sin&amp;shy;də Sa&amp;shy;lah&amp;shy;lı kənd&amp;shy;lə&amp;shy;ri var. To&amp;shy;po&amp;shy;ni&amp;shy;min qa&amp;shy;zax türk tay&amp;shy;fa&amp;shy;sı&amp;shy;na məx&amp;shy;sus sa&amp;shy;lah&amp;shy;lı et&amp;shy;no&amp;shy;ni&amp;shy;min&amp;shy;dən ya&amp;shy;ran&amp;shy;dığı qeyd edi&amp;shy;lir.(2;505) Əmir&amp;shy;xey&amp;shy;ir to&amp;shy;po&amp;shy;ni&amp;shy;mi&amp;shy;nin də birinci kom&amp;shy;po&amp;shy;nen&amp;shy;ti Əmir xü&amp;shy;su&amp;shy;si ad&amp;shy;dan iba&amp;shy;rət&amp;shy;dir; ikinci kom&amp;shy;po&amp;shy;nent isə türkcə «va&amp;shy;di&amp;shy;nin su&amp;shy;va&amp;shy;rı&amp;shy;lan his&amp;shy;sə&amp;shy;si» mə&amp;shy;na&amp;shy;sın&amp;shy;da ka&amp;shy;ir sözü ilə əla&amp;shy;qə&amp;shy;lən&amp;shy;di&amp;shy;ri&amp;shy;lir. (1;253) Baş&amp;shy;qa bir fik&amp;shy;rə gö&amp;shy;rə, ikinci kom&amp;shy;po&amp;shy;nent&amp;shy;də «sıl&amp;shy;dı&amp;shy;rım qaya» mə&amp;shy;na&amp;shy;sın&amp;shy;da kay&amp;shy;ır, ka&amp;shy;ir kökü var&amp;shy;dır. (2;316)&lt;br /&gt;Hər hal&amp;shy;da, sıl&amp;shy;dı&amp;shy;rım qaya yox, Əmi&amp;shy;rə su&amp;shy;va&amp;shy;rı&amp;shy;lan sa&amp;shy;hə məx&amp;shy;&amp;shy;sus olar&amp;shy;dı. Ağ&amp;shy;kil&amp;shy;sə xri&amp;shy;s&amp;shy;ti&amp;shy;an&amp;shy;lığ&amp;shy;ın Er&amp;shy;mə&amp;shy;ni&amp;shy;s&amp;shy;tan və Gür&amp;shy;cüstan&amp;shy;dan da&amp;shy;ha tez yay&amp;shy;ıl&amp;shy;dığı Al&amp;shy;ba&amp;shy;niya əra&amp;shy;zi&amp;shy;sin&amp;shy;də&amp;shy;ki kil&amp;shy;sə ət&amp;shy;ra&amp;shy;fın&amp;shy;da sa&amp;shy;lın&amp;shy;mış kən&amp;shy;din adı&amp;shy;dır və bu&amp;shy;nun ka&amp;shy;to&amp;shy;lik er&amp;shy;mə&amp;shy;ni kil&amp;shy;sə&amp;shy;si ilə heç bir əla&amp;shy;qə&amp;shy;si yox&amp;shy;dur.&lt;br /&gt;Kənd ad&amp;shy;la&amp;shy;rı içə&amp;shy;ri&amp;shy;sin&amp;shy;də Ar&amp;shy;da&amp;shy;nış to&amp;shy;po&amp;shy;ni&amp;shy;mi da&amp;shy;ha ma&amp;shy;raq&amp;shy;lı&amp;shy;dır. 1728-ci ilə aid mən&amp;shy;bə&amp;shy;də Ar&amp;shy;da&amp;shy;niç ki&amp;shy;mi qey&amp;shy;də alın&amp;shy;mış&amp;shy;&amp;shy;dır.(3;17, 1;126) Eti&amp;shy;mo&amp;shy;lo&amp;shy;g&amp;shy;iy&amp;shy;a&amp;shy;sı haq&amp;shy;qın&amp;shy;da müxtə&amp;shy;lif fi&amp;shy;kir&amp;shy;lər var&amp;shy;dır. Bir fi&amp;shy;k&amp;shy;rə gö&amp;shy;rə, «dağ», «dağ&amp;shy;lıq», «dağ kən&amp;shy;di» mə&amp;shy;na&amp;shy;sın&amp;shy;da art sözündən, mə&amp;shy;kan bil&amp;shy;di&amp;shy;rən -an və sözdü&amp;shy;zəl&amp;shy;di&amp;shy;ci -ış şə&amp;shy;kil&amp;shy;çi&amp;shy;sin&amp;shy;dən iba&amp;shy;rət&amp;shy;dir.(2,73) B.Bu&amp;shy;da&amp;shy;qov və Q.Qey&amp;shy;bul&amp;shy;lay&amp;shy;ev isə əha&amp;shy;li ilə bir&amp;shy;lik&amp;shy;də Tür&amp;shy;kiyə əra&amp;shy;zi&amp;shy;sin&amp;shy;dən gə&amp;shy;ti&amp;shy;ril&amp;shy;mə ad ol&amp;shy;duğ&amp;shy;u&amp;shy;nu (Ərz&amp;shy;rum və Ba&amp;shy;tum əy&amp;shy;a&amp;shy;lət&amp;shy;lə&amp;shy;rin&amp;shy;də də Ar&amp;shy;da&amp;shy;nuç ad&amp;shy;lı kənd&amp;shy;lər var&amp;shy;dır) qeyd et&amp;shy;miş, mə&amp;shy;na&amp;shy;sı&amp;shy;nı də&amp;shy;qiq&amp;shy;ləş&amp;shy;dir&amp;shy;mək mümkün ol&amp;shy;ma&amp;shy;sa da, iki fər&amp;shy;ziyyə söy&amp;shy;lə&amp;shy;mi&amp;shy;ş&amp;shy;lər. Bir fər&amp;shy;ziyy&amp;shy;əyə gö&amp;shy;rə, İran dil&amp;shy;lə&amp;shy;rin&amp;shy;də&amp;shy;ki ar&amp;shy;ta&amp;shy;/ar&amp;shy;&amp;shy;da - «mü&amp;shy;qəd&amp;shy;dəs» sözü ilə bağ&amp;shy;lı ola bi&amp;shy;lər. Ar&amp;shy;ta/ar&amp;shy;da sözü «po&amp;shy;zul&amp;shy;maq», «pis&amp;shy;ləş&amp;shy;mək» mə&amp;shy;na&amp;shy;sın&amp;shy;da qə&amp;shy;dim türk lüğə&amp;shy;tin&amp;shy;də də var&amp;shy;dır.(4;56)&lt;br /&gt;Fi&amp;shy;k&amp;shy;ri&amp;shy;mizcə, müəl&amp;shy;li&amp;shy;f&amp;shy;lə&amp;shy;rin so&amp;shy;nra&amp;shy;kı yo&amp;shy;zu&amp;shy;mu da&amp;shy;ha ağ&amp;shy;la&amp;shy;ba&amp;shy;tan&amp;shy;dır: art - türk dil&amp;shy;lə&amp;shy;rin&amp;shy;də «dağ», «dağ ke&amp;shy;çi&amp;shy;di», «aşı&amp;shy;rım», anış - «eniş» sö&amp;shy;züdür (1;126) - ümu&amp;shy;mi mə&amp;shy;na&amp;shy;sı «dağ eni&amp;shy;şi», «dağ ətəyi» de&amp;shy;mək&amp;shy;dir.&lt;br /&gt;Cı&amp;shy;vıx&amp;shy;lı to&amp;shy;po&amp;shy;ni&amp;shy;mi&amp;shy;nin əs&amp;shy;li ci&amp;shy;bik&amp;shy;li (baş&amp;shy;qa adı Çi&amp;shy;nar&amp;shy;lu ) he&amp;shy;sab olu&amp;shy;nur və ci&amp;shy;bik&amp;shy;li türk tay&amp;shy;fa adı&amp;shy;nı ya&amp;shy;şat&amp;shy;dığı gös&amp;shy;tə&amp;shy;ri&amp;shy;lir. (1;431-433) Çu&amp;shy;&amp;shy;bux&amp;shy;lu et&amp;shy;no&amp;shy;ni&amp;shy;mi&amp;shy;nin şi&amp;shy;və va&amp;shy;ri&amp;shy;an&amp;shy;tı he&amp;shy;sab olu&amp;shy;nur.(2; 635-636)&lt;br /&gt;Göl&amp;shy;kənd sözünü yer&amp;shy;li əha&amp;shy;li kən&amp;shy;din əra&amp;shy;zi&amp;shy;sin&amp;shy;də göl&amp;shy;lə&amp;shy;rin çox&amp;shy;luğu ilə izah edir. To&amp;shy;po&amp;shy;nim qə&amp;shy;dim qul tay&amp;shy;fa adı ilə də əla&amp;shy;qə&amp;shy;lən&amp;shy;di&amp;shy;ril&amp;shy;miş&amp;shy;dir (Qul&amp;shy;kənd). (1; 323) İrə&amp;shy;van əya&amp;shy;lə&amp;shy;ti&amp;shy;nin No&amp;shy;vo&amp;shy;bay&amp;shy;a&amp;shy;zid və Şi&amp;shy;ra&amp;shy;kel nahiyə&amp;shy;lə&amp;shy;rin&amp;shy;də Göl&amp;shy;kənd ad&amp;shy;lı kənd&amp;shy;lə&amp;shy;rin ol&amp;shy;ma&amp;shy;sı da bu fi&amp;shy;k&amp;shy;rin ağ&amp;shy;la&amp;shy;ba&amp;shy;tan ol&amp;shy;duğ&amp;shy;u&amp;shy;nu gö&amp;shy;s&amp;shy;tə&amp;shy;rir.&lt;br /&gt;Göy&amp;shy;çə to&amp;shy;po&amp;shy;ni&amp;shy;mi, şübhə&amp;shy;siz, Göy&amp;shy;çə gölünün adın&amp;shy;dan&amp;shy;dır. Göy&amp;shy;çə gölünə isə bu ad suy&amp;shy;u&amp;shy;nun ma&amp;shy;vi rə&amp;shy;ngə çal&amp;shy;ma&amp;shy;sı ilə əla&amp;shy;qə&amp;shy;dar ve&amp;shy;ril&amp;shy;miş&amp;shy;dir. Şorca to&amp;shy;po&amp;shy;ni&amp;shy;mi «şor yer» mə&amp;shy;na&amp;shy;sın&amp;shy;da&amp;shy;dır. Ağ&amp;shy;bu&amp;shy;laq sözü «iç&amp;shy;məyə ya&amp;shy;rar&amp;shy;lı su» mə&amp;shy;na&amp;shy;sın&amp;shy;da ağ sözü ilə bu&amp;shy;laq sözündən&amp;shy;dir. (1;104; 2,27)&lt;br /&gt;Tox&amp;shy;luca kənd adı&amp;shy;nın əs&amp;shy;li Tuk&amp;shy;luca he&amp;shy;sab olu&amp;shy;nur və qıp&amp;shy;çaq&amp;shy;la&amp;shy;rın tuk tay&amp;shy;fa&amp;shy;sı&amp;shy;nın adı&amp;shy;nı ya&amp;shy;şat&amp;shy;dığı gö&amp;shy;s&amp;shy;tə&amp;shy;ri&amp;shy;lir. (1;390)&lt;br /&gt;Qa&amp;shy;ra&amp;shy;qoy&amp;shy;un&amp;shy;lu to&amp;shy;po&amp;shy;ni&amp;shy;mi&amp;shy;nin Qa&amp;shy;ra&amp;shy;qoy&amp;shy;un&amp;shy;lu türk tay&amp;shy;fa bir&amp;shy;ləş&amp;shy;&amp;shy;mə&amp;shy;si&amp;shy;nin və bir&amp;shy;ləş&amp;shy;mə&amp;shy;nin ya&amp;shy;rat&amp;shy;dığı döv&amp;shy;lə&amp;shy;tin (1410-1468) adı&amp;shy;nı əks et&amp;shy;dir&amp;shy;diy&amp;shy;i&amp;shy;nə heç bir şübhə yox&amp;shy;dur. Bəry&amp;shy;a&amp;shy;bad to&amp;shy;po&amp;shy;ni&amp;shy;mi&amp;shy;ni isə B.Bu&amp;shy;da&amp;shy;qov və Q.Qey&amp;shy;bul&amp;shy;lay&amp;shy;ev mon&amp;shy;qolca bay&amp;shy;ri - «düşə&amp;shy;rgə» və abad - «kənd» sözlə&amp;shy;ri&amp;shy;nə ay&amp;shy;ır&amp;shy;mı&amp;shy;ş&amp;shy;lar.(1;156)&lt;br /&gt;Qa&amp;shy;ra&amp;shy;qaya - « böyük, hündür» mə&amp;shy;na&amp;shy;sın&amp;shy;da qa&amp;shy;ra sözü ilə qaya sö&amp;shy;zünün bir&amp;shy;ləş&amp;shy;mə&amp;shy;sin&amp;shy;dən əmə&amp;shy;lə gəl&amp;shy;miş&amp;shy;dir.&lt;br /&gt;Ay&amp;shy;rım kənd adı ay&amp;shy;rım (ay&amp;shy;rum) tay&amp;shy;fa&amp;shy;sı&amp;shy;nın adı&amp;shy;nı da&amp;shy;şı&amp;shy;yır. Əha&amp;shy;li&amp;shy;nin Əmir Tey&amp;shy;mur tə&amp;shy;rə&amp;shy;fin&amp;shy;dən Türkiy&amp;shy;ə&amp;shy;dən bu yer&amp;shy;lə&amp;shy;rə köçürüldüyü və sözün El-Rum sözünün tə&amp;shy;h&amp;shy;ri&amp;shy;fi ola bi&amp;shy;ləc&amp;shy;əyi gü&amp;shy;man edi&amp;shy;lir. (1;115)&lt;br /&gt;Po&amp;shy;lad kən&amp;shy;di&amp;shy;nin əha&amp;shy;li&amp;shy;si Ay&amp;shy;rım&amp;shy;la&amp;shy;rın bir qo&amp;shy;lu olub, Po&amp;shy;lad&amp;shy;çayı ət&amp;shy;ra&amp;shy;fın&amp;shy;da mə&amp;shy;s&amp;shy;kun&amp;shy;la&amp;shy;şan&amp;shy;lar&amp;shy;dır. Ala&amp;shy;çıq&amp;shy;qaya to&amp;shy;po&amp;shy;ni&amp;shy;mi&amp;shy;nin bi&amp;shy;rinci kom&amp;shy;po&amp;shy;nen&amp;shy;ti Alac&amp;shy;i&amp;shy;ki dağ adı&amp;shy;nın tə&amp;shy;h&amp;shy;ri&amp;shy;fi he&amp;shy;sab olu&amp;shy;nur. Alac&amp;shy;i&amp;shy;ki - ala və ci&amp;shy;ki sözlə&amp;shy;rin&amp;shy;dən «ala dağ də&amp;shy;rə&amp;shy;si» mə&amp;shy;na&amp;shy;sı&amp;shy;nı ve&amp;shy;rir.(1;119)&lt;br /&gt;Haq&amp;shy;qıx&amp;shy;lı to&amp;shy;po&amp;shy;ni&amp;shy;mi isə haq&amp;shy;qıx&amp;shy;lı et&amp;shy;no&amp;shy;ni&amp;shy;min&amp;shy;dən ya&amp;shy;ran&amp;shy;mış et&amp;shy;no&amp;shy;to&amp;shy;po&amp;shy;nim say&amp;shy;ı&amp;shy;lır. (2;124)&lt;br /&gt;Ha&amp;shy;mı&amp;shy;sı əsil&amp;shy;li-köklü Azər&amp;shy;bayc&amp;shy;an kənd&amp;shy;lə&amp;shy;ri&amp;shy;nin ən qə&amp;shy;dim sa&amp;shy;kin&amp;shy;lə&amp;shy;ri olan be&amp;shy;lə bir xal&amp;shy;qın öz yur&amp;shy;du&amp;shy;nu məc&amp;shy;bu&amp;shy;ri şə&amp;shy;kil&amp;shy;də tərk et&amp;shy;mə&amp;shy;si, doğ&amp;shy;ma tor&amp;shy;paq&amp;shy;la&amp;shy;rın doğ&amp;shy;ma in&amp;shy;san&amp;shy;la&amp;shy;rın nə&amp;shy;fə&amp;shy;si&amp;shy;nə hə&amp;shy;s&amp;shy;rət qal&amp;shy;ma&amp;shy;sı ba&amp;shy;rə&amp;shy;də düşündükcə da&amp;shy;xi&amp;shy;lin&amp;shy;də sə&amp;shy;ni mən&amp;shy;hus bir bo&amp;shy;ş&amp;shy;luğa sürükləy&amp;shy;ən, adı&amp;shy;na «in&amp;shy;san» dey&amp;shy;i&amp;shy;lən qon&amp;shy;şu&amp;shy;la&amp;shy;rı&amp;shy;mı&amp;shy;zın ya&amp;shy;ra&amp;shy;maz&amp;shy;lığ&amp;shy;ı&amp;shy;na qə&amp;shy;zəb doğ&amp;shy;u&amp;shy;ran his&amp;shy;slər baş qal&amp;shy;dırır.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;Be&amp;shy;lə&amp;shy;lik&amp;shy;lə, biz ke&amp;shy;çən əs&amp;shy;rin 60-cı il&amp;shy;lə&amp;shy;ri&amp;shy;nin el&amp;shy;mi tə&amp;shy;la&amp;shy;ba&amp;shy;tı əsa&amp;shy;sın&amp;shy;da ya&amp;shy;ran&amp;shy;mış bu əsə&amp;shy;ri diq&amp;shy;qət&amp;shy;lə nə&amp;shy;zər&amp;shy;dən ke&amp;shy;çir&amp;shy;dik və onun böyük zəh&amp;shy;mə&amp;shy;tin bə&amp;shy;h&amp;shy;rə&amp;shy;si ol&amp;shy;duğ&amp;shy;u&amp;shy;nu, ir&amp;shy;tica se&amp;shy;li&amp;shy;nin qur&amp;shy;ba&amp;shy;nı olan və bun&amp;shy;dan son&amp;shy;ra tədqi&amp;shy;qi mümkün ol&amp;shy;may&amp;shy;an şi&amp;shy;və&amp;shy;lə&amp;shy;rin fakt&amp;shy;la&amp;shy;rı ilə zə&amp;shy;ng&amp;shy;in&amp;shy;liy&amp;shy;i&amp;shy;ni nə&amp;shy;zə&amp;shy;rə ala&amp;shy;raq çap olun&amp;shy;ma&amp;shy;sı&amp;shy;nı fay&amp;shy;da&amp;shy;lı və zə&amp;shy;ru&amp;shy;ri bil&amp;shy;dik.&lt;br /&gt;Qeyd et&amp;shy;diy&amp;shy;i&amp;shy;miz ki&amp;shy;mi, Şöv&amp;shy;kət Ma&amp;shy;naf oğ&amp;shy;lu Kə&amp;shy;ri&amp;shy;mov bu alə&amp;shy;&amp;shy;min öz ye&amp;shy;tir&amp;shy;mə&amp;shy;si&amp;shy;dir, Göl&amp;shy;kənd kən&amp;shy;din&amp;shy;də ana&amp;shy;dan ol&amp;shy;muş&amp;shy;dur. Qa&amp;shy;zax müəl&amp;shy;lim&amp;shy;lər in&amp;shy;sti&amp;shy;tu&amp;shy;tu&amp;shy;nu (1951-1952), Zər&amp;shy;da&amp;shy;bi adı&amp;shy;na Gəncə Döv&amp;shy;lət Pe&amp;shy;da&amp;shy;qo&amp;shy;ji İn&amp;shy;sti&amp;shy;tu&amp;shy;tu&amp;shy;nun dil və ədə&amp;shy;biyy&amp;shy;at fakültə&amp;shy;si&amp;shy;ni (1953-1957) bi&amp;shy;tir&amp;shy;miş&amp;shy;dir. Gölkənd or&amp;shy;ta mək&amp;shy;tə&amp;shy;bin&amp;shy;də müəl&amp;shy;lim, tə&amp;shy;d&amp;shy;ris iş&amp;shy;lə&amp;shy;ri üzrə di&amp;shy;rek&amp;shy;tor müa&amp;shy;vi&amp;shy;ni, di&amp;shy;rek&amp;shy;tor, Kar&amp;shy;van&amp;shy;sa&amp;shy;ray Ma&amp;shy;a&amp;shy;rif Şö&amp;shy;bə&amp;shy;sin&amp;shy;də in&amp;shy;spek&amp;shy;tor, Ye&amp;shy;re&amp;shy;van Döv&amp;shy;lət Pe&amp;shy;da&amp;shy;qo&amp;shy;ji İn&amp;shy;sti&amp;shy;tu&amp;shy;tun&amp;shy;da müəl&amp;shy;lim və&amp;shy;zi&amp;shy;fə&amp;shy;lə&amp;shy;rin&amp;shy;də iş&amp;shy;lə&amp;shy;miş&amp;shy;dir. 1989-cu il&amp;shy;dən Azər&amp;shy;bayc&amp;shy;an Tex&amp;shy;ni&amp;shy;ki Uni&amp;shy;ver&amp;shy;si&amp;shy;te&amp;shy;ti&amp;shy;nin do&amp;shy;sen&amp;shy;ti&amp;shy;dir. 1972-ci il&amp;shy;də dis&amp;shy;ser&amp;shy;ta&amp;shy;siya müda&amp;shy;fiə edə&amp;shy;rək fi&amp;shy;lo&amp;shy;lo&amp;shy;g&amp;shy;iya elm&amp;shy;lə&amp;shy;ri na&amp;shy;mi&amp;shy;zə&amp;shy;di alim&amp;shy;lik dərəc&amp;shy;ə&amp;shy;si al&amp;shy;mış&amp;shy;dır. 50-dən ar&amp;shy;tıq el&amp;shy;mi mə&amp;shy;qa&amp;shy;lə&amp;shy;nin, bir sı&amp;shy;ra me&amp;shy;to&amp;shy;di&amp;shy;ki ədə&amp;shy;biyy&amp;shy;a&amp;shy;tın müəl&amp;shy;li&amp;shy;fi&amp;shy;dir.&lt;br /&gt;Göl&amp;shy;kənd böyük ziy&amp;shy;a&amp;shy;lı&amp;shy;lar or&amp;shy;du&amp;shy;su ye&amp;shy;tir&amp;shy;miş&amp;shy;dir. Ona gö&amp;shy;rə də vax&amp;shy;ti&amp;shy;lə «ki&amp;shy;çik aka&amp;shy;de&amp;shy;miya» ad&amp;shy;lan&amp;shy;dı&amp;shy;rıl&amp;shy;mış&amp;shy;dır: «Göl&amp;shy;kənd kən&amp;shy;di&amp;shy;nin mə&amp;shy;zun&amp;shy;la&amp;shy;rın&amp;shy;dan 20-dən çox elm&amp;shy;lər dok&amp;shy;to&amp;shy;ru, 100-dən çox elm&amp;shy;lər na&amp;shy;mi&amp;shy;zə&amp;shy;di ye&amp;shy;tiş&amp;shy;miş&amp;shy;dir. Ta&amp;shy;rix elm&amp;shy;lə&amp;shy;ri dok&amp;shy;to&amp;shy;ru Hə&amp;shy;mid Əliy&amp;shy;ev (mə&amp;shy;nim də se&amp;shy;vim&amp;shy;li müəl&amp;shy;li&amp;shy;mim ol&amp;shy;muş&amp;shy;dur - Q.K .), iq&amp;shy;ti&amp;shy;sad elm&amp;shy;lə&amp;shy;ri dok&amp;shy;to&amp;shy;ru Hə&amp;shy;sən Al&amp;shy;lah&amp;shy;ver&amp;shy;diy&amp;shy;ev, kimya elm&amp;shy;lə&amp;shy;ri dok&amp;shy;to&amp;shy;ru Qay&amp;shy;ıb&amp;shy;ver&amp;shy;di İs&amp;shy;kən&amp;shy;də&amp;shy;rov, tibb elm&amp;shy;lə&amp;shy;ri dok&amp;shy;to&amp;shy;ru Sa&amp;shy;bir Əliy&amp;shy;ev, kimya elm&amp;shy;lə&amp;shy;ri dok&amp;shy;to&amp;shy;ru Fir&amp;shy;do&amp;shy;vsi Sey&amp;shy;i&amp;shy;dov Göl&amp;shy;kənd or&amp;shy;ta mək&amp;shy;tə&amp;shy;bi&amp;shy;nin ye&amp;shy;tir&amp;shy;mə&amp;shy;lə&amp;shy;rin&amp;shy;dən&amp;shy;dir. Göl&amp;shy;kənd or&amp;shy;&amp;shy;ta mək&amp;shy;tə&amp;shy;bi Şöv&amp;shy;kət Kə&amp;shy;ri&amp;shy;mo&amp;shy;vun rəh&amp;shy;bər&amp;shy;lik et&amp;shy;diyi dövr&amp;shy;də (1964 -1988), xüsu&amp;shy;si&amp;shy;lə böyük müvəf&amp;shy;fə&amp;shy;qiy&amp;shy;yət&amp;shy;lər əl&amp;shy;də et&amp;shy;miş&amp;shy;dir». (5)&lt;br /&gt;Bu söz&amp;shy;lər Şöv&amp;shy;kət müəl&amp;shy;li&amp;shy;min bir alim, bir təd&amp;shy;qi&amp;shy;qat&amp;shy;çı, hə&amp;shy;qi&amp;shy;qi bir pe&amp;shy;da&amp;shy;qoq ol&amp;shy;maq&amp;shy;la ya&amp;shy;na&amp;shy;şı, bac&amp;shy;a&amp;shy;rıq&amp;shy;lı təş&amp;shy;ki&amp;shy;lat&amp;shy;çı, və&amp;shy;tən&amp;shy;se&amp;shy;vər bir in&amp;shy;san ol&amp;shy;duğ&amp;shy;u&amp;shy;nu bir da&amp;shy;ha tə&amp;shy;s&amp;shy;diq edir.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;İn&amp;shy;di Şöv&amp;shy;kət müəl&amp;shy;lim ömrünün müdrik çağ&amp;shy;la&amp;shy;rı&amp;shy;nı ya&amp;shy;şay&amp;shy;ır. Bir il son&amp;shy;ra 75-ə ça&amp;shy;tac&amp;shy;aq. Biz bu ki&amp;shy;ta&amp;shy;bı ça&amp;shy;pa onun 75 il&amp;shy;liy&amp;shy;i&amp;shy;nə hə&amp;shy;diyyə ki&amp;shy;mi ha&amp;shy;zır&amp;shy;la&amp;shy;dıq, ona can&amp;shy;sağ&amp;shy;lığı və da&amp;shy;ha do&amp;shy;lğun ya&amp;shy;ra&amp;shy;dıc&amp;shy;ı&amp;shy;lıq ar&amp;shy;zu&amp;shy;la&amp;shy;dıq.&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;11.02.2004&lt;br /&gt; &lt;br /&gt; &lt;br /&gt;ƏDƏ&amp;shy;BİYY&amp;shy;AT&lt;br /&gt; &lt;br /&gt;1. B.Ə.Bu&amp;shy;da&amp;shy;qov, Q.Ə.Qeybullayev. Ermənistanda Azərbaycan mənşəli to&amp;shy;po&amp;shy;nimlərin izahlı lüğəti. Bakı, «Oğuz eli», 1998.&lt;br /&gt;2. İ.Bayramov. Qərbi Azərbaycanın türk mənşəli toponimləri. Bakı, «Elm», 2002.&lt;br /&gt;3. Başbakanlık Arşivi. Qapu tahrir defterleri 808. 1728-ye tari&amp;shy;hi. Re&amp;shy;van eya&amp;shy;leti Defteri.&lt;br /&gt;4. Drevnetörkskiy slovarğ. Leninqrad, «Nauka»,1969.&lt;br /&gt;5. «Xalq qəzeti»,11 mart 1998-ci il.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7258922635693199905-5018957701549535937?l=lehcelerimiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lehcelerimiz.blogspot.com/feeds/5018957701549535937/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lehcelerimiz.blogspot.com/2009/03/azrbaycan-dilinin-cmbrk-v-kar-si-b-ke.html#comment-form' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7258922635693199905/posts/default/5018957701549535937'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7258922635693199905/posts/default/5018957701549535937'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lehcelerimiz.blogspot.com/2009/03/azrbaycan-dilinin-cmbrk-v-kar-si-b-ke.html' title=''/><author><name>FİRUZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07731551592816267514</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-7258922635693199905.post-1270068892061448860</id><published>2009-03-27T04:55:00.000-07:00</published><updated>2009-03-28T10:27:09.201-07:00</updated><title type='text'>ÇAĞIRIŞ</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;em&gt;&lt;strong&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Salam əziz dildaşlarım,&lt;/span&gt;&lt;/strong&gt;&lt;/em&gt;&lt;/div&gt;Mən bu blogda Azərbaycan dilinin ləhcə və şivələrini tədqiq etmək üçün materiallar toplamaq arzusundayam. Elə buna görə , siz dildaşlarımdan yardım tələb edirəm. İnşaallah sizin yardımızla ərdəmli və faydalı bilgilər toplaya bilək.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/7258922635693199905-1270068892061448860?l=lehcelerimiz.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://lehcelerimiz.blogspot.com/feeds/1270068892061448860/comments/default' title='Post Comments'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://lehcelerimiz.blogspot.com/2009/03/cagiris.html#comment-form' title='0 Comments'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7258922635693199905/posts/default/1270068892061448860'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/7258922635693199905/posts/default/1270068892061448860'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://lehcelerimiz.blogspot.com/2009/03/cagiris.html' title='ÇAĞIRIŞ'/><author><name>FİRUZ</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07731551592816267514</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='16' height='16' src='http://img2.blogblog.com/img/b16-rounded.gif'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
